Image

Geçmişte kalan okyanus olmuş yaşantıma taş yağdırırım.

Su halka halka, iç içe açılır ve ben minik bir sandalla yabancısı olduğum yaşanmışlığın içinde gezinirken, yalnızlık dansına başlarım.

Harcanan ümitlerimle kaybettiğim derin düşlerin peşinde bıkmadan usanmadan koşar,düşer yuvarlanır, tekrar kalkarım...

Her seferinde bilgi ararım.

Okumak,
Öğrenmek,
Düşünmek,
Yazmak,

Araştırdıktan sonra öğrendiklerimi paylaşmak, benim yapım...

Fikir empoze edenleri itiyor içim.

Her şeye, herkese ne kadar yakınsam, o kadar da uzak hissediyor beynim.

Her çalışma benim için diğerinden vazgeçiştir. Biriktirme çalışmalarımla bina kurar. Tamamlanmaya çalışırım.

Bazen bir hiç olurum, her biri ayrı renkte ve farklı kültürde olan milyarlarca insan içinde çargahperdesi gibi kimsesiz kalarak... (çargahperdesi musikide do sesidir, tek başınadır, kendi başının çaresine bakar.)

Kimliksiz !...

Bazen de herşey olurum birçok şey için sanki yüzyıllar öncesinde aynı kandanmışım gibi.Veya oluşmaya başlayan iyi birşey olarak bulurum kendimi, yükselen heybetli dalgaların sularında yıkanarak...

Araştırdığım herşeyi içimdeki samimiyetle birleştirerek, kendi doğrularımın ışığında aydınlanarak, inandığım değerlerle yaşarım !...

Yaptığım her bir işte alternatiflerle donanarak...

Kararlı olmak ve inanmak...

Evet, evet kararlı olmak ve inanmak, geçmişten kabuk atmamı ve defalarca yeniden doğmamı sağladı.

Yaşanmışlığın her basamağında, hatalar ve olgunlaşmalar vardı...

Bazen de kendimi bile tanıyamayacağım kadar şiddetli fırtınalarım vardı. Estim, gürledim ama çaresi yok yine duruldum...

Toprağım ben, güneş üzerime her gün doğuyor ve ben her gün farklı yerlerde yolunu kaybetmiş gezgin olmayı diliyorum.

Etrafımda tozlaşan tohumların renklerini gördüğümde, akıldan uzak düşündüğüm zamanlar olur...

Herkesten, her şeyden elimi çeker ve kendimden bile çok uzaklara çekip giderim...

Mucizelere inanırım.

Zaman zaman yaprak açar yeşilin her rengine boyanırım...

Sonbahar geldiğinde kendimi dökerim ancak; dolaştığım her yerde süpürülüp atılsam da sürgünlerim hep sürer.

Dökülerek ve taşınarak gezinirim.

Can suyumu bir şekilde toprak diplerine inerek bulurum ve inatla filizlerim sürer, gider...

İstemesem de bilmediğim yerlerde fidan atarım...

Her gün doğumunda nerede gözümü açacağımı bilemem...

Kimim bilmem.

Tanımadığım insanlarla o kadar verimli çalışmalar yaparım ki, yargısız kabul görürüm.

Yargılamam, yargılayan insanları dinlemem.

Bir gün güneş gibi doğarım aydınlığımın sıcaklığıyla yakarım.

Bir gün gece olur karanlığa çekilirim ...

Birinde doğarım, diğerinde solarım.

Bazen dolunay olur geceyi aydınlatırım, bazen yakamoz olur görsel doyumsuzluğu yaşatırım...

Bazen bir hiç olurum, avare gibi yaşarım ve zamanın akıp giden yaprağına tutunur anı yaşarım.

İçimdeki sevgi düşleri dolup taştığında zihnimdeki yoldaşımla öksüz sevdalarda buluşurum...

Dönüp geriye baktığımda ufkumda hiçbir şey göremiyorum...

Görünen her yol güzel, ancak gittiğim her yol uzun olduğundan sonuca varamıyorum. 

Yürüdüğüm yoldan geri dönerim, ancak aynı yoldan geçmem.

İşlendim bilmediğim kurallarda ...

Gelenek, görenek yumağında yuvarlanıp sarmalandım.

Düğümlendim ...

İlmeklerim çoğu zaman çözülse de, çözen de, çözülen de ben değildim.

Şu uzaklardan gelen kemanın sesi, döküntü harabelerin içlerinde çalıyor sanıyorum.

İçimde derin düşler yankılanıyor.

Kanun tınıları gibi hayatımın her dönemi oldukça sesli idi ancak ben hiç duymadım...

Bugün etrafıma bakınıyorum da, her şey çok değişmiş.

Eski yüzler yok artık.

Eski bildiklerim zamanın içinde kullanılmış, tüketilmiş ve kül olmuş uçuşmuşlar.

Artık özgürce gök kuşağının içinde, istediğim renge sarılabiliyorum.

Yasaklar normale dönmüş, özgürlük anlamsızlaşmış, değer kalmamış.

İstediğim gibi keyifle kahve içeceğim bir bahçem olmadı ancak dünyadaki tüm bahçeler benim.

Birçok gönüllere köprüler kurdum...

Kendimi parçalara böldüm ve her birini kim bilir kimlere bıraktım, unuttum.

Çoğu zaman uzaklarda bilmediğim gönüllerde yaşıyorum ve onları sorunları ile birlikte sırtımda taşıyorum...

Kaç kez !... Nerede, kiminle uyuduğumu, kaç kez sevdiğimi, sevildiğimi, aldatıldığımı, terkedildiğimi, ağladığımı ve ağlatıldığımı hatırlamıyorum...

Şu an hatırladığım tek şey bin yanlışın içinden, bir doğruyu bulmuş olmam ve doğruya kürek çekmem.

Aykırı kişiliğim kendini ifade ederken toplum içindeki yerimde farklı olmamı sağlayarak keşfetti.

Ben siz değilim, sizde ben olamazsınız.

Her gün yeni bir gün.. Yarında gecenin tüm karanlığına inat yeniden şafak sökecek ...

Her yeni günde sayfalar yazılmamış, bembeyaz ve boş.

Gözyaşlarımda keşkeler yok artık ...

Söz yaşlarımı karıncalar gibi çalışıp duyurmadan yazacağım.

Ülkem ve insanlarım için arı gibi çalışacağım...

Hiç birşey yapamasam da gayretim ve niyetim hayallerime demir atmamı gerçekleştirecek ...

Gönül koydum bu işe, başaracağım...

Denizin derinliklerine indikçe, birleşmeyi, zenginleşmeyi hep beraber öğreneceğiz....

Dünyada hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi anladığımda kendim baştan başa değişmişim yeni anladım !...

Artık ne istediğimi çok iyi biliyorum.

Toplumu ileriye taşımak için samimi ve çıkarsız çalışarak geliştirici projeler içinde çalışarak büyük bir aile birliği kuracağımı sanıyordum ancak yanıldım. Çok insanın böyle birşeye ihtiyacı yok.Bazı yörelerin bakir kalması gerektiği gibi öylece kalmalılar çünkü bazen geliştirme değişime sebep olarak amacından sapıyor.

Olduğu gibi bırakmak en iyisi.


Her hangi bir konuyu başından sonuna kadar çalışma azmi içimdeki samimiyetle birleştiğinde, daha faydalı neler yapabilirim düşüncesi iyilik, doğruluk ve güzellik içinde yol alırken, insanların kafasında her zaman soru işreti olmuşumdur ancak her seferinde kendime dönüşüm daha muhteşem olmuştur.

Ben benim değişemem... Çıkar gözetemem... Görmek istediğiniz gibi görebilirsiniz.

Şahsi ana fikirlere saygı çerçevesinde, insani hizmetlerde bulunacağım tâ ki can bu bedeni terkedene kadar ...

Önemli olduğu sanılan birçok saçma şeyin boşluğundan kurtulmak, kurtarmak içindir herşey ...

Sağlam, sağlıklı ve iç huzuru ile yol alırken, doğuştan var olan enerjim hiç sönmeyecek gibi...

Sınırsız hayal gücüm...

Çalışma azmim...

İnsani çalışmalarla, farklı kültürlerle dayanışma içinde, gönülden bağlanarak O ANI YAŞAMAK, insanın içinde yüce duygular oluşturuyor.

İnsanı değiştiriyor, geliştiriyor ve daha insani düşünceler oluşturuyor.

İçimdeki çok sesliliği konuşarak, tanışarak, beraber yaşayarak, birbirimizi geliştirerek, evrensel mutluluğu görmek en büyük hedefim.

Güzel bir sofra kurarsam ilgisi olan bilgiyi alır.

İşte yaşam, işte sevgi, işte mutluluk bu benim için.

Ben yolumu buldum.

Dünya bu, bugün böyle yarın başka...

Yaşamın güzelliği muhteşem.

Her şeyin halkı bir sebebi olduğu gibi, her gününde kutlanması için bir anlamı mutlaka vardır...

Çünkü her insan başka bir yaşamdır.

İşte o gün, bugün ...

Gün ışığı içinde...

Sağlıklı nefes almanın özgürlüğüyle...

Sade bir Türk kahvesi eşliğinde...

BERABERCE...

Gidebildiği yere kadar ... ♥


Meditasyon-Mevlana.

Ne hristiyan, ne yahudi, ne hindu, ne budist, ne zen budist, ne de sufiyim.

Hiçbir din ya da kültür düzenine ait değilim.

Ne doğu, ne batı dan geldim, ne deniz, ne de yerden çıktım.

Ne tabii, ne havai, ne de çeşitli maddelerden oluştum.

Ben yokum.

Ne bu dünyada varım, ne de öteki dünyada.

Ne Ademden, ne Havvadan, ne de başka bir başlangıc masalından çıktım.

Yerim yersiz, izim izsiz.

Ne vücut ne de ruhum.

Sevgiliye aitim.

İki dünyayı bir gördüm,

Bir onu çağırdım, bir onu bildim.

Önce, sonda, dışta, içte,

Sadece o,

Nefes alan,

Ve nefes veren

İnsanoğluyum...


Meditation.

Not Christian or Jew or

Muslim, not Hindu,

Buddhist, Sufi, or Zen.

Not any religion

Or cultural system. I am

Not from the east

Or the west, not

Out of the ocean or up

From the ground, not

Natural or ethereal, not

Composed of elements at all.

I do not exist,

Am not an entity in this

World or the next,

Did not descend from

Adam and Eve or any

Origin story. My place is

The placeless, a trace

Of the traceless.

Neither body or soul.

I belong to the beloved,

Have seen the two

Worlds as one and

That one

Call to and know,

First, last, outer, inner,

Only that breath breathing

Human being.

Kültür habercisi; Deniz Kakanaş