Kadınlar gerçekten çok çileliler.
bir kez girdiler mi erkek evine sanki onun esiri çoğu. Yanlarından ayrılmayacaklar, hiç bir yere izinsiz tek başlarına gitmeyecekler yani birçoğu evde sadece hizmetçi gibi oysa kadın bir değerdir.
Okuma yazma bilmeyen ve aile büyükleri olmayan bir çok kadın sert erkeklerin pençeleriyle tamamen evcilleştirilmiş, hakaretlere boyun eğdirilmiş. Çocuğuna bile gidemeyen, yol, iz bilmeyen bazı kadınlar sadece evinin bekçisi.
Bu zalimliğin ırkı, dili, dini yok bazı erkekler gerçekten çok kötüler.
Baba deseniz çocuklarına baba olamamışlar, koca deseniz kadınları zorbalıkla sindirmişler.
Kadınların birçoğuysa öyle aciz kalmış ki evladının yanına bile güvenip sığınmıyor ve en azından yaş gelmiş seksenlere halen kocasının ağza alınmayacak küfürlerini çekiyor ve dayak yiyorlar.
Bu nasıl bir çile, dayanılmaz elbette.
Burada anlık olarak çekimlerde söyleşi yapılmış olsa bile asıl gerçek yüreklerinde.
Okuma, yazma ve meslek kadın için o kadar önemli ki, hem kendi sosyal yaşantısı hem de çocuklarını büyütürken vereceği cevaplar için.
ne olurdu sanki bunca dağın sahibi bir bülbül gibi kadını eve kapatıp, kendi kendine şakıtmak yerine çocuklarına sarılabilse, onların ellerinden tutup yürüyebilseydi.
İyilikten ne gibi maraz doğabilirdi?
Kötülükse tüm çocukların yüreğine sevgi değil nefret ekti.
Değermiydi üç günlük dünyada buna.
Bunca gözyaşına.
Söyleşi Tunceli Mazgirt ilçesi köyünden.
https://www.youtube.com/watch?v=S78Y65Z3scM