Her şey yer beyaz şu anda.
Kar taneleri lapa lapa yağıyor gökyüzünden aşağıya doğru.
Tutunuyorlar birbirlerine örtü oluyorlar kirli yerlere.
Soğuk hava var olduğu sürece erimiyorlar buz tutup dayanıyorlar.
Güneşi gördüğü gibi eriyip su oluyor, gittikleri her yeri temizliyor su yolu oluşturuyorlar.
Nereye yol aldıkları kişilerin verdikleri yol gibi.
Kader, kısmet deyip geçiyorlar.
Oysa sevmek bir kar tanesinin güneşle karşılaşması gibi basit değil.
Sevmek yada sevilmek sevgi alışverişi aslında ancak bazı fırsatçılar karşılarındaki kişileri sevmekten öte sığınma olarak düşündükleri için sevgiyi değersizleştiriyorlar.
Dünyadaki tüm canlılar bitkiler tozlaşarak, insanlar koklaşarak huzur dolu bir omuz isterler.
Verilen sözlere güvenirler.
Uçuşan hayaller, özlemler, anlar, kaybedilen zamanlar, akıtılan gözyaşları günler dolar taşar adeta.
Derin bir uykuda gibidir insan hani "ah bir sarılsam hiç uyanmasam" gibi.
Herkes sevilebilir mi? Keşke sevilebilseydi mutsuz insan kalmazdı.
Sevmek çok özel bir duygu.
Onun her anını merak eder, ne yer, ne içer, ne zaman uyur, ne ara sizi düşünür diye an olarak sanki onun sağ omuzuna konan bir melek gibi onun için iyi dileklerde bulunur durursunuz.
Safça.
Sonrasında değersiz bir paçavra gibi sizi savurup attığında uyanırsınız o inandığınız rüyadan.
Konuşulacak birşey kalmamıştır ki bir veda, bir helalleşme olmamıştır.
Koparıp atmıştır sizi yabancı gibi.
İlk günler dünya başınıza yıkıldığından enkaza çevirir bu durum.
Günler geçerken acılar hafifler ve iyi ki, bir karşılaşma, dokunma yada bir yaşanmışlık yok diye şükreder dürüsünüz.
Zaman zaman da "keşke bir kez sarılsaydım" diye tuhaf özlemler geçer akıldan.
Anlamsızdır herşey.
"Bitti" denince bitsin, gitmek isterse güle güle gitsin sanki verdiği ve yerine getirmediği sözlerden böylelikle kurtulabiliyor insan.
Elbette ilahi adalet var.
İntizar...
Kalp kırıklığı.
Bir daha geri dönülmez bir nefreti nasıl duyar ki insan?
Hiç merak etmez mi acaba insan bu kadar büyük sevgide en ufak bir sorun yokken sırf üç kuruş hesap uğruna karşısındaki kişi aşk orucunu ne kadar tutacak.
Evet aşk orucu.
Kadınların dürüstlüğünün baş belası.
Seveni sevsek, sevmeyeni neden def edemiyor içinden insan yada ona karşı acziyetten mi, hayır.
İşte isteyerek yada istemeyerek ayrılan, eşinden uzun yıllar boyunca ayrı ancak resmi ayrılamayan bu insanların hayati ihtiyaçları olan sevgi iletişimi için biten ilişkilerden sonra aşk orucu ne zaman bozulmalı?
Ne kadar zor bir konu.
Takılmayan bir yüzükle bağlılık yemini ederek taraflardan birinin kişisel hırsları yüzünden yok edilen sevgi için beklemeye değer mi, akıllı olan hak ettiğini yaşatır ancak bizim kadınlarımızdaki tabulardan dolayı bundan çıkış zor.
Tıpkı parmağınıza takılan antik ölü yüzüğü gibi.