Image

Küçücükken uzun saçları vardı. Salına salına yürür, sevmeye doyamazlardı.
Ne istediyse oldu neredeyse.
Öyle güzel günler, alışverişler, bir ister beş alınırdı o zamanlar her şey güzeldi ancak ne zaman ki paylaşma zamanı geldi zorluğu gördüğü için bir kahve bile yapmadı.
Öyle çok eşyası vardı ki geride bıraktığı, kendi gitti kokusu kaldı.
Bazen içinde olmadığı boş kalan elbise kolları boynuma sarılı kaldı.
Bir zamanlar yanı başımızdan ayrılmazdı ancak sonrasında eller alınca yabancılaştı.
Öylesine uzakta ki sesi bile kayboldu gitti.
çok yakında kendisi de yabancılaşmayı yaşayacak ve büyüyecek ancak artık koşsa bile sarılacak birini bulamayacak.
Toprağa sarılacak, bir iki damla gözyaşı akacak ve unutulacak gidecek, istediği gibi.