Image

En Komik, Sıradışı Bir Yaşam Çingene/Roman Yaşamlarını Anlatan Sinema Filmi İzle

DOM ZA VESANJE - ÇİNGENELER ZAMANI (1988)
Film, çok komik olduğu kadar romanlerin yaşam biçimini anlatıyor.
Entrika, acı ve neşe bir arada…
Güldükleri ve ağladıkları anlaşılmayan topluluğun kanayan yarasına parmak basıyor aslında.
Yaşamları, davranışları, zor hayatları, fakirlikleri üzücü.
Göçebe hayatları yüzünden hep imrenirdik ancak, bu filmden sonra fikriniz değişecek.
Ne yaşarlarsa yaşasınlar olayları çabuk unutup hayata sarılmaları, herşey yolundayken tekme tokat kavgaları, çingene kavgası derler ya söylenen argo sözler ve sonrasında bir araya gelip yeniden hiç birşey yokmuş gibi yaşama devam etmeleri hiç bir ırkta yok.
Eğlence, hüzün, gezginlikleri, neden toplumsal gelişmeleri çok fazla önemsememeleri özgürlüklerine düşkün olmalarından.
Birçok kişi aralarından ayrılıp toplumsal yaşama adate olsa da fırsat doğduğunda yine eski huylarından vazgeçemedikleri birçok olayla ispatlanmıştır.
belki de hayatta yaşam alışkanlıklardan ibarettir. doğru tek olsaydı hiç bir insan zor durumda kalmazdı.
Hem çok güzel, hem çok acıklı.
Film yetişkin filmidir, çocuklarla lütfen izlemeyiniz.

A CİAMBRA 2017

Romenlerin yaşamlarını tatlı dille anlatmış bir film. Elbette ki filmlerde herşey doğru yada yanlıştır diye bir şey yok, alacağınızı alın gerisini boş verin.
Küçük bir çocuğun sorumluluğu, sırtına aldığı yükü işlenmiş.


Not düşmek gerekirse sosyal sorumluluk projesi olarak İstanbul'da roman mahallesinden elinden tutarak zorla ehliyete yazdırdığımız ve kursun ikramı, hayırsever bir benzin istasyonu sahibinin asgari tutarını karşıladığı ancak evli iki çocuk babası kişinin okumasında sorun olduğu için soruları anlayamadığı için ehliyet yazılı sınavda beşinci hakkında zorlukla geçen Sezai, bugün Beylikdüzü belediyesinde sokak süpüren araba sürmektedir. Sınava gireceği son gün telefonlarını kapatarak oldukça zor saatler yaşatan ve ev adresini almak için sabahın erken saatinde aradığımız kurs müdürü, sonrasında kursa giden bir eğitimci arkadaş sayesinde roman mahallesinde aradığım evinin kapısını çaldığımda hiç unutmuyorum köşede oturan çelimsiz iki kız çocuğu ve çekingen bir kadın. Şimdi o kadın da eşiyle birlikte çalışmakta ve o kız çocukları büyüdüler.
Her karşılaşmada söylenen söz şu " Sen olmasan bunlar olmazdı, hayatımızdaki düzeni sana borçluyuz"
Aslında bu herkesin elinden geleni yapmasıyla ilgili ve böyle işleri o zamanlar herhangi bir sivil toplum desteğiyle falan yapmıyorduk.
Türkiye'nin ileriye taşınması halkın gerekeni yapmasıyla ilgilidir. Bir de bunu yetkili kişiler önlerine gelen sorunu çözse herşey daha iyi olacaktır.

Fotoğrafsa Tekirdağ yöresindeki Romanlarla ilgili bir seminer sonrası. Genellikle herkesin para akışı istediği durumlarda topladıkları kağıt kartonları değerlendirememiştik.  Projelerde geçici desteklerle verilen paranın günü gelip bittiğinde yeniden yaşamlar eski haline dönmektedir. önemli olan şey sürdürülebilir olmasıdır. Bilgi, ışıktır, belge meslek, gerisi zor bir tutunmadan, şikayet etmekten başka hiç birşey değildir. İnsanın hayatına biri dokunduğunda bununla ilgili eleştirel durum saçmalığından kurtulup daha ileriye taşıtmak kişinin kendi başarısıdır. Bu vesile ile gezgin olmaları, bulduklarını yemeleri ve kolay mutlu olmalarından dolayı romanlara hayranlığım her zaman baki kalmıştır.