Düğünler aylar öncesinden planlanır, heyecanlı tatlı bir koşuşturma başlar, her ailenin yada çiftin hayal ettiği gibi şekillenir ve telaş düğünle birlikte sona erer. Amaç, çekirdek aileyi oluşturmak için yuva kurmaktır. Yuva, ailelerin destekleriyle kurulduğunda daha kolaylaşır.
Öylesine uzun bir koşuşturmaca ki, davetli listesi, davetiye gibi ayrıntılarla bile en ince detaylar düşünülerek çiftlerin en mutlu günlerinde aksaklıklar oluşmaması için gayret edilse de mutlaka unutulan bir şey yada biri olabilir. Karşılaşmalarda dostluklar kurulur, görüşmeler öne çıktığı için düğün yıllar sonra bile tanıdık-tanımadık kişileri bir araya getiren toplanmadır. Özellikle uzaktan gelen misafirler çok daha önemlidir, onları mutlu etmek gerçekten zordur. Bazıları daha erken gelerek yapılacak işlerin ucundan tutar, bazıları tam düğün günü gelerek düğüne katkı sunar.
Bu düğün, Gökeren'le Meltem'in masalı. Her ikisi de çiçeği burnunda avukatlar.
Gökeren erkek tarafı Malatyalı, İzmir'den gelen Meltem'in ailesi Kars'lı.
Buluşma, Kayseri'nin betonlaşmış ruhundan uzak Bahçelievler'in doldurduğu Hisarcık'taydı. Temmuz sıcağında villaların bahçelerindeki yeşilliklerden dolayı evler gayet serindi. Komşuluklar aynı eskisi gibi imece usulü yardımlaşmayı korumuşlar.
Kayseri olurda mantı olmaz mı? Günler öncesinden mantılar yapılarak dolaba girmişler. Gün, gün misafirlere düğün öncesi, düğünde, sonrasında ikram edilecekler planlanmış, malzemeler alınmış, bazıları pişirilmiş hazırdı mesela bunlardan biri ciğer kıyması kavurmasıydı. soğan, biber ve domatesler soğaraç yapılarak önceden kavrulan ciğer kıyması çabucak pişti ve pilav yanında servis edildi.
Su böreği yine komşuların en has bilgesi Akkadın elinden geçiyor. Kıymalı, peynirli su börekleri açılıp haşlandıktan sonra ateş üzerinde alt, üst pişiriliyor. Közden çıkan su böreğinin görüntüsü enfes, tadı da. Bahçeden pişmiş sıcak tepsiyi uzatırken Akkadın'ın pembe yanaklarını görmeliydiniz. Teşekkürler.
Kayseri'de bir zamanlar evlerin yerlerinde bulunan bağlardan dolayı asma kökleri adeta ağaçlaşmış. Yaprağın çok bol olduğu yerde yaprak sarması çok ince işçilikle yapılıyor kat, kat değil kalem gibi sarılanlar dikine diziliyor. Dikine yaprak sarması dizim videosu linktedir. https://www.youtube.com/watch?v=eGOsxRQMf2o Akkadın gibi bilgelerin yanında yabancı mutfak şefliği sökmez, kültür nasılsa öyle devam ediyor yani yapılan yemek her neyse ila ki bir bilge kadın işe el atıyor.
Öncesinden yapraklar haşlanıyor. İç hazırlarken bol soğan yağda kavruluyor. Pirinç, konserve domates sosu, salça, birkaç baharat, nane kavruluyor çok az bulgur ekleniyor. Soğuyan iç harç yaprakla masaya alınıyor ve koca bir masa dolusu komşu, boş tabaklar kaselerdeki harçlarla sarılarak doluyor, bir kişi de sarılanları kaplara dizerek dolaba kaldırıyor. Ertesi sabah düdüklüye dizilerek üzerine yağlı, salçalı sos yapılıyor. Yaprak sarması salçalı, yağlı sos linktedir. https://www.youtube.com/watch?v=oj65Ke4MwFI Kaynadıktan sonra en fazla yirmi dakika pişiriliyor. Bir gün daha soğuyan sarmalar durdukça daha tatlılaştığından servis tabaklarına alınarak ekşimsi lezzetleriyle adeta damak çatlatıyor. En zor sarılan sarmalar bir dakikada lüp, lüp yutuluyor. Yemem diyenler bir kez tadına baktı mı kendini durduramıyor.
Yiyecek çeşidi sadece bu kadar değil çeşit, çeşit yaş yada kuru pastalar, meyveler, kuruyemişler, şekerlemeler saymakla bitmez.
Eski dayanışma kültürel gelenekleri kalmadı diyenlere işte örnek bir imece usulü düğün. İsteseler Çırağan sarayında da düğünü yapabilirlerdi ancak yardımsever insanların birleşerek el attığı düğün bereketle doldu, taştı.
Gelenlerin getirdikleri var ki, masalar çok daha çeşitlendi. Malatya Doğanşehir Polat köyünden gelen altın kalpli Ümit, gelirken taşınır soğutucu dolapta getirdiği Kınalı ekmek ve Polat içli köfte yörelerini tanıtmaya yetti. Özellikle Polat köfteden artan harçla (sadece bulgurdan da yapılıyor)sebzelerle pişirilen Hirçikli köfte, ceviz kadar büyük yapıldığında Kel köfte, yine ceviz kadar içi doldurulup yanına yuvalama gibi küçükle Analı kızlı köfte yada çapa gibi üçgen şekil verdirilen ve yumurta sarısına bulanarak yağda kızartılan Çapalak köfte tadılmaya yapılır. Çapalak köfte pişirme videosu linktedir. https://www.youtube.com/watch?v=WJfD-WxXaFI
Masalar, tabaklara gönülden akan bereketlerle doldu taştı adeta.
Sadece kadınlar değil minimal yaşam felsefesini ilke edinmiş düğün sahibi Prof. Atilla üstat, mutfakta yemekleri daha doğal ve köz-haşlama olarak Acem pilavının tavuklarını kazanda-tenekede tavuk pişirdi. Çingen tavuğu diye yöre ağzıyla adlandırılan ancak Denizli- Manisa gibi yerlerde tavuk altındaki özel tepsisiyle pişirilen tenekede tavuk bir sopa yardımıyla da pişirilebiliyor. Linki linki https://www.youtube.com/watch?v=yl9-i-RREBk Tavuk pişirildi, didiklendi, tereyağında iyice kavrulan pirinç ve haşlanmış nohut bir tencere dibine dizilen tavuk parçaları ve bir sıra serilen nohut üzerine serilerek Acem pilavı pişirildi. Ters çevrilerek dökülen birkaç tencere pilavı bir Vali'nin çok çalışkan eşi kavurdu, dizdi, pişirdi. (Adını güvenlik nedeniyle izin almadan yazamayız) Öylesine çalışkan ki makine kendisine asla yetişemez. Pilav gibi ikramlıklar bol salata eşliğinde öğle yada akşam yemeklerinde ikram edildi. Acem Pilavı tasarım videosu linktedir. https://www.youtube.com/watch?v=6aM-qqYNbqs
Acem pilavına not düşmek gerekirse Kahramanmaraşlılarca çalıştığımız pilavda havuç rendesi, kimyon, karabiber, çam fıstığı, kuş üzümü gibi iç malzemelerin yanında tavuklu yağlı et yada tamamen etsiz yapılmıştı. Keşkek gibi bazı yörelerde etli bazılarında tavuklu yapılabiliyor.
Bir hafta öncesinden eve akın eden uzak diyardan gelen misafirler düğün gününe yakın daha da kalabalıklaştı. Koşuşturmada kızın ailesi de erkek tarafı kadar katkı sundu.
Kına gecesi günü Depremin yıktığı ve büyük acılar yaşayan Malatya Polat Köyünden Davul, zurna sesiyle düğün başladı. Kayseri'de yapına düğünlerde mutlaka bayrak davul, zurna ile damat tarafından asılır ve düğünün ertesi günü bayrağı yine damat indirir. Adetlerinde olmadığı için bayrak asılmadı.
Kına gecesi günü Kayseri'nin sivil toplumla ilgili çok çalışma yapan çalışkan kadınlar Polat peyniri ile karıştırılmış ıspanak, sade peynir ve patates harçlarıyla hazırlanan içlerle gözlemeler yapıldı. Üzerine sürülen tereyağıyla mis gibi sac börekleri herkesin hem midesini hem de gözünü doyurdu. Semaverlerde demlenen çaylar ise ayrılmaz gelenekseldi. Tepsiye konulan gözlemelerle düğün sahibi Süheyla, gelen misafirleri oyuna davet etmek için gözlemelerle oyunu başlattılar. https://www.youtube.com/watch?v=X9x3mlEhuoc
https://www.youtube.com/watch?v=aEX2mkC1u-c
Düğün duyurusunu eline davul zurnayı geçiren düğün sahibi Prof. Atilla üstat ve yakını sanki çalıyorlar gibi komik pozlarla sosyal ağlarda güncelleme yaptılar.
https://www.youtube.com/watch?v=ewoqvhVPA7g
Gözleme hamurunu yoğuran, kadınlar tarafından açılan ve iç yerleştirilen gözlemeleri pişiren aile hekimi doktor kadın, karşısında kültür araştırmacısı ve habercisini görünce kendi yöresinin sadece kendilerine özel bir yöresel lezzeti (etin bulgurla dövülmesiyle yapılan) Bulgurlu köfte-Bezdirme düğün aralığında anlatmaya başlayınca yöresel yemeği çekime çevirdik. https://www.youtube.com/watch?v=iVeItFxVX9M Aynı köfte Karaman ili Ermenek ilçesinde da yapılıyor ve eskiden tarım yapan çiftçilerin bulgur ektikleri ve hayvancılık yaptıkları için bulgurla eti birleştirmişler. Ermenek köftesi sacda pişirildiği için lezzeti akılda kalan coğrafi işaretli köftedir. Ancak Kayseri-Develi-Yahyalı'da yapılan Bezdirme, etin bulgurla kaynaştırılması çanak ayrıntısıyla ilginç.
Kına günü kahvaltılar yapıldı, yemekler yendi, semaverde demlenen çaylar içildi, ardından yaz meyvelerinden kavun, karpuz, soğuk içecekler derken davul zurna eşliğinde yöresel oyunlar oynandı, halaylar çekildi, davulculara paralar saçıldı ve sıra kıza kına yakılmasına geldi.
Genç kızlar ellerinde mumları yaktı, sallayacakları şıngırtılar ve pullu mendillerle geline yol yaptılar. Şarkılar, türküler eşliğinde gelin kırmızı tuvaletiyle hazırlanan yere oturdu ve elini kayınvalidesinin getirdiği altınla açtı ve kınalandı. Gelin ve damadın kına videosu linktedir. https://www.youtube.com/watch?v=D4D2yzcdJ8o
Kına devam ederken misafirlere önceden hazırlanmış kına paketleri ve üzerinde çiftin adı yazan karışık kuruyemişler tüllü sepetlere yerleştirilerek, kına yanında tabaklarla pastalar, börekler, neler neler ikram edildi sayısı belirsiz.
Kına gecelerinde gelenek olmuş küp kırma geleneği unutulmadı. Toprak testi içindeki şeker, kuruyemiş yada para ile doldurulduğundan bereketi, kırma geleneği nazardan korunma olarak bilinir. Videosu linktedir. https://www.youtube.com/watch?v=hR1o2zOx4cI
Bir yandan eğlence devam ederken diğer yandan çay tepsileri, boşalan tabak, bardakların bulaşık makinesi doldu boşaldı. Bir yandan yıkama, diğer yandan yerleştirmedeki karışıklık elbette her evde olduğu gibi 'bardaklar doğurdu 'diye hepimizi güldürdü çünkü kutulardan çıkan bardaklar yanlışlıkla dolaplara dizilmişlerdi. Tüm kadınların bilgili olması sebebiyle bir şey yapılmak istendiğinde her kafadan bir ses çıkarınca küsmeler peşinden gelir derler ancak işi sonuca ulaştırmaya çalışma çabası el birliğiyle aşıldı.
Ertesi sabah ev halkı, uzaktan gelen akrabalar, komşular için çok özel kahvaltı masaları kuruldu. Polat keçi, koyun karışımı yağlı peynir başta olmak üzere, küp, kaşar çeşitleri, zeytin çeşitleri, kırılmış ceviz taneleri, haşlanmış köy yumurtaları, tava dolusu sucuklu yumurtalar, ayriyeten sucuk içi kavurmaları, kara kovan balları, bahçeden tazecik koparılmış biberler, doğranmış salatalık, domates, ve yeşillikler, tepsi, tepsi su börekleri, baklava, gözlemeler semaver çayı eşliğinde sofralarda insanları doyurdu. En kalabalık sabahtı. Uzaktan gelenlerin sohbetleri dostlukları pekiştirseler de uzak düğünlerin zorluğu, yorgunluğu kolay değildir. Özellikle Temmuz sıcağında.
Düğün; Akşam üzeri herkes en güzel kıyafetlerini giyerek salona taşındılar.
Bu bir kır düğünüydü. İhtişamlı bahçe, uzun mumların olduğu şamdanlar, kristal avizeler, havuz göz kamaştırıcıydı. Düğün sahipleri misafirlerini karşılamak için girişte sıralandılar. Kır düğün salonu linktedir. https://www.youtube.com/watch?v=BJyC54fvPUc
Kır düğün salonunun ikram edilen yemeği iç pilavla kuzu tandırdı. Et çok lezzetli pişirilmişti. Yanında biraz kabak ve patates garnisi vardı. Ardından tatlı ikram edildi. Gelin üst katta merdivenden müzik eşliğinde çıkarak ilk dansını yaptıktan sonra tüm masaları dolaşarak herkese hoş geldiniz dediler. https://www.youtube.com/watch?v=gZca5p70V2M
Gelin kazan dibini kazımış ki önceden çalışılmış dansı yaparlarken birden bire fırtına koptu, masalarda ne varsa devirdi ancak gelin ile damat yağmur altında romantik danslarına devam ettiler, bırakmadılar. https://www.youtube.com/watch?v=t3xl713Cy3g
Sonrasında mı ne oldu.
Üst makamlarında olduğu düğünde oynamaktan şişen ayaklardaki yüksek topuklu ayakkabılar fırlatılıp atıldı ve halaylar çekilerek, göbekler atıldı.
Malatya Polat Köyü davul zurnacısı eşliğinde çekilen halay linktedir. https://www.youtube.com/watch?v=t5H_iSFdm2w
Her düğünde olduğu gibi takı töreni, gençlerin boyunlarındaki kırmızı kurdeleleri altın ve parayla doldurdu. Bazı kişiler yörelerde hediyeleri zarflara koyarak verirler burada da aynısı oldu. Genellikle gelen hediyeleri yazan aile büyükleri zamanı geldiğinde götürecekleri hediyelere karşılık vermeleri adettendir.
Düğün gecesi çiftler balayına çıkmak üzere oteline, herkes evine döndü dönmesine de yorgunluktan nerede yattıklarını bilmeleri imkansız çünkü düğün telaşının yanında hoplama, zıplama daha yorucuydu.
Düğün gecesinden başlayarak düğünden sonra yola çıkan misafirler evlerine sağ salim ulaştılar. Düğünün ertesi gün kalanlara yine kahvaltı, yemek, çay ikramları hiç bitmedi.
Gelin ve damat kahvaltıya geldiğinde düğüne gelen arkadaşlarıyla yedi, içtiler ve gelin arabasıyla İzmir'e doğru yola çıktılar.
Daha sonra da gelinin annesi, teyzesi ve kuzenleri. Bir not düşmek gerekirse düğünde damadın annesi gibi gelin kızın annesinin de emeği oldukça çoktu. Kız kardeşinin de. her iki kardeş de düğün sanki kendi evlerindeymiş gibi her işe koşuşturdular. Hatta evi baştan aşağı düğün sonrasında elden geçirip temizlediler. Karışıklık, az da olsa düzeltilmiş oldu.
Düğün öncesinde başka yöreden çoğaltarak getirdiğimiz kırmızı laleleri gelin ve damada birer adet ektirip ailesine de bir lale soğanı verecektik ancak laleleri karışıklıkta bulunamadı.
Bu düğünün ardından son söz olarak genç çifte mutluluklar diler, ev sahibine ve emeği geçen herkese teşekkürler. Neredeyse hiç bir aksaklık yaşanmadı.
Darısı diğer bekarların başına.