Eskiden diye başlıyoruz hep yazımıza çünkü yeni şeyler çoğunlukla kimyasal. Kimyasal
temizleyici ürünlerinde birçoğu yine
kireç, kül ve kostik gibi şeylerin farklı versiyonudur yani doğada temizleyici bitkiler vardır
mesela biri Doğu’daki Işgın bitkisinin yaprağıdır. Böyle bitkilerin özleri
alınarak veya farklı işlemlerden geçirilerek kimyasal ürün elde ederiz. Zaten
kimya bir bilim dalıdır. İşlenmiş ürün de kimyasal adını alır.
Herkes eski günlerin, yöntemlerin peşinde ancak uygulamaya gelince hiçbirimiz
ödevimizi tam yapmıyoruz.
TÜKETİM TOPLUMLARI
BİR GÜN GELECEK ELİNDE İMKÂN OLSA BİLE ZOR DURUMDA KALACAK ÇÜNKÜ ÇÖPLER GERİ
DÖNÜŞÜM YAPILABİLECEK MİLLİ SERVETLERİMİZLE DOLU. ONLARDAN BİRİ DE ODUN
ATEŞİNİN ARDINDA KALAN KÜLLERDİR.
Her ağaç bitki cinsine
göre bünyesinde biriktirdiği minerallerin toplamıdır.
Toprak ve yaprağın hikayesi; Azotun KÖK, fosforun DAL, Potasyumun(Toprağın
mineral dengesini bozmadan)BAL yapmasıyla başlar bilindiği gibi.
Bir ağaç dikildiğinde yıllar sonra dalında şakıyan kuşlardan tozlaşmasına,
yaprağından çiçeğine, meyvesinden, kurduna kadar bir dönüşüm mucizesidir. Odunu
birçok farklı çeşitte evlerimize mobilya, ısınmak için katı yakıt, pişirmek
için ateş olur kullanıma ve en son odunların külleri kalır ardında.
ODUN KÜLLERİ GERİ DÖNÜŞÜMDE KULLANMAMIZ
GEREKEN ÇÖPE GİDEN ALTIN DEĞERİNDE MİLLİ SERVETTİMİZDİR.
Ph değeri çok yüksek olan odun külünün gübre olarak kullanıldığı söylense
de bazen asitli topraklarda yumuşatıcı yada sümüklü böceklerin güllere
tırmanmaması için kontrollü şekilde kullanılmaktadır ancak kül bilinçsizce gübre diye ağacın dibine
dökülürse ağaç kuruyabilir.
ODUN ATEŞİNDE PİŞİRME ve KULLANILABİLİR ATIK KÜL; Sadece
Türk mutfaklarında değil dünyanın birçok yerinde odun ateşinde gıda pişirmek
vazgeçilmez bir gelenektir. Odunda pişirme
hakkında ileri geri birçok yazı
yazıldı-çizildi ve bugüne kadar çok şey
değişmedi çünkü insanoğlu ekmekte,
yemekte yada peynir de bile odun közünü yada
isin kokusunu seviyor. Odun ateşinde pişen gıdalara is ve kül karışıyor
evet ancak en azından katkı maddesi değil ne olduğu belli ana maddesi odun
olan.
Genellikle temizlik için kullanılan
deterjanlar ve neredeyse sabunların birçoğu Sodyum hidroksil/kostikle yapılır. Kostik kimyasal bir üründür ve
sabunla sıvı yağı katılaştırarak birbirine bağlar.
Kül suyu ise Potasyum hidroksil madde
içerdiğinden sabun yapımında katılaşmaz
jel şeklinde kalır. Kül suyundan sabun yapılmak istendiğinde kireçli
sularla değil yağmur suyu gibi saf suyla hazırlanması gibi belli başlı
kuralları var. Yağmur suyu bulamıyorsak kaynayan tencere kapağından süzdürülerek
damlatarak alabiliriz. Kirli sudan da bu yöntemle içme suyu elde edilebilir.
KOSTİK, toz halinde dokunulduğunda
yakıcı ve suda hemen eriyen ileri temizlikte kullanılan madde olmasının yanında
zeytinden acılığı alması için de gıda sektöründe belli ölçülerde
kullanılmaktadır yani zeytinin tatlımsı olması kostikle yapılmış olmasına
işarettir çünkü zeytin hiçbir zaman tatlı olmaz hafif acımtıraktır. Mesela
zeytinyağı fabrikalarının kapanışında fabrikanın temizliğinde direk kostik
kullanmak çok meşhurdur yada karşımıza lavabo temizleyicisi olarak da çıkar.
KÜLSE, içeriğinde temizleyici maddeler bulundurur. Çıplak elde biraz fazla
kalınca eli bile yakar. Şunu anlamalıyız ki bitkinin değeri toprağın cinsiyle
ilgilidir ve topladığı minerallerin ardında bıraktığı odun külüne de yansır bu.
Ağaç dikmek yada kesilen ağacın yerine yenisini dikmek dünya hayatının dengesi
için bu yüzden çok önemlidir. Doğaya teşekkür az gelir. Bugünkü hastalıkların
birçoğu doğanın dengesini bozan insafsız eller yüzündendir çünkü doğa her zaman
işini bilir ve doyurucudur.
KÜL SUYU YAPIMI ve KULLANIMI; Yüzyıllardan
beri insanoğlu külleri suyla buluşturduktan sonra üstteki duru suyundan çamaşır
–bulaşık yıkamış, kaynatılmış. Yeri gelmiş külle kazanlarını ovmuş. Dahası kül
suyuna incir gibi meyveleri batırarak kurutmuştur. Hatta kireç gibi kül suyu da
hayvan deri kıllarının dökülmesinde kullanılır.
Mesela Malatya-Doğanşehir-Polat köyünde bayramlarda Polat köftesini çok yiyen
kişilere neneler bir miktar kül suyu içirirlermiş.
Sönmüş kireç suyundaki yapılan kabak tatlısı şimdiye kadar hiç kimseye zarar vermemiş
aynı şey kül suyu kaynatıp içine batırılıp kurutulan meyveler de böceklenmezler
bu yöntemler halen devam etmektedir.
HER EVDE HAYATİ OLARAK BULUNDURULMASI
GEREKEN KİREÇTEN SONRA ANA MADDE KÜLDÜR.
Son günlerde antibakteriyel ürünleri temin etmekte sıkıntı yaşayanlar
birkaç kaşık doğal odun külüyle temiz kaynak suyunu karıştırıp bir kenara
birkaç gün bıraktıklarında duru suyundan temiz bir kapla alarak temizleme
maddelerini temin etmiş olurlar. Suyun külün suyun içinde ne kadar durmasının
önemi yoktur, bozulmaz. Suyunu kullandığımız külü toprağa dökebilir yerine
yenisini yapabiliriz. Kireç salgın hastalığa karşı temizliktir. Doğal odun külü de saf temizleyicidir yani
sabun yada deterjan gibi. Kül suyunda
yıkanan her ne olursa olsun deterjana yada sabuna ihtiyacı yoktur.
Evinizi baştan başa silebilir, beden temizliğinizi yapabilir, akşamdan ılık
suya batığını kişisel çamaşırlarınızı kaynatarak yıkayabilir birde güneşte
kurutursanız işte tamamen doğal sağlık.
Ancak sık sıkı
yüzümüze dokundurduğumuz elimizi
koronavirüsüne karşı sık sık yıkamak yetmez bu sefer durum çok ciddi.
Her sabah kendimize özel bir el yıkama kabı yaparak içine bir miktar kül suyu
aldıktan sonra tırnak fırçasıyla tırnak temizliği yapmalıyız. Tırnak fırçasını
da her seferinde birkaç dakika kaynatmalıyız. Virüslerin ağız, burun, göz gibi
organlarımızdan girdiğini varsayarak el yıkama kabımıza kül suyunu alarak
ellerimizi temizlik kurallarında gösterildiği gibi iyice yıkamalıyız. Kül
suyunda yıkanan elleri durulamaya ihtiyaç yoktur ancak elleri kaşındırmaya
başlarsa durulamak gerekir çünkü bazı ciltler hassastır.
En önemli uyarımızda aynı kabın içinde başka el yıkamamalıdır.
Temizlik kişiseldir bir şey olmaz mantığı hastalığı çoğaltmaktadır.
03.MART 2020