Zamlar, Harçlar, Cezalar Coşmuş Yusufeli Deresi Gibi Akıyor
Yeni diyoruz değil mi, yepyeni bir başlangıç ancak herşey eskisi gibi tersine işliyor.
Yeni yıl geldiği gibi beklenen maaş artışları önce memurları ve memur emeklilerini sevindirdi ancak memur olamayanlar ne yapacaklar? Kiraların, vergilerin, çalışmak istemeyen işçi ve onların sigorta gibi masrafların, durmadan zam gelen ürünlerden nasıl para kazanacak? Satıp para kazanacağı da meçhul çünkü herkes çıldırdı artık.
Bir evde birden fazla memur çalışan varsa onlar bile ucu ucuna yetişiyorken, evinde aile boyu hiç memur olamayan aileler gerçekten perişan durumda. Fahiş fiyatta artan kiraların, beslenemeyen çocukların, doğru dürüst barınamayan depremzedelerin durumları gerçekten artık zor.
Daha asgari ücrete zam gelmeden marketlerde fiyatlar yükseldi. Artmasaydı daha iyi olurdu diyemiyoruz bu parayı bu işin uzmanlarına vermek lazım geçinebiliyorlar mı?
Yeni yıl geldiği gibi harçlar, vergiler, cezalar da arttı.
Ayrıca Altın ve Dolarda yükseldi. Elimizdeki altın ve doları bozdurup devlet bankalarına yatırarak ortalığı sakinleştirmek isteyen bizler yine yaya kaldık.
Ülkemize ne oldu da durdurulamayan bir enflasyonla karşı karşıya kaldık.
İster memur, ister işçi emeklisi fark etmez böyle zamlardan sonra 15 bin lira maaş da yetmez.
Bu insanlar bir gün olsun kaygısız yaşayamayacak mı?
Emeklilerden ikinci, üçüncü işte çalışan bile var, yine geçinemiyor. Olansa küçük çocuklara oluyor. Bu çocuklar gelecekte nasıl bir aslan parçası olacak onun bunun maşası olmadan.
Yani zenginlerin birçoğu çalmadan zengin olamadığına göre, yoksullar da zenginlerin malına, evine, parasına göz dikecek ve artık dürüst yaşamak diye birşey kalmayacak, şimdiye kadar öğrendiklerimiz bitecek.
İnsanoğlu ne kadar aç gözlü, bencil ve kıskanç. Elinde fırsat olanlar da başkalarının hakkıyla kendi etrafındakilerini istihdam etmeye çalışıyorlar, yazık.
Bunca insanın hakkını nasıl verecek, hangi şekilde iade edeceksiniz?
Bu mevkiler gitmeyecek mi, acaba o zaman size mağdur ettikleriniz selam verecek mi?
Ölümlü dünyada dayanışma, iyilik, güzellik ve doğruluktan başkası yalan.
insanların kafası hesap yapmaktan travmalar yaşıyor. Aile içi şiddet arttı, beslenme bozukluğu oksijensiz beyinlerle toplumsal sorunları birlikte getiriyor. Yürürken bile kafası bozuk bir sürü insan geçiyor yanımızdan.
Dikkat edilirse herşey yolundaymış gibi karnı tok olanların yüzlerinde en ufak bir gülümseme, kalplerinden dışarıya enerji veren bir merhamet duygusu yok.
Özellikle siyasetçilerin bir çoğu görüşmek isteyen kişilere arkalarından gelen özel kalemlerine not aldırıyor, gerisi yok.
Sen kimsin boşver seni.
Aç mısın nasıl bulursan bul ekmeği?
İyi işler yapanlarla bile hiç birşey paylaşmıyorlar, herşeyi kendileri daha iyi biliyorlar.
Bir insan evine girdiğinde düşünmeli dışarıda sokakta kalanları, ev sıcaksa soğukta olanları. Başını yastığa koyuyorsa onca büyük boş odalar bile birgün gelecek kendisinden hesap soracak. İlahi adalette yoktur özel mülk kanunları. Birileri özellikle çocuklar açsa nasıl insanlıktan bahsedilebilir, paylaşmak gerekir bir ekmeği.
Ne kaybeder ki insan, insan olmakla.
Fotoğraf şimdi artık olmayan Artvin Yusufeli deresi. Aldığını götürüyor insanlık gibi.
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap