Her yerde kar vardı bugünkü gibi.
doğuma taksi gidemediği için polis arabasından yardım istenmişti.
Kız olacağı da bilinmiyordu o zamanlar.
Bir kız bebek dünyaya geldi demişlerdi.
Anne kız, sarmaş dolaş birlikte güldüler, birlikte ağlaştılar.
Ne istiyorsa aldı, ne istiyorsa yaptı.
Şanslı bir kızdı.
Sanatçıydı ruhu, çizimleri sanatsaldı.
hayatında hep güzel şeyler oldu.
Her on yaş büyümesinde onlarca hediye alınırdı, 10 yaşında 10, 20 yaşında 20, 30 yaşında 30 fakat 40 yaşında ne bir ses, ne bir nefes nede artık eskiden olduğu gibi bir kutlama vardı çünkü artık onu doğurana hiç sevgisi kalmamıştı.
Tüketmişlerdi herşeyi her ikisi de.
Biri bekledi belki arar diye ancak artık aramanın anlamı yoktu sadece herşey o gün geldiğinde anılarda kaldı.
En iyisi buydu.
belki bir gün annesizliğin ne olduğunu anlayacaktı elbette belki de şimdiden arıyordu annesini gözleri. belki de telefon çalar diye bekleyecekti fakat bu asla olmayacaktı.
Anne kız aynı bedende can bulmuşken ne savurup atmıştı ki onları bugünkü kırgınlık oluşmuştu.
Hiç, evet hiç.
Kız annesini hırpalıyordu her seferinde, bağırıp çağırıyordu.
Anne çekildi böylelikle.
Annelik belki de on yaşına kadardı, bırakıp kendi başına gitmiş olsaydı şimdi herşeyin daha kıymetli olabileceğini düşünüyordu.
Çocuklar kendilerine baktırıyorlar haklılarda fakat biraz büyüdüklerinde karşısındaki kişilere ihtiyaçları kalmadığında küçümsemeye başlayarak kendilerini birşey sanıyorlar.
Kalp kırıyorlar isteyerek.
Yaş ilerledikçe büyükleri sığıntı olarak görüyorlar hatta zoraki ilgi gösteriyorlar.
İstenmeyen büyüklerse mecburen kenara çekiliyorlar.
Belki de istemeden dünyaya getirilen bu çocuklar istenmediğini anne karnındayken biliyor, hissediyor o bağ kurulsa bile yine kopuyor.
Çocuklar menfaatçiler.
Hep oynuyorlar kişilere.
Annelerse hiç unutmuyorlar.
Doğuyorlar, bin bir zahmetle büyüyorlar, bir çoğu oraya buraya bırakılıyorlar, palazlandıktan sonra çekip gidiyorlar.
40 yıl öncesi yada 50 yıl sonrası hiç fark etmiyor, aylar yılları, yıllar hızlıca geçerken bensiz, sensiz, onsuz bir hayat.
Herşeyin sonucuna bakmak lazım.
İşte dünyaya getiren kişiler bile yanınızda yok, bu güzel mi diye sorarlar adama.
İlk, ses, ilk nefes kadar saf, istedikleri gibi olsun dünyaları, karışan da yok.
en son akılda kalan bir ipek elbise içinde, ipek saçlı kokusu hala akılda saklı.