Image

Deniz Kakanaş kimdir? Toplum geliştirmecidir.

Deniz Kakanaş yuvadaki kimsesiz kız çocuklarına annelik yapan, onlaraı gelin eden, çocuklarına bakan, tüm ihtiyaçlarını karşılayan kişidir.
Deniz Kakanaş tubitak bilim dergisini Türkiye içinde okumaya alışsınlar, postacı geleneğini yaşasınlar diye kendi çocuklarına hediye almaz diğer çocukları sevindirmek için tüm aldığı maaşını harcayacak kadar cesaretli eğitimcidir.
Deniz Kakanaş insan sağlığı için çalışan bir yabancı mutfak şefidir. 
Deniz Kakanaş İtalyan mutfak şefidir.
Deniz Kakanaş yemek araştırmacısıdır.
Deniz Kakanaş, kültür araştırmalarını yerinde yapar, eksiklerini çalışarak tamamlar ve kişiyi ileriye taşımak için elinden gelen desteği verir.

Bir Cicim Dokuma Arşivlemesi Öncesi ve Sonrası Arafında Yaşananlar

Tahminen 8-9 yıl içinde defalarca farklı girişmeler olduğu halde ileriye gidiş yapılamayan şey çalışma değil, kişilerden kaynaklandığını yazmak gerek.
Yıllar önce onunla tanıştırıldığımda projesi reddedilmişti ve tekrar gittiğinde desteğimizle bir sabun atölyesi kurma projesini kazandı fakat bu konuda basit bir eğitimle büyük düşünmüştü aslında kapasitesi de vardı fakat kendisinden öyle bir tarz var ki iş ne kadar emek verse de sonuç vermiyordu çünkü kabul etmediği tek şey yöntem bilmediğiydi. Bazı kişiler ve işler hakkında ne söylerseniz söyleyin hiç bir ilerleme kaydedemezsiniz.
26.06.2026 Cuma gününden beş gün öncesindeki pazartesi gününe ve daha öncesindeki karar almaya gidelim. 
Cicim dokuma tezgahı kurulacak ve tamamı öğretici bir şekilde çekim yapıldıktan sonra bir enstitüde kapalı olarak sadece öğrenmek isteyenler tarafından görülecek ayrıca kişi sanatıyla birlikte kültür bakanlığına e-devlet üzerinden sınav başvurunda kayıt yaptırarak yaşayan insan hazinesi olarak sanatçı belgesini almak için süreç başlayacaktı.
Yaptığı sabunlarla ilgili çalışma yapılacaktı fakat kil başka ilçeden gelmediği için askıya alındı. birlikte gideriz dediğimde "herkes kendi yol parasını verir" dedi. Tamam dedim ancak ziraatle ilgili bir yer göndereceğini söylediği için iptal oldu. Aslında birazda onun için yapılacak masrafı neden ben karşılayayım zaten yollar çok masraflı, pahalı ve yorucu. Bir valiz dolusu giyecek, yiyecekle geldiğimden valizi yokuş yukarı çekemeyeceğimi söyleyerek "Ben çekerim demişti fakat karşıladığında pazardan alış veriş yapmış ve pazar arabasını kendisi, valiz bana kaldı.
Gitmeden yol uzun, zaman kısıtlı olduğundan eksik bir şey kalmaması için gerekli araç gereç yada ipleri hazırlamasını defalarca söylemiştim hatta liste yaptırmıştım. Pazartesi günü öğleden sonra yöreye ulaştığımda mis gibi çökelikli ve kaymaklı pidenin yüzüne bile bakmadılar meğer o yörede genelde herşeyde pide yaptırılırmış.
İlk akşam gün içinde vakit bulup yiyemediğim pideden atıştırıp sabaha odaklandık. Ertesi gün için heyecanlıydık, bir sürü hayaller kurdu arkadaş. Çarpana denilen dokuma aletinin bazı parçalarını zorla temin edebilmiş. Bunlardan biri kılıç diğeri ayırıcı bir tahta(adını sonra yazacağım)
Salı günü.
Sabah herkes uyurken kahvaltı hazırladım. İstenmese de pide vardı. Yarım litre saf zeytinyağında yarısı yeşil, yarısı siyah Antakya'nın en güzel iki çeşit zeytini ancak hiç yüzüne bakılmadı çünkü hazır market zeytini, peynir vardı. Çayı demledim arkadaş da anlaşılmaz minik parçalarda domates salatalık doğradı çatal batmıyor, kaşıkla yenecek salata gibiydi. Götürdüğüm köy ekmeği beğenildi ve bir kaç kaşık undan süt ve yumurta ile krep hamuru yaparak arkadaşa peynirli, kızına çikolata damlası getirmiştim katlama krep yaparak tabağını hazırladım sofrada kahvaltıyı yapıp kalktık fakat oturup sohbet etsem arkadaşın kalkmaya niyeti yoktu çünkü hazır olmadığının farkında bile değildi nasılsa ortaya bir iş konduğunda bir sürü kişi el atar, öncesinde bu işi hazırlayacakların bazıları arkadaş gibi yatar.
Aşağı kata inip hazırlık yapacakken öncesinde hazırla dediğim hiç bir şey hazır değildi. Önce yan komşunun bahçesinde lazım olacak olan uzun ve kısa sopa arandı, bir komşunun eşinden rica edilerek uçları sıyrılarak kalem gibi yapıldı ve çok yığıntı olan yere yapılacak dense de çoluk çocuk paslı demirlere falan takılır diye istemedim. Kapı önüne yapılması kararlaştırıldı bu seferde çakılacak yerin bir yerde boşluk olsa da karşı taş engeldi, olmaz dememe rağmen belediyenin işi ne gelip takar "bu yöre kendine has kuralları olan bir yöre" dedi oysa öyle bir şey yok.
Taş kaldırılmadan daha ileriye çakılarak başa iki, diğer uca bir kazık çakıldı. Metre ile ölçemedim 13-14 metre vardı. 
Arkadaşa diyorum ki bu çok fazla uzunluk biraz kısaltalım. Yüksek sesle" bu böyle kısaltamayız "diyor. Ancak ipi çevirecek olan kişi benim ve yer yokuştan dolayı yamuk yürürken terlik bile insanın ayağını burkabilir. 
Arkadaş sopaları ayarlarken karşı komşu cicim dokumalarını desen için getiriyor en geleneksel olan modeli yapacağız. Zeynep abla sessiz sakin haliyle evde yatalak kayınvalidesini eşine bırakıp geliyor ve ikimiz ipleri çekmek için desenlerin sırasını sayıyoruz.
Dış kısma üç siyah var bizdeki ip kahverengi kullanılacak diğeri kırmızıysa bizdeki mavi yün ipler. 
İpleri ilk üç tur kendileri sardı ve diğer ipe geçilirken sopaya bağlandı (ilk yanlış burada yapılmış)yani bizlere öyle gösterildi. İp gerildikten sonra Zeynep ablaya tekrar seslenildi kadın geldi ve arkadaşa cicim dokumanın en önemli düğüm atma yeri gösterildi fakat tekrar kalkıp gidince arkadaş yapmaya başladı. (İkinci yanlış burada askı ipi sağlam yorgan ipi gibi bir ip kullanılması gerekiyormuş arkadaş birşeylerden ipler çözdü ancak yeterli gelmeyeceğine kanaat getirince yün ipten yaptı.)
Yer yanlamasına yamuk olduğu ive ipi dönmek çok zor olduğu için terliği çıkarıp yürüsem de ayaklar yorgunluktan şişti. Komşular yardımcı oldu onlar da en az benim kadar hatta bir ara arkadaş da döndü hepimiz çok zorlandık. Sarmışken cicim uzun olsun nasılsa yardımcılar var düşüncesi hiç cicim dokumamış biri için fazla cesaretli karar. Meğer arkadaşın düşüncesi Zeynep abla ilmek atacak kendisi ipi döndürecekmiş ancak ilmeğin başında bizim gibi alaylı çıraklar olunca gergin geremediğimiz için zaman zaman yüksek sesle uyarıldık fakat gün akşama dönerken üç tahta zaten yüz kez dönme aradakilerle belki yüz elli kez 13-15 metre gidip gelmek çok fazla yorucuydu.
Bu arada arkadaş orayı yedi metre falan sanmış bir de ölçmüş biri olarak bunda ısrar ediyordu bunu tekrar mutlaka ölçtüreceğim.
Diğer telaş da ip sararken büyük iplerden yumak yapmaya çalışan komşular, yokuş aşağı yuvarlanan yumaklara koşmalar, yarı yolda yetmediğinde yine ip dönenlere yardımcı olmak için ilmek atmaya gitmek gibi çok ayrıntı var. Daha önce içeriden cicimi getirip sermiş, arkalarına komşununkilerle birlikte asmış, makas yada birşey lazım olunca koşuyoruz.
Arada yukarıya çıkıp kiraz yıkayıp çöpe gitmekten kurtarmak için kaymaklı pidelerimi ısıtıp aşağıya indirdiğim gibi bitti çünkü herkes açtı. Kiracılarından biri gönlü zengin kadın çay, kahve, yenen yemek bulaşıkları bizimle çalıştığı halde yapıp getirdi çok teşekkürler.
Daha öncesinden cicimi ölç ona göre yapalım demiştim. İpi gerdik bir metre ipten dokununca aynı bir metre mi oluyor halen bilmiyoruz.
Cicimin eni 30-35 cm, boyu 2.60 cm idi fakat arkadaş cicim dokumasından heybe yapacağı için kazığı uzağa çakarak misliyle uzattı. Oysa bir heybelik yapsaydı sarması herşeyi kolay olacaktı ve dokuma biterek kaldırılacaktı fakat onun için bizim uzaktan gelmemizin önemi yok kafasındaki düşüncesinden çıkamıyor ve bir çalışmanın ortaya çıkmasından daha çok kazanacağı parayı düşünüyor hem de hiç cicim dokumadan. daha önce heybe dokumuş olsa bile her sistem kendi içinde farklı bunu çok iyi anlıyor karşısındakilerini mecburmuşuz gibi ara sıra azarlıyor. En sonunda "kalk kendin yap" dedim. İpi dolaştırdı fakat o da çok yoruldu.
O akşam ip diğer uçtan ilmek atılarak toplandı, ilk başı dikkatlice katlanarak alt kattaki yere bırakıldı. o sırada yukarı kata çıkarak akşam yemeğine herkese salata ve dolaptan üç parça, üç kişilik balık tabağı hazırladım.
Duş alıp üzerimizi başımızı yıkamamız gerekti çünkü bir gün öncesinden üzerimizden çıkardığımız yol kıyafetleri var ve aktarım için bilgisayar, hard disk gibi yanımızda gelen valiz dolu olduğundan giyim çok fazla yok. Arkadaşta yumuşatıcı yokmuş, ütü yapılsa bile topluma karşı çok dökük görünüyoruz. Gece çamaşırları makineye yıkanması için koyduk, sabah çok erken saatte ipe astım ancak kurumayınca askılı ev elbisesiyle indim fakat kapalı toplum gözleriyle "onu çıkar diye yedi bitirdi birkaç kez "git üstünü değiştir" dediler sokaktan geçen hiç kimse de yok. Yukarıya çıkıp ıslak giysileri giymek zorunda kaldım ve beden sıcaklığında kurudular.
Sabah kahvaltısını çayı demleyip hazırlamış ve dolaptaki fasulyeden barbunya karıştırıp yemeği hazırlamıştım.
yanımda getirdiğim pastırmayı yaptım, pastırmalı yumurta yedik köy ekmeğiyle ve aşağıya işimizin başına indik.
Kazıklar tekrar çakılacak dahi çocuğun annesi inerken çakacak biri lazım dedik sağ olsun babası yine gelip bize yardım etti. Yan komu ve alttaki komşu ve birde bu kardeşimiz sağ olsun yardımcı oldular.
Bu sefer dikine sarılan ip yatırılacaktı ve çatma denilen kazıklar kuruldu. Bu kazıklar üç adet ve ilk gün sabah bir yerlerden iplikler sökülerek bu ipler Zeynep ablanın tarifi ile sıkıca bağlanmıştı. İkisi sağa sola diğeri arkaya açılarak ipin ortasına yerleştirilerek ilmek atılan yerden asılacaktı. Asıldı fakat ilmek ileri-geri gitmeyince yukarıdan bal mumu istendi getirdim iplere sürülse de bu sefer ipler birbirine biraz yapıştı. (3. yanlış ipler yünden değil, kayan sağla ipten olması gerekiyormuş) Elle biraz ileriye itilse, arasına kılıç denilen bir tahta ile ayrılsa yada yukarıya kaldırılıp elle çökülse de onca emek çöp oldu.
Ne yapıldıysa, kim başına geçtiyse hiç birşey yapılamadığı için bahane ipin yün olmasından başka ipin arasındaki sopa küçük boy olduğu için ileri-geri gitmesi için küçük bağlama yapıldığı söylendi.
Arkadaş bu hengamede dokumaya başlamış ilk başlangıcı çekemedim bana "başlıyorum "demedi. 
Öğleden sonra zaman ilerledikçe "bari yemek yiyelim aklımız başımıza gelsin" dedik ve fasulye yemeğini komşuya indirdik o da yoğurt getirdi ve hep birlikte yedik.
Ardından çay yapmıştı içildi ve tekrar işin başına döndük. Bu sefer yerimizde oldukça fazla kişi birikti. Bu sefer bu kişiler örülecek ipi küçük olarak yumakladılar ben de zaman zaman yaptım. 
Çekim saati geçmişti ki birden bire akşam güneşi kızıllığı cicimleri üzerinde batmaya başlayınca ışığı yakaladım. 
Çekim için en çok on dakikamız vardı.
 Arkadaşa defalarca dediğimi son kez söyledim "bana beş dakikanı ver anlat" "ne, nasıl yapılır?" Tam beş dakika.
Zorla ikna ederek kendisini alıp üçüncü kattaki eve çıktık.
Getirdiğim ipek elbiseleri şalvarıyla giydi. İçliği siyah boğazı kapalı tişört giymesini söylemiştim göğsü açık bir atlet giyindi. Boynuna benim beşi bir yerde gibi altını taktık. Başına fes, üzerine demir pullu örtüyü. Biraz makyajla harika oldu. Gelin gibi aşağıya indi ve beş-altı kez çekimden sonra sorularıma iyi bir sesle cevap vererek cicim dokuma aletleri, yapılan işlemleri, desen arasında geleneksel adlarıyla söyleyerek ipi birkaç kez geçirdikten sonra kılıçla sabitleyerek beş dakikalık çekim yapıldı fakat o arada yürüyüş yapan üç-beş kadın akşam güneşinde yürüyüş yaparlarken konuşmalar başladı. Kadınlardan biri bende bu aletler var dedi ve arkadaş üzerini değiştirmeye gitti.
O arada kadın "gel vereyim sana " dedi. birlikte giderek aletleri verdi ancak ben çekim yapmadan teslim almak istemediğimi sonra nereden bulduğumun cevabını veremeyeceğimi söyleyerek kadınlarla çekim yaptık ve o arada başka bir kadın aramıza karışarak hem aletleri tarif etti hem de" o düğümü ben göreyim gerekirse tekrar ben atarım" dedi. Odunları omuzladım yokuşa doğru çıktım ve alt kata bıraktım. 
O akşam cicim yeniden düzgünce toplandı ve yukarıya çıkarak bu sefer elimizi ayağımızı yıkadıktan sonra aynı ev elbisemi giydim ancak bende onlar gibi yıkamadım silkeleyip bıraktım. Arkadaş sabuncu olduğu halde ve ben ilk kez yanıma şampuan almamıştım sabunsuz el, ayak yıkıyor, duşu da suyla almak zorunda kalmıştım. Sokakta oturuyoruz, toz, topraktan temizlenmek gerekiyor fakat fareden de korkmuyorlar kapılar ardına kadar açık.
İkinci akşamda sofraya birşeyler hazırladık nereye yatacağımızı bilemedik. Gece uyandığımda susuz kalmışım, başım tuttu yatarken de yanıma su almamışım ayrıca omuzum başta her yerim ağrıyordu iyi ki yanıma bir adet ağrı kesici almışım almasaydım hastaneliktim inledim.
İlacı alıp uyumuşum. Sabah arkadaş kadın gelecek diye erken kalkmıştı. Hemen çayı koyduk kahvaltı yaparken kuru biber ve patlıcan dolması için suyu kaynatıp haşladık.
Akşamdan çıkardığımız biraz kıyma vardı arkadaş onu kavurmaya başladı oysa biz bol soğan kavurur, iç harcını pişirir en son kıymayı öyle koyarız. Bu arada kuru dolmalara bolca salça, acı, nar ekşisi gibi birşeyler konur arkadaş kendi bildiği gibi yaptı, birkaç dolmayı doldurdu işi vardı gitti. Ben de pişirmesine karışmayayım dedim. "Pişir nasıl pişirsen"diyerek çıktı gitti. İç hazırlarken o kadar az pirinç koydu ki malzeme fazlaydı yetmedi elbette. Çoğu boştu dolmaların minnacık oldular oysa içleri daha dolgun olsa daha çok doyurucu olur. Ayrıca kapıda mis gibi yeşil asma yaprağı varken onlardan da birkaç sarmak isterdim fakat iç yetmeyince içine salça koymadığı için üzerine bir adet domates dilimleyerek pişirdi. Arkadaş yemek ve zeytinyağlı limonlu salata sularını sevmiyordu, döküyordu, Domatesi de sevmiyormuş. 
İlk gün hazırladığım yemeklere bayılmış hiç böyle özel davranış görmediğini söylerken kadının dokuma aletlerini özellikle bana vermesi onu rahatsız etti. Birden bire yola daha erken çıkacağını söyledi durdu zaten bir gün öncesinde çalışma yapmayacaksak onca kalabalığın içinde, kanepe üzerinde belimiz kırılırken çok mutlu olmadığımı, titiz  olduğum için üzerime akşama kadar giydiğim giysiyi tekrar giyemeyeceğimi belirtmiştim. Zaten anlaşmamızda birkaç gün vardı ve kendisi toplanıp evi kapatıp yola çıkacağı için dolaptakileri yiyelim diyordu.
Karasız kararlarda gidip gelen ve normalde hep yorgun olan arkadaşım aslında kapasitesi çok yüksek biri olduğu halde bir yardımcısı olmadığı için her işe koştuğundan kendini toparlayamıyordu. İşleri biraz iyi gitsin coşar, biraz yolunda gitmediğinde herkesten ve herşeyden yakınır sonrasında bu kişilerle ilgili dikkatli olması gerektiğini söylediğinde tepki gösterdiği için bir işi sonuca varamıyor içinde savrulup duruyor fakat hiç kimse kimsenin stres topu değil, nazını, gazını çekmek zorunda değil.
Cimrilik insanda var olan bir durumdur. Saygı-sevgide cimri davrananlara hoş görü göstermek ona yapılacak en büyük haksızlıktır. Bir de buna bir misafire kekiği ile ünlü yörede bir tutam kekik alamadan gidince insan kahroluyor. Oysa tarhana dahil kuruyemişi, çikolatası, ekmeği, zeytini ve zeytinyağı ile gelmiş yemeğe ihtiyacı olmayan birine karşı çok büyük yanlış.


YAZILIYOR

Deniz Kakanaş kültür araştırırken değer kaybedilmesin diye havalara uçurup övmez her şeyi olduğu gibi yazar ve içinde eksiğimiz varsa yere sermez mutlaka üzerinde çalışır teknikle akademik bir tarzla tamamlamaya çalışarak işleri kolaylaştırmaya doğru yol alır, yoksa öylece bırakır.
Tüm aksaklıklar biliyorum diyerek işin başına geçip yapılamadığında herkesin el atmasıyla arap saçına dönmez bilakis her el farklı bir şey öğretirken anıları canlanarak o günlere gidilir ve gözleri dolar.

Yazan; Kültür Araştırmacısı ve habercisi Deniz Kakanaş
yazılıyor