Image

Ülkemizde birçok ünlü fuar yerleri vardır. ve çeşitli fuarlar her yıl farklı şehirlerdeki katılımcılarını, ağırlar. Fuarlar, dostlukları pekiştirir, yeni tanışmalarla, insan ilişkilerini geliştirir. Fuara gelenler de misafirdir, gidenler de.. İki misafirin birbirini ağırlaması gerçekten çok zordur. Ev sahibi ise şehirdir. Hani bir söz vardır ya! Misafir, misafiri istemezse, ev sahibi hiç birini istemez.

Çeşitli şehirlerden fuara gelen kültür elçileri, hazırlıklı- hazırlıksız, kendi kültür tanıtımlarını yapmaktadırlar. Fuar sorunları, dertleri, pislikleri, hepimizin derdi ve sorunudur.  Her yıl bu sorunlardan yakınırız ancak gelecek yıl geldiğinde, hiç bir şeyin değişmemiş olduğunu görürüz. En büyük hatamız beklenti ve şikayet içinde olmaktır. Her yıl olduğu gibi şehirlerimizde yönetimler değişir ve yeni yönetimin şikayetlerden haberi yoktur. İşte bu bahane var ya! Bizleri geri götüren, tek şeydir. Bahanesiz çalışma şekli keşke olsaydı yada insanlar bahane nedir bilmeseydi..
Herşey var. Her şey mümkün, ancak bizdeki o az çalışma rehavetini üzerimizden bir atsak, her şey tamamlanacak. 

Oysa, TÜRKİYE İÇİN HERKESİN YAPABİLECEĞİ BİR ŞEY MUTLAKA VARDIR.  Bu slogan Toplum Geliştirme Derneğinin sloganıdır. Bu sözü önemser, ilke edinirsek başaramayacağımız hiç bir şey yoktur.  İstersek neler olmaz. Neyimiz eksik ki. Şehirlerimiz, mükemmel. İnsanlarımız, çalışkan. Kültürümüz, eşsiz. Yoktan var edebiliriz. Güçlüyüz. vs… 

Fuara ilk gidişim okul hayatımın başlamasıyla olmuştu. İstanbul,  Ankara , Antalya,, İzmir de  yapılan birçok gıda, sağlık, kültür ile ilgili fuarlara katıldım. Aradan  geçen yıllara rağmen fuarlarda pek bir değişiklik yok. Bahane hazır “ACELEYE GELDİ EFENDİM”... Aslında bu kendimizi kandırdığımız bir yalan.

Fuar ve Düzensizlik.  Fuara ilk girildiğinde ne nerede göremezsiniz, dağınıklıktır. Kim katılmış, bilinmez. Gelenlerin listesi girişte yoktur. Koca bir kara tahta yada dijital bir panoya gün içindeki program, değişiklik, yazılmalıdır. Dağınık seminer toplantıları büyük kopukluklara sebep olmaktadır. Yapılan çalışmaların çoğunu insanlar duymadığından katılamamakta yada diğer programlarla çakışmaktadır.

Fuarlarda Düzen Nasıl Olmalıdır.  Yapılan her şey  görsel olarak öğretici olmalıdır. Gıda fuarıysa, aynı çeşitler yan yana olmalı, gelenleri yormamalıdır.

Şehir tanıtım fuarıysa, önce protokol yerleri sırayla Valilik Belediye Kaymakamlık…

Sonra ilçe Belediyeleri ve köyler. Hemen yanlarında dernekleri, iç içe olmalıdır. 

Öğretici olması bakımından okullara duyuru yapılmalı ve ilk gün protokol açılışı, diğer günler okullar, kurumlar, işletmeler arası tanışma-kaynaşma çalışmaları, fuarları en üstlere taşıyabilir. İnsanların gelişmesinde yenilikler, yeni tanışmalar verimli çalışmalara sebep olur.

Şehirde bulunan üniversiteler, yazar kadroları, aşıklar, şehrin önde gelenlerinin stantları.

Girişte herkesi karşılayan yöresel halk oyunları, vatandaşları oyunla karşılamalı, fuara giren oynayarak girmeli, çıkarken eli dolu çıkmalıdır.

Fuarlar gıda dağıtan, tanıtan yer değil kültürle anılan merkez olmalıdır. Yöresel ürünler, giysiler, müzikler gibi…

Yapılan ürünler ve satılan tüm gıdalar kontrol altında tutulmalıdır. Fuarlarda kurumsal işletmeler altında gelip, gıda ile ilgili stantlarda, evinde kendine yaptığı sabunu, dolabındaki reçeli satanlar oldukça fazladır. Kurumsal çalışan, vergisini veren kişilere büyük bir darbedir bunlar. 

Fuarlara gelen katılımcıların birbirine, yani resmi kurum geliyorsa aynı şehirdeki kişilerin birkaç çantasını alabilirler. Kadın girişimcilere yardım edebilirler. Şehirdeki ziyaretçilerin, fuarlardaki sunum yapmak isteyenlere yardım etmeleri de mümkündür. Ankara’da yapılan Artvin fuarında Kadın Kooperatifine mutfağını açan Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin kalbi güzel insanları, kadınların para kazanmaları ve taze ürün satmaları için evlerini ve  mutfaklarını açtılar. Kadın dayanışması gösterdiler, teşekkürler…

Fuar ve Su Sorunu. Gıda fuarlarındaki en büyük sorun, yiyecek içecek satan susuz mutfaklardır. Susuz mutfak, susuz tuvalete benzer. Su olmayan gıda fuarlarındaki mutfak arkalarındaki tabakların temizliği, bir kapa doldurulmuş su ve süngerle yapılmaktadır. Bir ara söyleye, söyleye seyyar lavabolar gelmişse de ya kullanmasını beceremediler, yada verimsiz bir çalışmaydı. Mutfakta yemek hazırlarken dakika başı ellerimizi yıkadığımızı düşünürsek, ne kadar pislik içinde olduğumuzu görürüz. Bu zihniyetin acilen değişmesi gerekmektedir ve dolayısı ile her yemek tifo içerir yada hastalığa sebebiyet verebilir.. Su akan tezgahlar olmadan fuarlarda yiyeceklerin yapılmasına, pişmesine, sunulmasına izin verilmemelidir. İnsan sağlığı gösterişten, para kazanmaktan, her şeyden önemlidir. Su, fuarlarda büyük sorundur. İçme suyu da yeterli değildir. Her şehrin Büyük Şehir Belediyesi, fuar günlerine özel içme suyu temin etme çeşmesi yada özel satış yeri  mutlaka bulunmalıdır.

Fuar ve İkramlar. Bir başka utandıran konu ise, Kurumsal yerlerin misafir ağırlarken ikram ettikleri sağlıksız yağlarla yapılan pastalar-renkli şekerlerdir.  Ülkemizi temsil etmek için avuç dolusu paralar harcanmaktadır. Leblebi, kuru üzüm, incir, pestiller, ceviz, fındık, fıstık gibi saymakla bitmeyen yörelerimizin ürünlerini sunmak varken, sağlıksız ve besin değeri asla olmayan ürünleri sunmaları, fuara gelenleri üzüyor ve özledikleri tatlardan mahrum bırakıyor. Hayatınızda ilk kez gördüğünüz insanları karşılıklı ağırlamak, bizim kültürümüzde önemli bir yer tutar. Çay, şerbet, Türk kahvesi yapma geleneği neredeyse yok gibidir. Söyleye söyleye artık sağlıksız ürünlerin yerini, yöresel ürünler almaktadır, çok şükür. Fuarda, ağırlama kokteyl tarzı da yapılabilir, buda bir alternatiftir.

Fuar ve Tanıtım Broşürleri. Fuarda amaç tanıtım yapmak ve tanışmaktır. Fuara gelenler şehir hakkında tanıtım broşürleri, yöresel üretilen ürünleri-yemek kitaplarını görmek isterler. Birçok şehir, kendi kültürünü çalışmadan geldiği gibi, kendi yemek güzelliklerinin tatlarını sadece kendileri bilirler. Kitap olmasa bile kültür-yemek yada önemli çalışmaların duyurulması için broşür hazırlayıp, bilgilendirmeleri gerekmektedir. Bilgi almak için vakit harcayıp fuara gelen insanlar, bu yüzden elleri boş dönmektedir. Kahramanmaraş 2013 fuar günlerinde Ticaret Odası standında dağıtılan ürünlere izdiham edenlerden yorulan bir yetkili, isyandaydı. Çok sinirli bir anda karşılaştığımızdan, bizi de o izdihamcı kişilerden zannedip terslemişti. Yetkiliden Maraş’ın yöresel yemek kitabını istemiştik, kart uzatarak, arayın gönderelim demişlerdi. Aradık tabi, geri dönen olmamıştı. 1 yıl sonra tekrar telefonla  aradığımızda, böyle bir talep yokmuş,  olsa hemen gönderirdik demişlerdi. Karşılaşmalar bazen insanı üzmekte, bazen de insanı zor duruma düşürmektedir. Birçok resmi kurumun yada STK’nın kartviziti, web sitesi, ulaşılabilecek mail adresleri bulunmamaktadır.

Fuar ve Şark Köşeleri. Hiçbir fuarda Atalarımızın gençlerimiz ile tecrübe alışverişinde bulunabileceği, engellilerin tanışma, çalışma yapma şark köşeleri yoktur.

Gastronomi fuarlarında hakkında konuşurken duayen ustalardan özür dileyerek birkaç naçizane eksikliklerimizden bahsetmek gerekiyor.

Gastronomi fuarlarına birçok yabancı ülke gelir ve yarışmalara katılırlar. En büyük eksiğimiz yapılan İlin Büyükşehir Belediyesinin bir şark köşesi olmamasıdır. Öğrenci iken İstanbul Büyük Şehir Belediyesine şahsen gidip dilekçe verdiğim hâlde çok komik gerekçe ile açıklama yaptılar. Sporsor sadece biz değiliz, neden bize müracaat ettiniz ?

Şark köşesi gereklidir. Şehri tanıtan ve yurt dışından gelenlerle bizleri buluşturacak sohbet köşemiz olmalıdır. Şark köşesinin hemen yanı başında da yöresel kıyafetli Türk kahvesini makinede değil usul ve adabına uygun pişiren kahve firmalarının sponsor olması gerekir. Gelenler misafir gibi oturmalı, geleneksel olarak kahveleri önlerine konmalıdır.

Ülkemize misafir olarak gelmiş aşçılar, Türkiye’ye katkı maddeleri üretip satan büyük firmaların oturma yerlerinde ağırlandıklarında, sanki bizim ülkemizde sadece katkı satmaktan başka kültürümüz yokmuş izlenimi vermekte ve firmanın tanıtımcıları tarafından rahatsız edilmektedirler. Gastronomi fuarlarındaki en büyük alanı bol para vererek yada anlaşmalı şekilde alan bu işletmeler, kültürümüze zarar vermektedirler. 

Fuar ve Yemek. Gastronomi fuarlarında yarışmaya katılan yarışma yemeklerini anlamak için müneccim olmak gerekir. Balık yapılmış ancak, ne balığı belli değil. Hatta yemeğin ismi bile yok. Yapılan yemeklerin içeriği çalınmasın diye yazılmadığından içindeki malzeme ne, ana yemek mi, ara yemek mi, ne amaçla, hangi bölgeyi temsil ediyor, bilinmez ve eksik çalışmayla da harcanan onca para sadece koca koca madalyalara, ödüllere gider, elde kalır, HİÇ. .Böyle bir çalışma yapılmadığı için uzaklardan fuar çalışmalarını izlemeye gelen öğrenciler, hiç bir şey öğrenemeden dönmektedirler.

Öğrenmenin yolunu lastik gibi uzatan  arkadaşlar unutmamadırlar ki, artık her tarif nette vardır ve sır saklamak yanlıştır. İçeriği bilinen ve yapım aşaması gösterilen yemek, sağlıklı ise itibar görür eğer sağlıksız ise balon gibi söner gider. Mesela ünlü otelde ekmekçi olan arkadaşlarımızdan biri, alkollu içecekle ekmek yapmıştı, içinde ne olduğu bilinmediğinden kokusu ve tadına herkes bakıyordu, bu yöntem yanlıştır. En azından alkol kullanmayanlara saygıdan alkol içerir ibaresi bulunmalıdır. Çölyak hastaları, vejeteryanlar için başka bir uyarı kesin olmalıdır.

Fuara Nasıl Hazırlanmalıyız. 

Türkiye’nin her ilinde bulunan kültürümüzün bel kemikleri, Valilik Kaymakamlıklar, ,il ve İlçe Belediye Başkanlıkları, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Eğitim müdürlüğü,  Orman Bölge Müdürlüğü , İl Özel İdaresi, STK gibi kurumsal yerler, şehrin her türlü kültüründen sorumludurlar. Şehri geliştirmek için gönüllü olmaları gerekmektedir. Ancak burada başka bir sorun vardır. Şehre atanmış kişiler, o yörede büyümemişse, yörenin kültürü öğrenene kadar şehirden gitmektedirler. Herşeyimiz böyle yarımdır.  Çocuğu tatilde kuran öğrensin diye camiye gönderirler. Tam elif, be cüzünü bitirip kuran geçer ve kurs biter. Birçok kişi istediği şeyi böyle yarım bıraktığı için öğrenemez. Bir dahaki sene tekrar dener, yeni baştan başlar yine yarım kalır. Oysa ki teknik öğretiyle hızlandırılmış öğreti uygulanmış olsa, en azından öğrenmenin zor olmadığını gören çocuklar, neyle karşılaşacağını bilir ve daha akılda kalıcı olurdu.  Şehirlerde böyledir, atanır giderler, şehir hakkında gelecek kişiye eksikleri, talepleri, izlenimleri yazmazlar. Şehre gelenlerin, şehre bırakacakları en güzel mirasları, şehir hakkında  yazmalarıdır. Şehirden uzak yaşayan kişilerin de yapılanları-yazılanları okumaları hem anlamlı, hem geliştirici olacaktır. Şehrin içinde yaşayanla, dışarıdan atanan kişilerin gözlemi  farklıdır. Söylediklerine kulak vermek gerekir.

Her kurumun içinde fuar çalışmasını yürütebilecek birimlerin olması, fuar bitiminde çalışmaların resimleri çekilerek bir odaya asılması, gelecek yıl daha farklı ne yapılabilir diye fikir alış verişinde bulunması, çalışmaları her zaman ileriye götürür. Bazı kişiler fuar konusunda çok uyanıktır ve neresi çok daha işlek bilirler.  Fuarda düzen olduğunda, giren çıkan kişiler kayıt altına alındığında, kimlerin ziyaret ettiği bilindiğinde, talepler değerlendirildiğinde bunlara gerek kalmadan her şey düzelir. 

Fuar bitiminden hemen sonra eksiklikler henüz yeniyken halkla dayanışma içinde çalıştay kurmak zengin kültürümüzün açığa çıkması için en doğru yoldur. 

Şehirde yapılmak istenen her şeyde işler böyle yürür. 

Yarışmalar açılır, fikirlere bakılır. Bir sakız ismi bile müşteriler tarafından yapılan çalışma ile belirlenir 

Fuarda Utandıran Görüntüler.  Fuar tanıtımcılarının en önemli şikayetlerinden biri fuara gelip toplayıcılık yapanlar, karın doyuran aç gözlüler, işine yaramadığı halde cd toplayanlar, kullanılmamış balon soranlar, kalem, blok not isteyenler, ürünlerini satmak için getirenlerin masadan ürünü alıp gidenlerdir. Bu toplayıcılar fuarın tadını kaçırmaktadırlar.  Fuarlardaki gıda pisliği hakkında konuşurken, biz bu muyuz diye düşünüyorum. Yöresel gözleme, mantı gibi ürünleri yapan hanımlar kullanılmış içme suyu şişeleriyle çalışmaktadırlar. Plastik kaplara konulan gıda ürünleri konusuna değinmeyeceğim, bağırıyorlar. Ankara fuarında yufka arasına kadayıf saran tatlıcı, her fuarda vardır, bir fuarda, adamın  hanımı arabanın arkasında bir bez üzerine yufkayı sermiş, eline makası almış pislik içinde tatlı yapıyordu, halende yapıyor.  

Fuarlara sponsor reklamlarının şehir yazsının önüne geçmiş olması, hayır işlerini kültürün önünde tutmak demektir. Adıyaman fuarındaki bu yanlışı yetkililere söyledik. Adıyaman fuarında çektiğimiz tüm resimleri reklamların büyüklüğü sebebiyle iptal ettik ve çok azını kullanabildik.

 

Şimdiki Moda, Fuar Yetkililerinin Herkesi Aldatması. Hangi fuar varsa o fuarın ismini orada daima fuara katıla, satış yapanları  sanki o yöreden gelmiş izlenimi vermek. Bingöl İlimizin fuarında, İsparta'nın ürettiği gül yağı, sabunları satan bir yerin başlığı BİNGÖL ile başlıyordu. Yanında bulunan iki gazetecinin yanında hoş geldiniz Bingöl’de yeriniz nerede dedik, henüz bayilik çalışması yapıyoruz dediler ve sonunda Bingöllü olmadıklarını itiraf ettiler.  Biz mi kendimiz anlatamıyoruz onlar mı anlamak istemiyorlar, bilmiyoruz. Bu kadar da olmaz, pes diyebiliyoruz.

Fuarlarda Servis Önemli Bir İhtiyaçtır. Fuara gelenler günlük özel ihtiyaçlarını karşılamak için kaldıkları yere ulaşmakta zorluk çektiklerini, şehri tanımadıkları için kendi başlarına hareket edemediklerini dile getirmişlerdir. Bunu çözmek için şehirde fuara yakın olan otellerle anlaşmak gerekir. Her saat belli yere kadar servis, ring yapabilir. Kalacak yer konusunda birbirimizden faydalanabiliriz Türkiye içinde herkes birbirini birkaç gün misafir eder. Şehre gelen insanlar için diğer bir alternatifte günlük kiralık evlerdir. 

Fuara gelenlerin birçoğunun tasarımları felaket oysa Kültür Bakanlığında yöresel tanıtımla ilgili her şey mevcuttur.  İstanbul Feshane’de yapılan Artvin fuarındaki Araştırmacı Yazar Şahver ailesinin standı muhteşem bir kültür eviydi. O ne emekti öyle, her köşeden bir kültür akıyordu. Eski antik kıyafetlerdeki tasarım, elişi sanatı geçmişte ne kadar iyi olduğumuzun kanıtıydı. Kültürümüzdeki kırk yama, göz yaşartıcıydı ve fuarda tekti.. Ardanuç Özel İdarenin açmış olduğu yöresel her şey de görülmeye değerdi.

 Fuarda örnek bir çalışma da ORGAN BAĞIŞI paneliydi. Organlarının tümünü bağışlamış biri olarak, organ bağışı panellerinin her fuarlarda olması gerekir.

Ankara Artvin fuarında ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün kümes tavukçuluğuna teşvik projesi, takdire şayan, herkesin görmesi gereken çok faydalı bir projeydi. 

Güzel şeylerin yanında şehre gelip zor anlar yaşayan yabancılarda oluyor mesela Ankara’da yapılan Artvin fuarında gazetecinin kamera, PC gibi önemli eşyaları çalındı ve fuarlarda giriş harici kamera olmadığı görüldü. Çalınan şeyin mali değeri önemli değildi ancak içindeki çalışmalar gitti.

Fuara katılanlar, geldikleri şehri görmeden gidiyorlar. Hayatında ilk kez geldiği şehirden Kültürel güzelliği görmeden ayıran kişiler, bir gün öncesinden gelerek şehri tanımalıdırlar. Bulunduğu şehrin Büyükşehir Belediye Başkanları, ufak turlarla kültürel birkaç yeri dolaştırıp, şehrimize gelen misafirleri ağırlayabilirler. Buda bizim ayıbımız.

Size ömrünüz boyunca bakan, evinizi geçindiren bir kurumu tanıtmak insani ve vicdani görevimizdir. herkes yükü birbirinin üzerine atmak yerine elini cebine sokmalıdır.

Fuarlara gelemeyen kurumsal çalışanların birçoğunun fuara hiçbir faydaları olmadığı gibi harcamalarını kurumlara ödetme çabasındalar.  Ceplerinden beş kuruş para verip, harcamaya kıyamazlar.  Yaşamış olduğumuz kültürün tanıtımına katkıda bulunmak için ödenek olmadığında gidemiyoruz diye yakınırlar.  Her şeye para bulabiliyoruz ancak topluma hizmette şikayetlerimiz hazırdır. Cebinde yol parası bile olmayanların hizmetleri, gelip ziyaret etmeleri göz yaşartırken, onca maaşın içinde gidiş geliş yol parasını veremeyecek kadar fakir miyiz? 

Kendi işimiz gibi düşünmüyoruz ve sorumlu biz değilmiş gibi davranıyoruz buda başka çelişki tabiî ki.

Madem bu işi yapıyoruz, kendimizi hazırlamalıyız. Kadınların bulunduğu yerlerdeki düzensizlik, dağınıklık affedilemez. Kahramanmaraş fuarında bir Üniversitenin standında yapılan çalışmalar muhteşemdi, Elma döneri yapmışlardı ancak sunum masaya atılmış eğreti örtülerdi. Oysa çiçekler için kullanılan elyaflar bu kötü görüntüyü kapatan ve görselliği öne çıkaran önemli bir kurtarıcıdır. 

Fuar, kültürel bir alışveriştir. Felaketler için arama kurtarma nasıl hazır ol’ da bekleyip yataklarının altındaki çantada, yiyeceği konserve kutusu hazırsa, binlerce insanın içine görücüye çıkmak için de hazırlıklı olmalıyız. Hazırlıklı olmazsak görücü bizi almaz, beğenmez ve ortada kalırız. Rezil olduğumuz gibi arkamızdan konuşmalarına sebep veririz. Peki hazırlanamadığımızda kültürel görücüye çıkmazsak ne olur. Çok şey kaybederiz. Koskoca yıl… O kadar beklemeye vakti olan varsa, söylesin…

Herkes birbirinden daha güzel şeyler yapmaya çalışıyor Federasyonlar, Dernekler, Kurumlar ve STK’lar. Birçok düzeltilebilir eksik var ama seneye görüşünce ne düzeliyor bakacağız.

Bir dahaki yıl ne değişecek, çok az fark olabiliyor ancak, inanın utanarak söylüyorum hiç bir şey…

2014

Yazar; Gezgin, Kültür Araştırmacısı ve Habercisi, Deniz Kakanaş

Haberciden, İyilik, Güzellik ve Doğruluk haberciliği