Haritalar en planlı öncülerdir, pusulalar da.
Yola çıkmak isteyen kişi öncelikle haritaya bakar yada bir gezginin çantasında mutlaka bir harita vardır.
Keşke tüm yollar yürünebilseydi dünyada hiç bir kötülük olmazdı. yolda karşılaşılan yol arkadaşlığı sürseydi birçok kişi adımları bir yere kadar atarlar.
Adımlar kim bilir kaç binlerce atıldılar bizi ileri, geri taşıyan bacaklarla.
Kalpteki kırıklarla üzülmek yerine yola çıkmak ne güzel.
İnsan hiç görmediği kişilerle karşılaşabiliyor, çok yer görüyor, bazen bazı yerlere tohum ekiyor tekrar gittiğinde ağaçlardan ayıların yavrularıyla ceviz yediğini görüyor.
Güzellik görebilmekte, mutluluk hissedebilmekte.
Kaybedilen her neyse bir daha ele geçmez, geçse bile değerini yitirdiği, büyüsünü kaybettiği için hiç birşey eskisi gibi olmaz.
İşte hiç birimizin başaramadığı şey bu.
Sürdürebilirlik.
Yarım kalan her neyse ne, belli aşamada beslenemediği için solup gidiyor, çiçekler gibi.
Tekrar, tekrar aynı şeyler insanı boğuyor.
gelen kendi için bir şeyler yapmak istiyor ve değerlerin tamamını alıp gitmek istiyor.
Merak ediyor insan acaba onca çalışmaya göz ucuyla bakmaktan başka bir tanıtım, gururla bir sunum yapmış mı? Elbette akıllarına bile gelmiyor çünkü herşey etraflarında gizli saklı kalsın istiyorlar.
İşte gizlilik insanları ileriye değil yalanlara, yalanlar geriye taşıyor.
Yürüyüp gitmekten başka çare bırakılmıyor.
Yolun açık olsun Deniz, her zaman ki gibi bırak git yüreğinin götürdüğü yere.
Arkana bile bakma.
Hani o şakıyan sesler, gülüşler, uzun sohbetler var ya onlar geçmişte kaldı.
Sesler kesildi, söylenecek kelime kalmadı.
bitmeyen cümle hiç kurulmadı.