Image

Güneş her doğduğunda verdiği ışık, en güzel armağandır toprak, yaprak ve insana…

Sevgi de çok özel bir duygudur. Yansıttığı her yere muhteşem bir ışık ve enerji vererek adeta herkesi büyüler.

Dünyanın ticareti canlandırmak, hareket olsun diye kutladığı bu özel günün aslında sevgiye yada sevgiliye katkısı yoktur çünkü sevgi tek günle geçiştirilemeyeceği gibi yaşayarak/tarak hissedilmesi gerekir.

Ayrıca sevgi, yaşamı kolaylaştıran ve paylaştıran önemli bir güçtür.

Bir fidan olsak.
Açsak, solsak.
Tohum salsak savrulduğumuz her yere.
Güneşin doğduğu yöne doğru baksak ayçiçekleri gibi.
Her mevsimde  çiğ tanelerinin yağmurluyla ıslansak. Bıkmadan usanmadan tozlaşıp gönüllerde köprüler kursak.

Şöyle herkesin geçebileceği yüksek bir yere oturun ve insanların yüzlerini okuyun.
Tek tek geleni geçeni seyredin, yakından bakının.
Herkes bir koşuşturmaca yaşıyor.
Oysa etrafta bin bir çeşit renkte çiçekler açmışken toprakta çalılar arasına ekilen sevgi gibiler. Karanlıkta kalmışlar sanki belirsizler ve görünmüyorlar yani yaşamın içinde kaybolmuş gitmişler.
Kendileri için yaşamıyorlar.
Beş dakika isteseniz bir kahve için bile vakit ayırmıyorlar.
Sizce yığın yığın bu insanlar nereye, ne için gidiyorlar?
Neden artık insanlar birbirini sevmiyorlar ve birbirlerine tahammül edemiyorlar.
Sevmek bu kadar zor mu ?
Neden insanlar bu kadar mutsuz, yüzleri hiç gülmüyor ?
Gülmeyi de bilmiyorlar, sevmeyi de.
Mutsuz oldukları için başkalarına da olumsuzluk çamurunu sıvamaya çalışıyorlar.

Uçağa binerek tüm Dünya’yı gezin ve göreceksiniz ki yerleşim yerleri bir avuç kadardır. Yaşam boşlukları ise Dünya kadardır. Koskoca Dünya’da yaşayabileceğimiz alanlar mı kalmamış yada yiyebileceğimiz her şey mi tükenmiş ki gelecekten bu kadar umutsuz yaşıyoruz ? 

Kısa süreli çok şey kaybedilen tılsımdan sonra herşey tersine dönüyor.
Bir sürü nedensiz sorular.
Kendimizin bile inanmadığı çeşit çeşit çaresizlikler.
Sanırım bizim ülkemizdeki insanların birçoğu kendini mutsuz etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Bu devirde bir insanın yaşı kadar borcu varsa bu nasıl çekilmez bir hesaptır.
Bu nasıl, nereye gidiştir.
Mutsuzluğun ana nedeni yaşam kaygılarından dolayı mıdır ?
Evet…
Şu bir gerçek ki şu anda Dünya’da en şanslı kişiler herşeyin hakkından gelebilen çalışkan borçsuz kişilerdir.

Düşmez kalkmaz bir Allah’tır diyoruz da neden insan düşünce ellerimizden hiç kimse tutmuyor ve boşluğa bırakıyor... 

Ömer Hayyam derki;
Durmadan kurulup dağılan bu yerde,
Hiç bir dost arama.
Güvenilir bir sığınak, hiç!...
Bırak acı yüreğinde konaklasın.
Olmaza çare arama...
Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,
Yaşamana bak!...

Her sabah gün doğuyor penceremize.

Her sabah kuşlar cıvıldaşıyor ağaç dallarında… 

Biri diğer dala gidiyor diğeri de peşinden.

Sevgi bekli de bir kuşun kanadında…

Sevdalar ise içimizdeki yaşayamadığımız yangınlarda…

Kediler köpekler peşimizden geliyorlar bir lokma ekmek ya da biraz okşanmak için sevgi bekli de hayvanları doyurmakta.

Ya da can suyunu bekleyen çiçeklere su vermekte.

Hergün, gün doğumları ve batımlarında yeni güne sarılarak uyansak ve uyusak.

Düşler bahçesinde raks ederek şakısak sevgiyle.

Belki de sevgi kendimizle barışmakta.

Bir gökyüzüne, bir toprağa birde verdiği yaprağa bakarsak arı olur içlerindeki sevgiyi arar buluruz aslında.

Sadece biraz derin düşünüp farklı gözle bakmak gerekli etrafa.

Biraz dokunmak gerekir hayata.

Sevmek için o kadar çok neden var ki yaşam alanlarımızda hiç bir şey zor değil şu geçici Dünya’da…

Sevgi belki de hemen yanı başımızdadır.

Bir çocuğun gülümsemesinde.

Sevgi bir can yoldaşıdır içimizde.

Sevgiyi bulduğunuzda insana görünmeyen kanatlar takılır bunu biliyor muydunuz ?

Gözlerimize sevgiyi göstermek için iki parmağımızla gözümüzü açtırıp yeniden bakmayı öğretelim. Ya da farklı bir açıdan bakmayı deneyelim herşeyin karşısına geçerek.

Sevgi, yaslanacak bir omuz, can yoldaşı, gönüldaş, fikirdaş ve vazgeçilmez olmalıdır yaşama tutunmak için.

Sevgi her şeydir ancak tüm değildir ya yarımdır yada yaralıdır veyahutta herkesi yarı yolda bırakır.

Sevmek dünyada en gerekli şeydir sevmeyi savaşa çevirseler de.

Mesela bir portakal bahçesine gidin ve yeni çiçek açmış bir portakal ağacının kokusunun arasında sizde açarsınız.

Gelincik yada papatya tarlalarına koşarak çocuklaşın ve bir demet çiçeği elinize alarak sevdiklerinize koşun.

Sevginizi/sevdiğinizi söylemekten korkmayın.

Neler kazanabileceğinizi tahmin bile edemezsiniz.

Ömer Hayyam derki;
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin,
Tekkede Manastırda eremezsin.
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada,
Cennetin cehennemin üstündesin...
Bir sır daha var, çözdüklerimden başka.
Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka.
Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye!
Birşey daha var bütün yaptıklarından başka...

Bir adım ileri gitmek için neyi bekliyoruz ki.

Sevmenin maliyeti yoktur, bedavadır.

Dünya’da kim inkar ederse etsin her şey sevgi üzerine kurulmuştur ve her şey sevgi ile başlar. Dahası zıt olarak sevgisiz de biter, gider. Tükenir/tilir yani…

Sevgi olmayan bir ortamda hiçbir iş doğru dürüst sonuç vermez.

Sevgisiz yaşanmaz.


Ömer Hayyam derki;
Ömür defterimden bir fal açtım gönlümce;
Halden anlar bir dost gelip falı görünce:
Ne mutlu sana, dedi; daha ne istersin:
Ay gibi bir sevgili, yıl gibi bir gece...

Sevgimle kalın.

2013 sevgililer günü yazısıdır