Image

Ekonomik Giderler Zamlarla Tavan Yapmışken Taban Ücret BİN LİRAYLA Nasıl Geçinilir?

Herkes sussun, iyilik, güzellik ve sağlık haberleri kanalı haberciden'in bir çözüm önerisi var.
Dünyada çaresiz hastalık dışında her dertten çıkış yolu vardır ancak birlik beraberlik içinde olursak.
Son günlerde eskilerin deyimiyle millet (sözümüz meclisten dışarı) azdı/azıttı.
Azma kelimesi şeyler' in her şey' inde kullanılan taşkınlıkta ileri gitmek yani nehir normal akarken birden bire kabarması demek yani bu konuda nehrin suçu yok görevi gelen suyu iletmek ancak su normalden fazla geliyorsa taşkınlık kaçınılmazdır. Hadi diyelim ki burada kar fazla yağmış, eridiğinde elbette fazla su oluşturacak. Bu doğa olayıdır zaman zaman yıl yıl'a uymaz.
Ancak Türkiye bu durumu nasıl atlatacak aslında çok kolay fakat birçok kişi paraya para katma peşinde yani aç gözlülüğün son sınırlarındayız.
Birileri bizim mahvolmamızı istiyor belli.
Bunca şey evinde rahat uyuyanla, hiç birşeyi olmadan kaygı duyanların arasında psikoz bir durum oluşturduğu için çok yakında kişiler birçok hastalığa yakalanabilirler.
Öncelikle hepimiz sakin olmalıyız.
Öbür dünyaya ev, eşya, dolar, Altın gibi birşeyler götüremeyeceğimize göre kazandığımız üç beş kuruşu iyi değerlendirmeliyiz.
Asgari en az parayla kaliteli nasıl yaşanır. Böyle yaşam hak ettiğimiz değil elbette, kemer sıkmak hiç değil aslında sağlıklı yaşam.
Bin Türk lirası parayı mutfağımıza harcamak gerekirse temel malzemelerimizi hemen alalım.

En gerekli hayati malzeme listesi.
Bir kilo un. (50 kiloluk bir çuval un çok yakın zamanda alınmıştır 550-600 liradır)(Tahıl) (Bir çuval şeker de 120 liraydı) (Sebze şekerpancarı-Enerji)

Bir karton 30'lu yumurta. 50-60 lira (Protein)

Bir kilo köy peyniri 80-100 lira- Çökelekse 65-70 lira Protein)

Bir litre zeytinyağı.100 lira (Yağ-Enerji) Bir litre zeytinyağında kaç yemek kaşığı yağ vardır eğer otuzu geçmişse zaten gereken lazım olan gerekli ihtiyaç karşılanmış demektir.
Bir kilo zeytin yeşil veya siyah-50-60 lira

Bir kilo bulgur veya pirinç.(Bakliyat) bir kişiye bir çay bardağı yeterlidir.

Birer ikişer adet meyve ve sebze çeşitleri (Vitamin-çay)

İki kilo yani 4 paket makarna iki adet çubuk olmayan makarna burgu yada kelebek gibi, biri arpa diğeri tel şehriye olmak üzere iki çorbalık makarna. Makarnanın bir adedi 500 gr'dır ancak pişince bir kilo olmaktadır aynı şey pirinç ve bulgur içinde geçerlidir.

Zamanla tahin, pekmez gibi diğer kahvaltılıklar eklenebilir veya değiştirilebilir ancak un, yağ, yumurta gibi ürünler asla değişmez çünkü temel ihtiyaçlardandır.
Yemek kültürümüz çok zengin olduğu için saymayı unuttuğumuz veya sonrasından sıraya koymamız gereken çok şey olabilir mesela tereyağı-kaymak ve bal.
Bir kilo tereyağı şu anda 150 lira, kaymak da aynı.
bal da aynı fiyatta. bir kilo balı bir çay kaşığı olarak arasıra tüketirsek birkaç ay gider.

*********

Hep duyarız değil mi diyet, pehriz, fit olmak isteyenleri hatta önce yeriz sonrasında alınan kiloları vermeye çalışırız ve buna avuç dolusu paralar harcarız oysa bu yöntem beden sağlığımız içindir.
bedenimiz sağlıklı olduğunda güzelleşecektir ve bu da düşüncelere yansıyacaktır. Dolayısıyla sağlam kafadan kalbin güzel, güzel kalpten iyilikler çıkacaktır.
Bu da insanı mutlu eden en önemli etken. her biri birbiriyle anlam kazanır biri yoksa diğerleri sekteye uğrar.
Açlıkla savaşmak yerine ne yediğimizi, ne kadar yememiz gerektiğiniz bilmeliyiz.
Eskiden herkes kışa girerken bir çuval un, şeker, salça, bakliyatlarını, salça, tarhana ve kurutmalarını yapardı yine aynısı olmalı. mesela içinde yoğurt- protein, un, tahıl, sebze domates, biber ve birçok şey vitamin, bazı yerlerde bakliyat yani selenyum her biri ayrı vitaminlerin toplamında bir kişi için bir yemek kaşığı tarhana, iki bardak suya ihtiyaç var o kadar.
Yağ gereksiz, baharat istenirse eklenebilir veya hariçten kuru soğan, biber domates, sarımsak gibi sebze veyahut kıyma, kavurma, et suyu, süt  gibi şeyler.
Yiyebildiğimiz gıdalar ekleyerek zenginleştirmek mümkün fakat elimizde yapılmış tarhana olmadan olmaz.
Bizler de hergün rafadan yağda veya pişmiş bir yumurta yesek 30 gün eder.
Bir kaşık zeytinyağına ocağı açmadan yumurtayı kırın ve çok kısık ateşte yağda rafadan yumurta yapılabilir. Yumurtayı çok az tuz ve kimyonla yemeliyiz lezzeti damak çatlatır.
Sade suda pişen yumurtanın yanında hiç birşey yemesek de olur çünkü tamamı değerli bir proteindir.
Burada ekmeğimiz yok çünkü gerek de yok.
Bir kaşık un ile bir miktar suyu veya sütü karıştırıp kendimize akıtma-krep tarzı bir ekmek yapabiliriz.
hem sağlıklı, hem lezzetli en azından bir bütün ekmekten daha az un var ve özellikle beyaz ekmeğe konan bir sürü katkı maddelerinden korunmuş oluruz. Elbette ki aldığımız unlarda da katkılar var ancak işletmelere verilen unlar kadar değil.

ilk ay bulgur, pirinç ve makarnayı bir çay bardağı kullanacağız. Şöyle birşey de yapılabilir. Sabah kahvaltısıyla öğlen yemeğini birleştirme gibi.
Bir kaşık yağda pirinç, bulgur, makarna yada şehriyeyi kavurup aynı  bardağıyla iki buçuk ölçü suyla pişirdikten sonra pilava yada sulumsu çorbaya bir yumurta kırıp on dakik pişmesini bekleyelim inanılmaz bir katık oluyor.
Yani bugün yumurta yediğimizde ertesi gün peynir, domates, ertesi gün zeytin soğan, daha sonraki gün menemen gibi her gün ayrı şeyler yiyerek inanılmaz bir sağlık menüsü kurmuş oluruz.
Bir tavuk aldığımızda onu en az on parçaya bölerek göğüs etinden bulgurlu köfte, soğanlı köfte veya ıspanaklı her neyse, kemiklerinden haşlama, but veya kanatlarından ızgara yapabiliriz.
Veya tüm bir tavuk alıp kendimizi ödüllendirmek için haşlamasını pişirebiliriz.
Et, balık veya sakatatlardan her birini sıraya koyarak en azından yılda birkez gıda ürünlerini mevsiminde yemeliyiz.

Fotoğrafta gördüğümüz kahvaltı şekli hazmetmesi çok zor bir kahvaltıdır. 
Asla önerilmez sadece ara sıra misafirlere, misafirlikte veya tatillerde böyle kahvaltılar tercih edilebilir.

Sorusu olan varsa alabiliriz, online çalışabiliriz, tarif isteyenle pişirebiliriz.
Böylelikle bebekler, çocuklar, gençler, yetişkinler ve yaşlılar ne yediklerini öğrenmiş olurlar.
Ayrıca dakika başı tıkınma mideyi şaşırtıyor ve her seferinde yeniden başlamalar içimizdeki mekanizmayı bozuyor.
Yemek aralığımız en az üç-dört saat olmalı.