Sağlık Sektöründe En çok Kazandıran Alanlar
Canlı
dünyasında insan Anatomisi, yüzyıllardır araştırılan ve en para kazandıran
alan.
En çok aranan, araştırılansa, kan, hücre, DNA, RNA ve kök hücredir.
Sağlık sektöründe A’dan Z’ye araştırma merkezleri, teorileri, bildiğimiz veya
bilmediğimiz laboratuvarlarda deneyimlenerek zihindeki düşünülenle, söylene
veya gösterilen farklı olabilir çünkü sağlık sektöründeki Pazar öyle büyük ki,
pay edilemiyor.
Dua ve dileklerimizde Allah muhtaç etmesin ve eksik etmesin dediğimiz yerlerin
başında gelir Hastane ve doktorlar. Düşürmesin dediğimiz yerse Hapishanedir.
Başkent Hacettepe hastanesi için eskiden adı Hacet dedeymiş derler. Yani bir
hastane içinde barındırdığı her şeyiyle hayati ihtiyaç.
Çalışana, yan sektörlere kazandırdığı gibi bazı hastalıkların tedavi süreci
uzun, maliyeti yüksek olduğu için sosyal sigortalar karşılayamadığında devreye
sivil toplum kuruluşları, yardımsever halk veya özel izne tabi olarak masraflar
karşılanmaktadır.
Devlete
bağlı hastaneler vardır, bunun yanında özeller. Hatta evinde hiç ölmeyecekmiş
gibi hastane kuran ve özel doktoru olan çok kişi vardır fakat zaman geldiğinde
hayat dalına hiç kimse ömür boyunca tutunamamıştır.
Zaten aranan diğer şeyde ölümsüzlüktür bu yüzden DNA’lar toplanarak ırkların
geri getirmeye çalışsalar da yapay zekanın adı yapay gerçek değil. Canlı kanlı
insan sürüsünün son temsilcileri olarak bozmaya çalıştıkları düzen bir daha
eskisi gibi olmaya bilir bu yüzden aklımızı başımıza almamız gerek. Hiç kimse
dünyaya ilk geliş, ırkların nasıl oluştuğu durumunu daha çözememişken Tanrı
olmaya kakışmamalı.
İnsanlara ne yapılırsa yapılsın teşekkür eden de çıkacaktır, küfreden de.
Sağlık sektöründeki şiddet tek taraflı değildir, uyum eğitimleri yetersiz
olduğu için kafası bozuk birçok insan gittiği yerde kaygı duyup, yorucu prosedür
canına tak edince, doktor hastayı, hasta doktoru tanımadığında veya yapılan
tedavi hakkında yeterli bilgi alınamadığında bir sürü karmaşa, yasa,
mahkemeler, suç ve cevaz gibi daha vahim durumlara sebep olmaktadır.
Özellikle
Acil servislerin yükü çok ağırdır. Acil denmiş yani ilkyardım derslerinde ilk
beş dakikanın önemi öğretilir fakat bazı kişiler gündüz poliklinikte sıra
beklememek için akşamın ilerleyen saatlerinde hasta olmasa bile doktoru görünce
psikolojik olarak rahatlayan ileri yaştaki insanlar, acil bir sorunu olmadığı servisi
doldururlar. Gece ve gündüz işleri bitmeyen birçok sağlıkçı insanlara
yetişebilmek için evine ocağına gidemez hale düşer.
Getirilen
randevu sistemi teknolojiye henüz uyum sağlayamamış kuşak bilenlerden destek
alırken, sıra ileri tarihlere verildiği için veya düzenleme bazı pilot
bölgelerde uygulansa bile insan yoğunluğu yine sorun çıkarmaktadır. İnsanlara
gerekli eğitim küçük yaşta verilmediği için herhangi sağdan soldan duyma bir
kuşku bile insanları hasta edebilir oysa insan çok acil bir kaza bela olmadığı
zamanlarda kendi kendisinin doktoru olabilir. Bir derin nefes almak, sakin
kalmak, biraz dinlenmek gibi. Hatta ilaç almalarına gerek kalmadan migren
hastalığı gibi ağrıları su içerek, yürüyüş yaparak, ağrı yapan süt ve kahve
ürünleri gibi yiyeceklerden uzak durarak geçirebilir.
Sakin kalmak için uyandırıcı, enerji verici değil uyutucu gıdalardan muz, mutlu
eden gıda patates gibi ürünler de ilaç yerine geçer.
Elbette ki bazı durumlarda sinsice gelen kalp krizleri, beyin kanamaları için
ilk beş dakika hayati önem taşır. İşte bu korku acillerin dolup taşmasına sebep
olmaktadır.
Acil durumlarda hastayı, hastaneye götüren ambulans her seferinde yol açan araç
olduğu için, peşinde kuyruk oluşturur. Bir ambulans bile sürücüsü ileri teknik
refleks eğitimi alsa bile, trafik çilesinden en zor durumda kalan kişidir.
Ambulans doktoru, hemşiresi, ilk müdahale, hastanın sigorta durumuna veya
hastalığına göre gideceği hastaneden tutunda ilk anlarla herkes karmaşa yaşar
mesela yanık ünitesi her hastanede bulunmadığı için birçok kişi hastane,
hastane dolaştırılır.
Bir trafik kazasında Acil servisin yanında trafik tutanakları, aracın
kaldırılması, kara haberin evlere ulaşması gibi birbirine bağlı birçok üzücü
olay gerçekleşir. Bu olumsuz durumların yaşanmaması için dikkat en önemli
kuraldır.
Meslek
seçmek istediğimizde aile büyükleri hep doktor veya kendilerine faydamız olsun
diye hemşire olmamızı isterler.
Sınavı, senelerce bitmeyen okulu, geri ödemeli yada ödemesiz bursları, stajı,
(deneme-yanılma) uzmanlığı, Profesörlüğü derken bir doktor binlerce kişiye
bedeldir ancak eksisiyle, artısıyla tartıp düşünmek, toplumla iş yapılacağı
için kendilerinin de dinlenmesi, gerektiğinde psikolojik destek alması
gereklidir çünkü onların gördüklerini görmüş olsaydık kafayı üşütebilirdik.
Bir
şey varsa karşı zıttı da olduğu için doktor varsa sahtesi de var. Aynı şekilde
bu ilaç için de geçerlidir. Sahte reçetenin önüne geçilmesi için e-reçeteye
geçildi fakat sektör öyle büyük ki, ilaç yazarken mümessillerin pazarladıklarına
ikna edilen birçok doktor farklı gelir edinebiliyorlar.
Doktordan çıktığımızdaysa eczaneler bekliyor.
Hastane veya aile hekimliği yerlerinde çalışan doktorlar birçok eczacıyla
paslaşırlar çünkü eskiden doktorların el yazısı yüzünden birçok ilaç okunamaz
haldeydi, ilaçların yanlış verilmesi hikayelere bile konu olmuştur. Şimdi
reçete masrafıyla bile e-reçete ile kalktı.
Karşılaştığımız şey hileli veya sahteyse bununla başa çıkmak oldukça zor.
Hastaya tedavi edilmesi için verilen ilaçların bazı çalışanlar tarafından çalınarak
satıldığını, gerçek ilaçların çalınarak tedavilerin tam yapılamadığı gibi
birçok aksaklık, insan sağlığı tehlikeye atan kötü kişiler aracılığıyla
yapılır.
Sağlık
sektöründe en çok kazandıran başta yer sağlayan hastaneler, olmazsa olmaz
doktorlar, birçok yan dallar beslense de olan yine çaresizlik, acılar içinde
ağrıya dayanmaya çalışan ve iyileşmeyi umutla bekleyen hastalara oluyor.
Hasta tedavi edildikten sonra hastalıkların nedenleri, takibi tez yapmak
isteyen kişiler tarafından. çok az kişiye uygulanıyor veya yeterince
uygulanmıyor.
Sağlık alanında oldukça fazla dernek ve sendika tarzı sivil toplum kuruluşları
var fakat bazı konularda hiçbir ilerleme sağlanamadı. Birçok doktorun en
sevdiği şey kazanmaya odaklı .
En
çok kazandıran cerrah doktorlar hayati gerekli en önemli elleri olanlar.
Şimdilerde ileri teknolojiyle yapılan ameliyatlar, ilaçlarla yaşlı olarak
yattığınız sedyeden genç olarak kalkmak mümkün, artık çok şey kolay.
Özellikle kalp, beyin, böbrek, estetik, zayıflamak isteyenlere mide küçültme
ameliyatları yapan doktorlar çok fazla para kazanıyorlar. Çoğunun kazancı elden
alındığı için bilinmiyor hatta bir günde bir kişinin yıllık kazancını alıyorlar
desek abartı olmaz. Biraz güler yüzleri, laf yapan ağızları varsa hastaları
kendilerine bağımlı yapabiliyorlar. Buna rağmen birçok doktor daha fazla para
kazanmak için ülkelerini bırakıp paranın peşine düşüyorlar.
Doktorların
içinde en rahat para kazananlar, kafası rahat olanlar aile hekimleridir.
Herhangi bir yeri büyükçe bir yeri hizmet vermek için tutuyorlar, çoğu ikinci
el eşya ile odalarını masa sandalye, koridoru oturaklarla donatıyorlar ve özellikle
sabahları ilaç kuyruğuna gelen hastalara raporlu/suz ilaçları yazıp
gönderiyorlar. Muayene yok denecek kadar az çünkü doktorlar genellikle
mahalleden gelenleri tanıyorlar.
Hasta
olarak büyük bir hastaneye gittiğimizde hastalığın belirlenmesi için çekilen
filmler, geçirilen makineler, yapılan tahlillerden sonra konulan teşhis ve
hasta yatağının hazırlanması, odanın temizlenmesi, ameliyathanede eldivenden
steril ilaçlara kullanılan malzemeler, kullanılan aletler, doktor,
yardımcıları, hemşiresi hastadan hastaya koşarak ayakta kalma yorgunluğu
sonrasında o yerin temizlenmesi ve yeniden hazırlanması, çöpü, çöpün imhası gibi
oldukça fazla gider.
Hasta yatağına alındığında beslenmesi, bazılarına özel diyet yemekleri, devam
eden tedavisi derken doktor başta olmak üzere birçok kişi bunca emeğe bir
teşekkür etmezler.
Canlı insan, hayvan veya bitki yani canlı yaşamında biyosfer, sağlığı,
hastalığı, davranışlarına yansır.
Başta
bakanlığı, müdürlükleri, aile hekimlikleri olmak üzere birbirine bağlı oldukça
fazla üst/alt alanlar veya birimler bulunmaktadır. Birçok ihale, proje yapılır
yine bir kazanan varsa, kazandıran, bir kaybeden varsa kaybettiren de basında
çarşaf, çarşaf yazılır çizilir.
Hasta
varsa, hastalık, hastalığın doktoru, doktorun branşı, uzmanlık alanı, her
hastalığın farklı bölümü, dahiliye, hariciye, ameliyathanesi, cerrahı,
aletleri, asistanı, hemşiresi, anestezi uzmanı, ilacı, kazancı veya kaybı
vardır.
Hastanın sonrasında tedavisi, ilaçları, hatta nükleer ilaçları, organ nakli,
platinleri, protezleri, var
Bu masrafın sigortalara yazılması, paranın tahsil edilmesi, yine yeniden
hastane personelinin giderinin ve masrafların ödenmesi derken işin içinden
çıkılmaz.
Tıp terimlerine baktığımızda oldukça fazla dalı olan sağlık sektörünün her
branş yanında beslenen alt birimleri vardır mesela cerrah varsa, doktorun
asistanları, çoğunlukla en çok
kazandıran anestezi uzmanı var ve dolaylı olarak ilaçları.
Jinekolog
varsa kadın sağlığı, hastalığı, uzun süren kontrollerle hamilelik, bazen sağlık
için verilen kararla sonlandırma, tüp bebek sektörü, doğumdan sonra doğan
bebekle çocuk doktoru en çok ziyaret edilenlerden çünkü özellikle ilk
anneliklerde kucağındaki yavrusuna canını bile verecek anne bir şey olur diye
gözü uyku tutmuyor. Eğer anne sütünü vermiyorsa bu sefer bebeğin beslenmesi
için hazır mamalar var.
Çocuğun
düzenli yapılması gereken aşılar, eskiden sağlık ocaklarında şimdilerde aile
hekimliğindeki hemşirelerce takip edilmektedir. Büyüme, gelişme, fiziksel
engelli veya zihinsel engelli çocukların barınması, bakımı, bakıcısı,
beslenmesi, eğitimi, okulu, sosyal hakları, maaşları gibi birçok ihtiyaç
duyulan alanları.
Bazı
ticari sektörler doktorlarla işbirliği içinde yürümektedir. İlaç ve medikal
ürünler doktora ürünün muhteşemliği değil, prim kazandırdığı için
önerilmektedir. Hastanın yatağı, kırıklarda yürüme aletleri, bezlenme, mama
gibi hayati gerekli yada gereksiz oldukça fazla çeşitlilik var.
Kırık
varsa, fizyoterapisti,
Gözle
ilgili sorun varsa göz doktoru, ameliyatları, nakli,
Psikiyatrist-psikolog
destekleri ilaçları.
Deri
hastalıklarında ayak ve ayakkabı özellikle yüksek topuk başta olmak üzere uzun
saatler dar bir alandan kan dolaşımını engellediği, döküntüler oluşturması.
Hasta
veya doktor hakları, haksızlıkları.
El
altından merdiven altı çözülmeye çalışan alternatif tıp veya şu veya bu nedenle
ülkesinden gelmiş göçmenler, yardımlaşma veya dayanışma için dernek adları
altında yabancıların sağlık hizmeti sunarlar.
Bunların
yanında herşey de olduğu gibi sağlık sektörünün de israfı ve hırsızlığı da var.
Var da var saymakla bitmez.
Organ bağışı, yasakları, kanunları gibi birçok konu.
Derneklerin topladığı kan bağışı, parayla satılması gibi birçok değer ayaklar altında.
Kuruntu
gibi hastalıklar sağlıklı insanı bile hasta edebildiği gibi, bazı gıdalar da
hastalık yapabiliyor. Değiştirilen, islâh edilen tohumlar, gıda saklama
yöntemlerindeki bozulmayı önleyen parafin, işlenirken kullanılan kostik gibi. Gastronomiyle
ilgili birçok kişi yada bölümler bile sağlıklı beslenmeyle ilgili bilgisi
olmadığı için sektörün en çok gidilen diyetisyen doktorlarla işbirliği içinde
çalışmalar yetersiz çünkü birçoğuna bakıldığında kendi yaşantıları da
sağlıksız, sinir stres içindeler.
Hiçbir
hastalığı olmasa bile bazı insanlar tıp yeminine sadık kalmadığı için gereksiz
yere ameliyat edilerek yarım kalıyor veya hayatını kaybedebiliyor.
Her
yıl gereksiz yere yüzbinlerce hatta milyonlarca kişi, hastanelerdeki diğer
enfeksiyonlar yüzünden, özellikle tedavilerdeki ilaç tepkimelerinden veya
yanlış tedavilerden, kanserden, zamanında yetişemedikleri için kalp
hastalığından hayatını kaybediyorlar.
Özellikle
gıda fazla yendiğinde veya eksikliği halinde hastalığa davetiye çıkararak
doktora muhtaç bırakıyor hatta bir gıda ve mutfak araştırmacısı olarak bana
göre bütün sorun kişilerin herhangi bir şeye alerjisi oluşuyorsa hayatı
kararıyor. Yani masum olarak bilinen gıda bile yendiğinde zehir olabiliyor.
Geçmişten ders alarak birçok çocuğun engelli kalmasına sebep olan protein
alerjisi şimdilerde bebek doğduğu anda topuktan kan alınarak yapılabiliyor aynı
şekilde glüten alerjisi toplum yemek sisteminde insanların aç kalmasına sebep
oluyor.
Gıda asla birleşik değil ayrı pişirilmeli, diyete, vejetaryen veya gut hastalarına uygun şekilde
birleştirilerek yapılmalı. Bütün hastalıkların temeli , bağışıklık sistemini
çökerten bu beslenme şeklidir.
Daha ileriye giderek mide içine aldığı bir bardak greyfurt suyunu
alkolleştirip, yol denetiminde ileri alkollü çıkabiliyor bu yüzden insan
kendisini çok iyi tanımalı, elindekilerini avucundakilerini boş yere doktorlara
savurmamalı.
Gıdanın
ve dolaylı değil direkt olarak nelere sebep olduğu, sağlık sisteminde neler
olduğu hakkında belgeseli bile var;
BIRAK YİYECEĞİN İLACIN OLSUN VE İLACIN YİYECEĞİN OLSUN. LET THY FOOD BE THY
MEDİCİNE AND THY MEDİCİNE BETHY FOOD. LÜTFEN İZLEYİNİZ.
Hasta
doktor aracılıyla bile iyileşme umudu yüzünden özel hastanelerde para tuzağına
da düşebilir, hiç bir şey yokken her şeyinden de olabilir fakat tedbirli insan beslenmeyle
az yiyerek, az uyuyarak, çokça hareket edip ölene kadar çalışarak son
yolculuğuna uğurlanması en sağlıklı şekilde gerçekleşir.
HİPOGRAT MÖ.460-370, HİPOGRAT MODERN TIBBIN TEMELİNİ ATTI. İNSAN VUCUDUNUN DOĞUŞTAN KENDİNİ İYİLEŞTİRME KAPASİTESİNİN OLDUĞUNA İNANDI. BİZLERDE İNANMALIYIZ.
Yazar; Gezgin, Kültür Araştırmacısı ve Habercisi, Deniz Kakanaş
Haberciden, İyilik, Güzellik ve Doğruluk haberciliği
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap