Ne garip insanlarız , her günümüz birbirinden daha telaşlı, endişeli ve tuhaf.
Neden düzgün çalışmak isteyenle doğluluk karşılaşamıyor ki, sebepsiz sebeplerle labirent gibi hayat.
İnsan nasıl.mutlu olabilir masumken istemediği durumlara çekilirken.
Ey Rabbim!.. Özellikle mi bizleri seçiyorsun taşıyamadığımız yüklerin altında ezilirken sessiz çığlıklarımız geçmişin ağıtlarıyla inliyorken.
Herşey yolunda gidiyor gibi görülse d insanı hüzünlü duruma düşüren iç çekişler niye?
Neden doymuyor insan yavrusu? Yoksa doyumsuzlukla mı gelecek hayatın sonu. Dur! Diyecek bir şey ancak o şey ne?
Milyarlarca insan içinden seçilerek birbirimizle buluşmak hangi kader örgüsünün attığı ilmekler. Zaman kazanmayı mı giydirecek, kaybetmeyi mi bilinmezlikten.
Bunca yaşanmışlığın içinde gerçekleşmeyen hayaller sırada mı bekliyor zamanı geçmişken. Senle ben, taşkınlıklar peşimizdeyken. Belki de durulur birçok şey güvenle yaşarken.
Altan, ulu hakanım, padişahım biraz çeki düzen vermezssen bazı şeylere geldiği gibi çekilir deniz bereket tanrıçasıı gibi ayağına kadar gelmişken. Gitgeller olmamalı artık, sığın kanatlarının altına bambaşka huzurlu bir dünyaya yelken açmak istiyorsan.
Sev, say, özle, bekle, koş, konuş, ağla, gül ve ilk kez güvenerek uyu, uyandığında yanında seni seyreden iyi kalpli bir melek kanadı altında uyanmak istersen. Gerçeğin tek olduğu sorular ve cevapların olmadığı, gerekenin yapıldığı bir dünya istersen.
Kapat gözledini ruhuna sarıl ve dinle kendini gönül gözüyle bakmayı öğren. İnsan olmak zordur, ağırdır geçmişin cahillik yükünü taşıyorken.
Labirent gibi dünyada herkesin aklında herşeyi bozuk para gibi harcayanlar, harcanırlar.
Değer vermekse geriye hızla dönüş yapan hayattır. Bereket gibidir hayat verilir ancak geri çekildiğinde herşey biter, gider.
Sen varsan herşey tamam Alkan.
Yolun açık olsun Özbekistan...Herşey sana değer katmak, insana dokunmaksa can vermeye değer.