Image

Yıllar önce böyle sınavlar Anadolu Liselerine giriş sınavıydı sanırım. Her veli çocuğun en iyisi olmasını istese de aslında eğitimle birlikte sosyal faaliyetler, sağlık, spor bir arada gitmesi gerekiyor.
Çocuklara ne derseniz deyin onlar bildiklerini yapıyorlar ve kısmetlerinde ne varsa o.
Yönlendirme belli bir yerden sonra ters tepiyor.
Yıllar önce sınavlara hazırlansın diye dershaneler yarıştaydı ve çocuklar yarış atı gibi yarıştırılırdı.
Yetersiz geldiğinde hocalar tutulur, çocuklar ne istiyorlarsa alınır, eve misafir kabul edilmez, ders çalışsın diye sessizlik yaşanır ve gün gelir kendi çocukları da bu sınav yarışına girdiğinde işte belki o zaman geçmiş hatırlanır ancak şimdiki nesil bunu hatırlamayı bırakın belli yerlere geldikten sonra onları büyütenleri bir çöp gibi kenara atabiliyorlar. 
Kazanan çocuklarsa herkesin geçtiği o yoldan geçerken kendilerini birşey sanıyorlar oysa hayat herkes için aynı amaç da.
Veliler, öğretmenler ve çocukların istediği tek şey kazanmak ama neyi sınavı mı, hayatı mı?
Elbette belli yolları açıyor olabilir fakat her konuda emek verilenler unutulmamalı.
Öncesinde sınav tarihi belli oluyor ve sınav ücreti yatırılıyor. Eskiden belirtilen günün son haftası sabahtan akşama kadar bankada kuyruk beklendiği vakidir.
O tatlı telaşta son hafta çocuk kafası rahatlasın diye gezdirilir, yemeğe götürülür. Eskiden o nesil için en istenen yemek hamburgerlerdi. Yanında bolca büyük boy patates kızartması ve buzlu bir kola.
Sınav yeri belli olduğunda okula giderek okulu görmek insanları yolu kolay bulması için önceden yapılan bir önlem.
Sınav günüyse illa ki birşey olacak. Evden çıkarken unutulmuş birşey var mı derken arabanın anahtarının kaybolması,  kimliğin unutulması gibi durumlar için okula erken gidilmesi gerekiyor özellikle İstanbul gibi yerlerde trafiğe takılabilir insan.
Aksilik olacak ya sınava giriş kağıdı evde unutmamak için elinde taşıyan Gülin sabahın seher vaktinde bomboş otobüsün en arka koltuğuna oturarak sınav kağıdını elinde sallaya, sallaya götüren laf dinlemeyen kız öğrenci, kağıdı bir anlığına yanındaki koltuğa koyunca unutup inmişliği bile var. Okulun kapısında içeriye alınacağı zaman sınav giriş belgesini bulmadığında otobüs güzergahına çıkıp, gelen otobüse binerek o otobüsü yakalayarak en büyük koşuşturmayı anneler yapıyor.
Çocuklarda mide bulantısı, baş ağrısı, karına giren sancılarla içeriye alındığında kuşun kalem, silgi yada kalemtraşların süslü püslü albenili görsellikleri ve bilgileriyle baş başa kalıyorlar.
İşte şimdi böyle şeylerin adı LGS yani  liseye giriş sınavı oldu. Milan gibi gençlerin yürekleri heyecanla atıyor.
gerekli mi, elbette evet. Hiç okuyanla/mayan, ders çalışanla/mayan bir olur mu? Olmaz.
Yetiştirilen çocukların nasıl çocuk yetiştirdikleri yakında sınav sonuçları açıklanınca öğrenilecek bakalım onlar da kendilerine yapılan onca masrafın hesabını çocuklarına kıyıp sorabilecekler mi?
Düşündüren bir gerçek.
Ellerinden tutup ilk okula götürdüğümüz ilk günler anneye muhtaçlarken, onları geldiklere seviyeye taşıyan kişileri çabucak unutup kendi çocuklarına odaklandıklarında sanki farklı birşey olacak sanıyorlar ve herşeyi kendi başlarına yapmak istemeleri anormal değil normal.
Kim istemez ki sınav heyecanını Milan'la yaşamak elbette anneleri. Kafaları dağılacak diye odalarından dışarıya bile çıkartmıyorlar her şeyleri programlı.
geçmişe dönüp kendilerine baksalar çocuklarının odalarında o sorularla baş başayken büyüme hormonlarından dolayı akılları yerde mi havada mı anlarlar fakat bunu zamanla anlayacaklar.
Bebek ve Çocuk Gurme Milan'a ve diğer tüm çocuklara başarılar.
Hepsi iyi yerlere gelir diye yanlarında olamazsak da arkalarındayız.