Image

Dünya öyle bir garip hâle geldi ki, insanlığa yeniliği getirip kolay bir yaşam yerine, aldatmak üzerinde Master yapıyorlar. 

Dengeler tamamen değişti. Her şey, yer değiştirdi… Bir gün biri çıkıp böyle zekice yapılanma olacağını söyleseydi, güler geçer, kesinlikle kimse inanmazdı. Düşündüren ve düşünmeye değer bir gerçek, geçmişten bugüne kadar gelinen nokta bu…

Bir tohum ekilir toprağa, sevgiyle, bekler zaman bereketi umutla… Görüldüğü gibi her başakta binlerce çiğ tanesi var. Tarla dolusu buğdaylar… Kurtlara, kuşlara, farelere, herkese, yetecek kadar…  Ambarlarımız dolu ağzına kadar…  Ekmek olur gelir evimize…  Şükretmeli insan verilen nimete… Tefekkür gerekir, görünene…

Hep merak konusu olmuştur. Neden Dünya zeki insanların peşinden koşar, bütün giderlerini karşılar, evini verir, altına arabasını çeker, avuçlarına altın doldurur, her şeyi fazlasıyla ayağının altına serer?  Zeki insanlarla karşılaştığımızda, donuk davranışları, gülümsemeyen yüzleri, sosyal olmayan halleri,  gözlükleriyle, hep düşüncelidirler. Düşünürler…Onların beyinleri bizlerinkine oranla daha iyi çalışır, önlerine konulan bir hesabı daha kısa sürede çözüme ulaştırırlar. İşte bu durumda üstün zekalılar seçilmiş kişiler olurlar ve Dünyanın her kesimi tarafından talep görürler.  Görüldüğü gibi zeki olmanın beslenmeyle ilgisi yoktur, gen ile ilgisi vardır. Zeki olan kişiler düşünüyor, dikkatsiz olan kişiler ise bilerek veya bilmeyerek kabullenmiş görünüyorlar.

Normal işleyen bir beyin ise daha rahattır. Önüne geleni çözebilir de, çözmeyebilir de. Çözse de olur, çözmese de olur mantığı ağırlıktadır. Daha hassas düşüncelere sahiptir, insancıl düşünür. Kendi açısından bu durum hiçbir sorun teşkil etmemektedir. Nasılsa zamanı geldiğinde çözülecektir veyahut çözen birisi çıkacaktır. Mesela bazı insanlar akşama kadar işletmesinde bekler, iş varsa yapar, yoksa evine gider, kaç para geliri var, kaç para gideri vardır çok fazla düşünmezler çünkü, evde onun yoksulluğunu hissettirmeyecek büyük bir güç vardır. Bir kadın gücü… Yoksulluğu sanki utanılacak bir şeymiş gibi kabullenmiş bir güç. Yoklukta da gönlü zengin, sofrası açıktır,  varlıkta da… Yoktan var ederek, ottan saptan sofraya doyurabileceği bir şey mutlaka koyar. Yırtılmış esbaplara yama yapar, çorapların deliklerini diker, eskimiş gömlek yakalarını çevirir, elektriği yoksa çamaşırı elle ütüleyerek katlar, deterjanı yoksa odun yakar, külünü alır, kül suyu ile tokaçlayarak yıkar.  Hamurdan bin çeşit yiyecek yaparak, şişman görüntüsüyle çok iyi beslendiğini,  temiz giyinerek cebinde parası olduğunu hissettirir. Her şeyin yolunda olduğunu gösteren yoksulluğun göstermediği şey, taşı sıkıp suyunu çıkarıp kazanamadığı paradır. Yoksulluğun karşısında zam, böyle bir hayat için hiç birşey ifade etmez çünkü, düşecek altını, sayacak lirası yoktur.

Zeki ve akıllı birçok insan, hayatımızı kolaylaştıran birçok şey yapmışlardır, ancak bazen öyle çalışmalar  yapıyorlar ki, insanı hayretler içinde  bırakıyorlar ve dengelerin nasıl bu kadar anlaşılmadan yer değiştirdiğini anlamakta, güçlük çekebiliyoruz. Daha fazla kazanma hırsı, insanları iş ahlakından uzaklaştırıyor… Acıtıyor…Güçlü olmak isteyen bazı sektörler, insanların satın aldıkları gerekli ihtiyaçları hissettirmeden azaltarak, güçsüz olmalarına sebep oluyorlar…

Eskiden insanlara bir şeyleri açıklamak, inandırmak, ikna etmek gerçekten çok zordu. Basın aracılığı ile açıklanan paketleri hepimiz hatırlarız. Ek tedbirlerle, destek isterlerdi. Aslında bizler ek tedbir istemeseler de elimiz açıktır, vermeyi severiz.  Almadan vermeyi de, iyi biliriz. Şimdilerde anlatmak yerine aldatmak, yer değiştirdi. Böylece her iki tarafında kafası rahatladı,  insanların dırdırıyla uğraşmak yerine, sessiz yenilikler, daha iyi sonuç vermeye başladı. 

ZAM, Dünyanın her yerinde itirazlara sebep olmuştur. Oysa maliyet ve kazanç hesabı herkesin gözü önünde yapılsaydı, zamlara kimse itiraz etmezdi. Şimdilerde zam kelimesini anlatmanın değil, yedirmenin formülü bulmuşlar. Yani söylenmeden yapılan birçok değişiklik, sessizce işliyor… Tabi ki bu formül, çocuklarımıza örnek olarak gösterip onlar gibi yapmak istediğimiz, çok zeki kişilerin işi…

Mesela 2013 yılında çiçekleri açtıran güneş sonrası soğuk yüzünü gösterdiği için ağaçlardaki çiçekler kurudu ve  ürünlerimizi yakıp kavurdu. Malatya gibi yerde neredeyse tüm kayısılar kurumuş ancak inanması güç ama Erzurum’un Tortum yaylalarına Malatya’dan getirilip ekilen birkaç kayısı ağacında, bol ürün vardı. Yani orada mevsim kayısının istediği gibi geçmiş. Ülkemiz genelinde fındık ve ceviz ağaçları kurumuş görünüyor, ürün yok denecek kadar az. Antakya’nın zeytin ağaçlarında zeytin yokmuş, bu yıl zeytin ve zeytinyağı uçuşa geçecek… Doğa olayları iklim şartlarından dolayı, bazen bizlere ikramda bulunamıyor. Böyle durumlara kimse itiraz edemez, arz talep de normal olarak zamları beraberinde getiriyor. 

Şimdi gelelim esas meseleye;  Eskiden aldığınız ürün ile bugünkü her hangi bir ürün arasındaki farkı incelerseniz, BİR ÇOK ÜRÜNÜN FİYATI DEĞİŞMEDİ ANCAK, İÇLERİNDEKİ ÜRÜNLER AZALIYOR. Şirketlerden geçmişe yönelik Gr dökümanı isterseniz her şey ortaya çıkacak, anlatmak istediğimizi kolayca anlayabilirsiniz…

Mesela yağlar gr gr azaldı. 2 lt sandığımız yağ 250 gr daha az vs. Anlaşılmasın diye kg - gr alternatifleri çoğaltıldı. 

Bir çekirdek firmasından alınan çekirdek paketini takibe almıştık. Bir paket tam bir kâse dolduruyordu ve 150 gr’dı, Fiyatı 1 TL idi. Daha sonraki aylarda takip ettiğimiz paket, 148, 138, 130 gr ‘a düşerek azalarak devam etti. Almaktan vazgeçmiş ve tepkimizi kadınlar gününde göstermiştik.

Şirkete tepkimizi göstermek için telefon açtığımızda “çekirdeğin kadınlar için kalsiyum kaynağı olduğunu, sigarayı bırakanların çekirdeğe oldukça fazla ihtiyaç duyduğunu, doldurduğumuz kâseden çekirdeklerin avuç avuç azaldığını fark ettiğimizi, zam yerine uyguladıkları formülün vatandaşın cebindeki parayı haksız yere çaldıklarını, bu kandırmadan dolayı bir daha ürünlerini almak istemediğimizi iletmiştik. Aradan geçen uzun zaman sonra bir başka yerde paketle karşılaştığımızda  heyecanlanmış ve durumun düzelip düzelmediğini anlamak için paketin arkasındaki gr’a bakmıştık ve şaşırmıştık. Çekirdeğin fiyatı aynıydı ancak içindeki ürün 75gr’a inmişti. Zenginliğin zevkleri yoksulların gözyaşlarıyla satın alınır. Thomas Fuller

Bu durum hissettirmeden azaltılabilecek birçok şeyde yapıldığını fark etmiştik.  Mesela ilaç firmalarından birinde bir ağrı kesici de buna benzer durumları izlemiştik. İlaçlar sıra sıra 6 adet diziliyken daha sonraki aylarda fark ettirmeden birini alıp 5 adet ilacı, yan yana dizmişlerdi. 

ÜRÜNLERİN İÇLERİNİ AZALTMAK, ZEKİCE HAZIRLANMIŞ BİR ALDATMACADIR. BİR ÜRÜNÜN İÇİNDEN MALI AZALTMAK İLE, MALI TERAZİDE EKSİK TARTAN HİLECİLERİN ARASINDA NE FARK VAR Kİ! İKİSİ DE ÇALIYOR. 

Zeki insanlardan bahsetmiştik ya! 

Ülkeleri, dar boğazdan kurtarmaya gelenler, işletmeleri, batmaktan kurtaran KAHRAMANLAR… 

İŞTE O ZEKASINA HAYRAN OLDUKLARIMIZ var ya! Onların sayesinde bizler böyleyiz. Yaptıkları birçok düzenleme iflasları kurtarır, bedeli her neyse, ne….

İşte onları kurtaran bizleriz. Bizlerin sayesinde ayaktalar.  Bizler olmazsak onlar olamaz. 

Görüldüğü gibi zekice iş çıkarmak  o kadar kolay bir iş değil, okudukları kalın kitapların içinde bozdukları gözleri bizlere aldatmaca bir yenilik getirmiş. Düşündüren gerçeklerde tablo, anlaşır şekilde, ortada… 

BİR MUTFAK ŞEFİ OLARAK ÜRÜNLERİN GRAMLARINI DEĞİŞTİRENLERİ,  Yemek Tariflerini düzeltmeye davet ediyorum.  Herşeyi yeniden yazmalılar. 

Yemek sektöründe tariflerin neredeyse tamamı 250gr baz alınarak yazılmıştır.  

Birçok ürün, 250gr’dan 200gr’a  indirildiği için, ölçüler zorunlu olarak karışmıştır.

Yakın zamanda 250 gr olan krema, fiyatı değişmediği halde 200 gr  indirilmişti.  250 gr olan tarifi uygulamak için iki adet, 200 gr’lık krema  alınması gerekiyordu. Bir adet kremayı açtık ve diğer paketten aldığımız 50 gr alarak tarifi tamamladık. Artan  krema, bozulmakta ve israfa neden olmaktadır. 

Bilinçli tüketici olmak için, doğruları, yanlışları bilmek, hepimizin hakkıdır.  

Sektörlerin birçoğunun ürünleri  kaşıkla verip, kepçeyle geri alma çabasındaki düzelmeyen çirkin yüzü böyle… Bunları düzeltmenin bir yolu yoktur. Nereye başvurursanız vurun, denetleyen kişilerin açıklayıcı bir sebepleri bulunur.

İNSAN HAKKI ÇALANLAR, YIKILMAYA VE YOK OLAMAYA MAHKUMDURLAR. 
ÇALMANIN TANIMI BİRAZ FAZLA GENİŞTİR İNSAN HAKKI DA BU SINIFA GİRER

2014.11.14

Kültür habercisi; Deniz Kakanaş