Image
Bazı insanlar çiçek gibidir, kendini besledikçe serer tüm güzelliğini ancak can suyunu beklemek yorar tamamen ruhunu.
Yılda bir kez açan çiçekler köklerinden koparıldıkça  kurumaya başlarlar artık özellik ve güzelliklerini kaybetmeye başlarlar çünkü herhangi bir yaşam belirtileri yoktur.
Ağıtlar yakılmaz gidenin ardından, zaten  hiç gelmemiştir ki, gelincikleri çiğneyip giderken.
Şımarık gelincik çiçeği ne kadar da zamansız açtın sen, soldun hemen hiç bir göz görmeden.
Belki de gelecek bahara kaldı umutsuz gecikmeler. Her zaman aynı bu hikayeler.
Kaç kez "beni yalnız bırakma, erteleme, ihmal etme" diye ağlamıştı, solup gitmeden.
"Yapma" diye yalvarmıştı defalarca her gün aynı değişmeyi beklerken.
Açtın da ne oldu güneş yine kimsesizdi doğup batarken. Dolunay, ay oldu, ay dolunay tükendi söylenecek kelimeler.
Geldi, geliyor, sevdi seviyor derken.
Bu kadar kırmızı açsan ne olacak ne anlar kıymet bilmeyen, sadece kendisini düşünen.
Ne yaptı senin için bir avuç toprağa mı ekti seni nefes almak için, yoksa susuz mu bıraktı giderken.
Tadını sadece bal arıları bilir ancak onlarda özünü alır giderler içinden. Söke, söke alırlar hem de, hiç hissettirmeden.
Bir sabah, o sabah öyle bir sabah olmalıydı ki, uyandığında yanında olmalıydı, koşmalıydı yüreği ile peşinden.
"Hazırladım" demeliydi mutluluk oyunları için bir yuva  en azından onca yalanın içinden.
Sormalıydı gönül sarayında ne yapılmalı ki, bu tutku bitmesin aşıklar birlikteyken.
Aşk mı?
Sahte olan.
Kopardı yüreğinden gelin-cikleri suya bile koymadı sen can çekişirken.
Akşam oldu, yıldızlar gibi kayıp gitti içimden.
Yoruldu artık beden...
Sanki herşey buz kesti, belki de ters tepti.
Yürek yangınlarını duymadı tütünleri tüttürürken.
Evet sen kimsin ki, "beni alsın elinden "demişti kelimeler, ne önemi vardı ki, sen giderken.
Kimsin sen zavallı çiçek.
Açtırırlar mı hiç günün gelmeden.
Mutluluk kahkahalarına alışık değiller ki, herşey farklı.
Sadece gelincik çiçeği gibi kısacık ömrüyle gelip geçen kalplerden.
Vazgeç artık başkalarının bahçelerinde açmaktan, solmaktan, heba olmaktan.
Bırak kendilerini göremesinler, hiç bir şey öğrenmesinler, bir de öğrenenle alay etmesinler.
Olmaza çare arama, sensiz bırak sessizce çık git her seferdeki gibi.
Ellerin elinde, yaban diyarlarda yıpranıp tükenmeden.