Image

KIZ ÇOCUĞU ve KADINLIK… Küçük bir kız çocuğu düşünün…   Bir kız çocuğunun başını okşarken sözü hemen evliliğe getirerek GELECEĞİN ANNESİ” deriz değil mi.  Kız çocuklarına daha hayatın başındayken, kalem, defter, kitap vermek yerine, eline bebek verip, kadınlığı, anneliği empoze etmek yanlış bir yöntemdir.  Oyun farklıdır, görevini hatırlatan oyun farklıdır. 

Önce sağlıklı beslenmeyi bilen  çocuk olsunlar, kaygısızca yaşama bakan genç olsunlar, buluğa sağ salim erişip yetişkin, daha sonra kalplerinde aşk ateşini hissettiklerinde, kendi istedikleri yaşamı kurup, mutlu aile bireyi olsunlar. Bir kız çocuğu, aklı erdiği ilk günden itibaren kendisine sahip çıkmasını, kendi özel alanına kimsenin giremeyeceğini, bilmelidir. Küçük bir kız çocuğuna veyahut bir kadına istemediği şeyleri ailesinden yada dışarıdan hiç kimsenin yaşatmaya hakkı yoktur. Çocuklar masumiyetini kullanmaya çalışanlarla nasıl baş edeceğini öğrenmelidirler. Çocukta olsalar kendi hakları vardır ve burada görev kız çocuklarına-çocuklara değil, toplumsal olarak hepimize düşmektedir. YAŞAMA MUTLU ve SAĞLIKLI BAŞLAMAK, HER ÇOCUĞUN HAKKIDIR

KADIN-EĞİTİM ve MESLEK… Ülkemizde kadınlar gerçek anlamda hak ettiği yerde değildirler.  Kadın evde, okulda, sosyal yaşamda, ayrılık yaşadığında, kimsesiz tek başına yada çocuklarıyla aç, açıkta, sokakta bırakıldığında, tacize, tecavüze uğradığında, kadın sığınma evlerinde-sonrasında,  geçerli bir mesleği yoksa, perişan olmaktadır. Okumuş, bir işe sahip olmuş kadının, korkuları, kaygıları yoktur çünkü yol, yordam bilir. Okumamış - okutulmamış bir kadın için, korkulan her şey olur. Her kötülüğe açıktır. Birçok kişiye işinin olması için boyun eğdiği gibi, akbaba gibi bekleyen birçok kişi de karşılık almadan kadına yardımcı olmazlar. Kadınlar başkasının bir yerlere gelmesi için sarf ettiği mücadeleyi, önce kendisi için yapmalıdır.. Her şeye her an hazır olmalıdır. Bir değil, alternatif olarak mutlaka birkaç meslek edinmelidir. KADINLAR DOĞUŞTAN EV İŞLERİNDE, MUTFAKTA, TEMİZLİK İŞLERİNDE İYİDİRLER ANCAK BÜTÜN SORUNLARI YÜKLENMEK, KADINLARIN VAZGEÇMEDİĞİ EN BÜYÜK SUÇUDUR. Kadınların birçoğu  sağlıksız şartlarda sigortasız olarak çocuk – hasta bakıyor, merdiven siliyor, ev temizliyor, evde el işi yapıyor ve daha fazla performansla hayatını devam ettiriyor ve geleceğe güvenle bakamadığı için sonunda, başkalarına muhtaç oluyor. Daha doğrusu kendi için yaşamıyor ya! işte en büyük yanlışı burada yapıyor. Yapılan birçok çalışmadan haberdar olmak için iş ve işçi kurumuna yazılarak, talebinizi mutlaka bildirmelisiniz.. Çevremizde bulunan Valilik, belediye, kaymakamlık gibi kurumsal çalışan yerlerin kapılarını çalarak, para -yardım değil, meslek sahibi olmak-iş kurmak istediğinizi, talep edebilirsiniz. Toplum Geliştirme Derneği olarak Türkiye içinde araştırdığımız yöresel yemek kültürü çalışmalarımızdan, gelecekte binlerce meslek doğacaktır. Kurmak istediğimiz Yemek Araştırma, Geliştirme, Arşivleme ve Yetiştirme Akademisi sonrasında Yöresel  Kültür Sokağı projesinin amacı, şimdiye kadar herkes tarafından sömürülen kadını, koçluk sistemi ile pratikten geliştirip daha ileriye götürmektir. Artvin'de kadınların kurduğu Kadın Girişimciler ve Turizm Geliştirme Kooperatifi birçok zorluğa rağmen başarılı bir şekilde yenilikçi çalışmalarla devam etmektedir. Kendi işletmelerine kalifiye eleman yetiştirmek için çalışma yapan kadınlar, gelecekte kadının gücünü göstereceklerdir. MESLEKSİZ, İŞSİZ OLMAK KİMSENİN SUÇU DEĞİLDİR, 

KADIN İSTERSE; Kendini hazır hissettiği yaştan itibaren her şeye yeniden başlayabilir, okuyabilir, meslek sahibi olabilir ve eğitim almış bir çok kişiye, fark atabilir. İsterse tabi…

KADIN ve BAKIM… Kadınlarımızın birçoğu  bakımsızlar, önce bunu kabul etmek lazımdır. Çünkü birçok kadın sabah uyanır uyanmaz ev işleri, yapılacaklar, alınacaklar, yemek içmek, çocuklar, eş, eşin yakınları, kendi yakınları derken akşama kadar yoğun bir şekilde işlerle boğuşur. 

Bir kadının bakımlı olması doğal yollardan da mümkündür. Hergün kendi beden ve ruh sağlığınız için işinizi bırakın ve en az bir saat kadar dışarıya çıkarak doğayı, gökyüzünü, çiçekleri, sokak kedilerini seyrederek, yürüyün. Sabah yürüyüşü, köyde kentte her yerde yapılabilir. İster işe gidin, ister tarlaya her gün mutlaka duş yaparak, su ile dans edin. Köy yerlerinde su çok ucuz- bedavadır ancak birçok kadınımız kendisine bakmaz. Duştan çıkmadan önce bir çay kaşığı Türk kahvesi ile iki elinizin parmakları ile bilhassa burun bölgesindeki yağlı bölgelere 5 dakika kadar masaj yaparak ölü deriyi atın. Cildinizin bebek cildi gibi ışıldadığını göreceksiniz. Cildinize asla sabun sürmeyin kahvenin yağı her cilt tipine uygun doğal bir nemlendiricidir. Sadece duru su ile temizleyin, sonrasında kağıt peçete ile yüzünüzü silin. Kuru ciltliler haftada bir kez, yağlı ciltliler haftada iki kez piling yapabilirler. 

Kadınların her ay tepeden tırnağa ağda olmaları vücuttaki ölü deriyi temizler ve güzelleşmenin ferahlığı ile insanı hafiflemiş hissettirir. Saçlarınızı ara sıra da olsa kestirmek, rengini değiştirmek insana mutluluk verir. Mutfağın yaşam kalitemizde ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz ancak mutfağa girerken önlük giymiyoruz. Ev mutfağı bile olsa mutfakta iş yapmak, yağ kokmak demektir. Doğal beslenerek yaşlanmak yerine, gençlere fark atabilirsiniz. BAKIMSIZ  OLMAK KADININ SUÇUDUR.

KADIN İSTERSE; Her ortamda, temiz ve bakımlı olabilir, resimdeki örnek arkadaşımız gibi…

KADIN ve CİNSELLİK… Kadın olmak… Kadınsı olmak… Hem erkek hem kadın olmak… 

Tüm yükü sırtlanmış şekilde yorgun argın kendine vakit ayıramayacak kadar bakımsız olan kadın hakkında düşünülen gerçeğe biraz kulak vermeli ve uyanarak, kendimize gelmeliyiz.

Ülkemizde birçok evde bakıcı, hizmetçi olarak bulunan, kaçak yada resmi yoldan çalışan Rus, Gürcü, Kırgız, Türkmen, Azeri gibi birçok ülkeden kadınlar vardır. Bu kadınlar evlere bakıcı, temizlikçi temin eden işletmelerde bulunurlar. Bu işi yapan komisyoncular tutturabildiğine çalışırlar ve bir kadını işe yerleştirdiklerinde ilk maaşlarının yarısını- tamamı kadar komisyonu, kadından yada işçi isteyen kişiden  alırlar. Yabancı kadınların birçoğu kaçak çalıştıkları gibi ülkemizde de kaçak yollarla kalmaktadırlar. Evlere işçi temin eden birçok işletmelerin arka odaları, sefil bir şekilde bu kadınları ağırlar. Her güne cüz-i bir para vererek, işletmelerde kalan bu kadınlar yer yataklarında hijyen olmayan sağlıksız şartlarda, iç içe yatarak, iş bulacağı günü beklerler.  Bizim ülkemizde bulunan birçok kadından da daha fazla para kazanırlar. Yabancı bazı kadınlara “Neden bizim ülkemize gelip, iş gücümüzü elimizden alarak kaçak çalıştıklarını ve erkeklerimizi yoldan çıkarttıklarını” sorduğumda, her şeye açık olan bu kadınların bazıları “Esas biz onların karılarıyız, karıları ise, hizmetçileri” demişlerdi. Kendi başımıza bir şeyler başaracağız diye yorgun düştüğümüzden, erkeklerin birçoğu bu yoğunluktan faydalanıp, keyfine bakmaktadır. Sebepleri hazırdır, ilgisizlik. Kendi hakkımızı başkalarına yedirmeye meydan veren, yine biz, kadınlarız. Erkekler sevgi, estetik, zarafet, asalet, sadakat, ömürlük, sultan, iyi günde kötü günde, kadın gibi kadın  isterler.  Kadınlar ne ister, onunla ilgilenmezler. Taş-erkek gibi kadın tabiri yanlıştır, kadın gibi kadın olmalıdır. Bir kadın boşandığında ise, durum yine değişmez. Boşanan kişi erkek olduğunda, cinsel ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılarken, kadının hayatına tüm toplum müdahale etmektedir. Oysa kadın ve erkek bedensel olarak aynı şeylere ihtiyaç duyarlar. Bir kadının istediği bir şeyi, arzu ettiği şekilde yaşamasına, kimse karışamaz ancak istemediği şeyleri de  kimse yaşatamaz… 

İLETİŞİM ÜZERİNE EĞİTİM VEREN ESKİ BİR BÜROKRATIN, KADINLARA KARŞI BAKIŞ AÇISI ve SÖYLEDİKLERİ NE KADAR İNCİTİCİ ve DÜŞÜNDÜRÜCÜ… Söz kadın, erkek özgürlüğünden açıldığında doktor olan hanımını, özgürlüğünü kısıtladığı için önce aldattığını, sonra boşandığını söylediğinde, kültürel olarak muteasıp yaşama- düşünceye sahip olan, arkadaşımıza ”Evli bir insan için özgürlüğün kısıtlanması da ne demek, eşinizi sevmiyorsanız, insanca konuşup hakkını vererek, ayrılabilirdiniz. Sizin kendi ailenizdeki kadınlarda, sizin gibi özgür mü?" diye sorduğumda çok ilginç bir cevap vermişti. “Onlar internet kullanmasını bilmiyor ve şehirde yaşamıyorlar” Şu dar bakış açısına bakar mısınız?. Birliktelikler iş olsun diye bir araya gelinen anlamsız buluşmalar değildir. Gençlikte kadınları hor görmek, kendilerini beğenmek, güç savaşına girişmek, insan olma vasfına uymaz. Kadınlar erkeklerin hayatında olmadıklarında ne haldeler gidilip görülebilir, huzur evleri güzel bir örnektir. GÜZEL BİR GELİNLİKLE KANDIRDIKLARI BİR GENÇ BİR KIZIN SIRTINA, YETİŞKİN BİR DELİKANLIYI, BİNDİRİYORLAR ve kendilerini taşıttıkları gibi, tüm zorlukları kadının gücüyle aşarak, belli bir seviyeye geldikten sonra, eşlerini aldatıyorlar... Cepleri para gören erkeklerin bir çoğu kadına, geçmişine saygı duymadığı için bu haldedir. Sonuna kadar birliktelik şart değildir tabi ki ancak kadının hakkı da yenmemelidir. Durumun vehametini anlamaları için aynı davranışları eşlerinden görmeleri lazımdır, aldatılmak ne kadar büyük bir cehennem ve ne kadar ağır bir durum … İnternetteki arkadaş sitelerinde, evliliğin yüz karası birçok kişiye rastlamak mümkündür. Girin, bakın, kimlere, kimlere rastlayacaksınız ve gözlerinize inanamayacaksınız. Oysaki Kadınlar, aşk ve tutkudur, onlarsız olmaz, olamaz… ALDATILMAK KADININ SUÇU DEĞİLDİR. Sonların hüsranla bitmemesi için, çalışan kadınların en azından başını sokacak kadar kendine yatırım yapması gerekir. Çalışan kadınların emekleri, evin içindeki giderlerle harcanıp gitmek yerine, parayı değerlendirip, bir mülk sahibi olan kadının güç kazanması, ailesi, eşi, çocukları ve çevresi tarafından, itibar kazandırır. 

KADIN İSTERSE; kadın olmayı, kadın gibi yaşamayı başarır. Yaşayamıyorsa! Hiçbir şey zorla değildir, bırakır...

KADINLIK ve EVLİLİK… Evlilik tüm dinlerde çok önemli bir kurumdur. Evlilik zannedildiği gibi mutluluk değil, iki kişilik sorumluluktur. Evlenmeyi kadın gözüyle ele alırsak, aynı çatı altında birlikte yaşanılacak kişiyi seçerken, çocuğunuzun babasını da seçmiş olacaksınız.  Çocuğunuz, evleneceğiniz baba adayının zekası ile doğacaktır, kesinlikle düşünmeye değer. Evlilikte saçma sapan çaput kirliliğine, lüzumsuz masraflara yer vermeden, SEVGİYLE EVLENMEK GEREKİR. Evlilik birlik, beraberlik, her iki tarafın her şeyi kabul ettiği, bir ortaklıktır. Ancak evlilik birliğinin bitişinde, kadınlara inananlar az olduğu için, birçok kadın mağdur olmakta ve  ortada kalmaktadır. Kadınlar ortada kalmamak için çalışıp çabalayarak kendi imkanları ile mutlaka geleceğe yatırım yapmalılar. 

KADIN İSTERSE; TÜM KALBİYLE HAZIRDIR, BİRLİK BERABERLİK İÇİNDE HUZUR ARAYANA, PEŞİNDEN KOŞANA, SORUNLARLA BAŞ ETMEYİ BAŞARANA, KENDİSİNİ YAŞAYANA...

KADIN ve ANNELİK… Kadınlar neslin devam etmesi ve çoğalmak için doğururlar.

ANNE OLMAK GERÇEKTEN GÜZEL BİR DUYGUDUR  ANCAK ANNE BABA OLMAYA HAZIR OLUNDUĞUNDA… Anneliğin yükü ağırdır ve bir ömür boyu taşınması icap eder. 

Eskiden beri geleneklerimizde yanlış bir şey vardır. Kadın buluğa erer ermez gözü açılmasın diye evlendirilirler ve hemen ardından peş peşe çocuklar yaptırırlar. Türkiye içinde birçok bölgede  usul, adap şöyledir. İlk çocuk doğduğunda hemen arkasından diğeri doğar ve kardeşler  beraber büyümeli diye düşünülür. Büyük olan çocuk, küçük olan çocuğa  bakar ve bu böyle devam eder. Kadın daha kadın olmayı beceremeden anne olur. Peki bu arada erkek nerededir?  Birçok erkek eve ekmek getirdiğini, ailesini aç bırakmadığını söyler ve ilgisizlikten yakınarak ya gider ikinci kadın alır, yada evlilik kutsiyetini, aile mefrumunu hiçe sayarak gizliden başka bir ilişki sürdürür. Kadınlar ise başka kadını öğrendiklerinde yuvaları yıkılmasın diye, eşlerinin ihanetine göz yumdukları için suçludurlar. Bazı kadınlar ise istemediği  kadar çocuğu dünyaya getirdikten sonra, kocası sağda solda keyif çatarken, kadın geçim derdine düşer ve çocuklarıyla birlikte onun bunun verdiği şeylerle giyinir, yer,  içer,  beslenirler.  Kadınlar genellikle gece gündüz evde çalıştığı gibi, mesleği olmadığı için merdiven siler, hasta bakar, ev temizliği yapar ve akşam olduğunda kocasına içki masası bile kurar.  Nasıl olsa her şey yolunda diye çok rahat olan erkek de göbeğini kaşıya, kaşıya uyur.  BÖYLE YAŞAMI KABULLENEN KADINLAR SUÇLUDUR. 

KADIN İSTERSE; Önce eşini tanır, anne baba olacaklarına inandığında, evliliğini çocuk ile taçlandırır. 

KADIN ve TACİZ… Eğer  yetişkin bir kadın iseniz, hayatınızın herhangi bir yaşında, istemediğiniz bir tacizle karşılaştığınızda üzerini lütfen ört bas etmeyin. Ört bas edilen tacizden siz kurtulursunuz, başka bir kadın yakalanır. Erkeklerin hepsi taciz yapmaz. Tacizi meslek haline getirmiş sapık insanlar yapar. Böyle insanların aramızda dolaşmasına asla müsade etmeyin. Ne kadar büyük hata yapmış olursanız olun, istemediğiniz hiç bir şeye boyun eğmeyin. Boyun eğilen hatalar süreklidir, birbirini doğururlar.

Kadınlar yalnız kaldıklarında eğer muhtaçlarsa, her kapıyı çalabiliyorlar,  yanlışlara düşüp evli erkeklerle birlikte olup karşı taraftaki kadının hayatını da mahfede biliyorlar. KADIN KADININ KURDUDUR demişler yanlışlar, ortaktır tek kişilik değildir.

Mesela mutfaklarda kadının gücüne çok fazla inanılmaz. Daha doğrusu kadına birçok mutfakta yer yoktur.  Varsa bile, birçok mutfakta taciz ve küfür, oldukça çoktur. 

Çok yakın bir zamanda, denizde yatta çalışan bir kadın aşçıya yapılan tacizi duyduk. Neden Aşçı Federasyonu- Aşçı Dernekleri bu feryadı duymadı?  Aşçı bir kadına taciz, ilk kez mi yapılıyordu?… Tacizin kanıtı olur mu?  Bir kadının güzel ve bakımlı olmaya hakkı yok mu, çalışması için birilerinin kölesi mi olmalı? Bu tacize istinaden, gemi-yat kaptanlarının gözetiminde çalışan aşçı - işçi kadınlarla bir soruşturma-kovuşturma yapılmış olsaydı, hatta telefonları kontrol edilseydi, düşündüren gerçeklerle karşılaşılırdı. Aşçılığı temsil eden bir yetkili basın açıklaması yaparak,  bundan böyle tacize uğrayan kadınların arkasında olacaklarını, ahlak yoksunu kişileri açıklayacaklarını, çirkinliklerin üzerini örtmeyerek bedel ödeteceklerini, aşçılık mesleğini yüz akı ile yapan ve kadınlara samimi şekilde destek olan aşçılara teşekkür edeceklerini söyleselerdi. Susmasalardı aynı cesareti bir daha kendilerinde bulamazlardı. Kadınlar kendilerini çalışma ortamında daha rahat ve güvende hissederlerdi. Kadına destek veren birçok kişinin niyetlerinin altında maalesef menfaat vardır. Bu birçok meslekte de böyle gelmiş, böyle devam etmektedir. Kadın her yaşta, hemen hemen her yerde tacize uğramaktadır. Karşılık alınamadığında toplum tarafında acımasızca eleştirilen, kösteklenen, kanıtlanamadığında kötü olan, zavallı kadın olur. Bu konuda uzman olan erkekler tacizi hem yapar, hem de inkar ederler. TACİZİN KANITI OLMAZ. KADINLARA İNANIN.

KADIN; itilen, kakılan, ikinci sınıf görülen, yuvayı kuran, her şeye rağmen kurtaran,  namus bekçisi, evin işçisi, sindirilmiş, kendini kirletilmiş hissettirilmiş, bazen kahraman, bazen figüran, kadının etinden, sütünden, emeğinden faydalanılan, duyguları sömürülen, erkeklerin oyuncağı, ezilir, dövülür, güdülür söz dinlemez ise öldürülür.

İstenmeden yaşanılan birçok olumsuzluk ile bedenin kirlenmediğini, utanılacak bir şey olmadığını kabul etmelidir. Ruhu kirli insanları korkmadan deşifre ederek bedel ödetilmelidir.

KADINLAR İSTERSE; Böyle durumlarda kadınlar mutlaka dayanışma içinde olmalılar.  Doğru veya yanlış yorumlardan kesinlikle kaçınmalı ve mağdur kadınların elinden tutup kaldırmalılar. 

KADINLIK NASIL BİR DUYGUDUR, KENDİNİZİ SORGULUYOR MUSUNUZ?

Kadınlık ve Erdem; Erdem, insan yaşamını aklı ile yöneten, tüm karar ve davranışlarına aklı ile yön veren, insandır.  Doğru bilgi, ahlakın övdüğü alçak gönüllülük, fazilet, insan ruhunun olgunluğudur. Erdem insanın kendini yenileyebilmesidir. Dayanışmadır... Fedakarlık... Tevazudur... Kararlılıktır... Paylaşmaktır. Verimliliktir. Topluma, çevreye, aileye hizmettir. İyiye doğruya güzele yürümektir.

Erdemli olmak cesaretli olmaktır çünkü insan kendi yaktığı ışığı ile yürümelidir.  Bilgeliktir, erdem. Gönlü, aklı ile uzlaşmalıdır, vicdanı rahat olmalıdır. Vicdanı rahat olmayan insan bir ömür bedbaht olur. Akla uygun davranışlar, bir kadın için özgürlüğe yol arkadaşlığıdır. Erdem, kişinin kendini yargılaması, tanımasıdır. Gerçek erdemlilik insanın yaptıkları ile yeterli kalmaması ve hep ileriye gitmek için çalışmak, kimseyle uğraşmadan işimize bakmaktır.

 İffetlilik, haysiyet, efendilik, hanım efendilik aslında bizi başkası için yaşamaya yöneltmiştir.

Dünya hayatında kadın olmanın güzelliğini yaşamak için, sorumluluklarımızı bilmeli, yerine getirmeli, ortak kararlar alarak sorunları gidermeli,  rüyaların içinden uyanarak hayallerimizi gerçekleştirmeliyiz. Karşı cinsin görmek istediği sefilliğe meydan vermeden, kendimizi her konuda yetiştirmeli,  hayatı paylaştığımız insanlara da herkesin kendini taşıması gerektiğini, öğretmeliyiz. Bizler yarımız, ve tamamlanmak için karşı cins ile yan yana olmalıyız. Sevgi içinde…

ATATÜRK DERKİ; Bir toplum-bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer yarısı göklere yükselebilsin.

ÇAĞDAŞ, UYGAR, AYDIN, YENİLİKLERE AÇIK, OKUYAN, KÜTÜPHANELERİ MESKEN EDİNEN, KENDİNİ GELİŞTİREN, GİRİŞİMCİ KADINLAR, GELECEĞE GÜVENLE BAKARLAR.

ATATÜRK DERKİ; Dünyada her şey kadının eseridir.

Kadının kendini fark etmesi için, önce kendine güvenmesi çok önemlidir. Bir adım atarak dışarıdaki dünyayı görmesi, kendini geliştirmesi ile, her şey mümkündür. 

KADIN İSTERSE; Herşeyi dize getirebilir, tüm Dünyayı fethedebilir. Kendinize inanın.

Bir kadın, gözyaşlarını dökerken bile içe akıtır. Yüreğinde sakladığı damla selini avuçlarıyla toplar ve özlemleri ile yoğurur. Hep bekler…Günü geldiğinde kadın, en büyük ateşi sessizliğinde yakar ancak kimse fark edemez. 

Aşık Veysel’in sözleri yeterlidir anlayana ”Benim sana verebileceğim çok şey yok aslında… Çay var içersen… Ben var seversen… Yol var gidersen!

8 Mart Dünya kadınlar gününde, tüm Dünya’daki kadınların kadınlar gününü kutlar, sağlık afiyet, esenlikler dileriz. 

KADINIZ, ÇÜNKÜ VARIZ… TÜM KADINLAR, AYNIYIZ…