Image

Dünya sudur, herkes içer… İçmeli…

Dünya havadır, herkes soluk alıp verir… Herkes nefes alıp vermeli.

Dünya hayattır, herkes insanca yaşamalı… 

Bir bebek olarak kimin eline, hangi kültüre doğmuş isek, o kültürün gelenek, görenek ve inancını giyinmekteyiz. Tek bakış açısıyla yetiştiğimizden, dışarıda yaşayan birçok farklı kültürü kabul etmekte zorlanmaktayız ve sadece en iyi, en doğru kendimizmiş gibi büyür, topluma karışırız… Bizim doğrularımızı da karşı taraf kabul etmez. Çünkü bu seferde en büyük, en güçlü onlardır. 

Biz ve onlar, KİMİZ. Dünya kimin… Kim, kimden üstün ki. 

Her toplumun, kültür çeşitliliğine karşı, başka kültürlerle karşılaştırması vardır. Birbirimizi kabul etmiş görünsek bile bunun doğru olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu kabullenmede şüpheler vardır, samimiyet yoktur.  ŞÜPHE, samimiyeti bozan en tehlikeli şeydir. Bakış açısı dar olan kültürler, dışarıdaki kişilere ne kadar kucak açarsa açsın, korkuları vardır ve sevgiyi filizlendirmek yerine, süpürürler. Geçmişte yapılan hataların, yaşanan cahilliklerin bedelini, haksızca yeni kuşaklara ödetmek isterler. Devam eden her neyse, insanları birbirine düşman eder ve hayatı güvensiz kılarak, çekilmez hale getirir.

Bütün Dünya barış, hoşgörü, ve kardeşlikten bahseder . Kardeşiz derler ancak ülkelerine girmek istediğinizde sokmazlar, farklı bir kültürün ibadetinde bulunmak istediğinizde, izin vermezler. Farklı bir şehre girdiğinizde kabul etmezler. Dünyanın her yerinde, hatta birçok insanda sinsi bir ırkçı bakış vardır. Sen onlardan değilsen, bir hiçsin. Onlar kim peki!  Bu çelişki her kültürün içinde yaşamaktadır.

BİLMİYORUZ…

BİLMEDİĞİMİZ ŞEYLERLE YAŞAMAK ZORUNDA KALINCA, FARKINDA OLMADAN GRUPLAŞIYORUZ.  

SONRASINDA, SEVİŞMİYORUZ, SAVAŞIYORUZ...

Mesela bir ülkede hangi kültür daha ağır basıyor ise, o kültürün inancı gereği kutlamalar yapılmaktadır. Diğer farklı kutlamalar boynu bükük yapılır yada sessiz sedasız  kendi içlerinde kutlanmaktadır. 

Yıllar, yılları devirmiş, birçok çalışma yapılsa da hep aynı düşüncedeyiz, değişen pek bir şey yok… Birbirimizi sevmiyoruz. Sevginin olmadığı yerde hiç bir şey yeşermez. Tanışamıyoruz, çalışamıyoruz, anlaşamıyoruz ve tüm kapıları kapatıyoruz. Kapattığımız kapılar içinde yalnız başımıza ölüyoruz… 

Dünyanın en prestijli ülkeleri de böyledir. Ülkelerine girmek istediğinizde sorgularlar, insanı canından bezdirirler. Sorgulamanın işe yaramadığı anlamış değiller. Bu kadar ince eleyip sık dokumalarına rağmen, kaçak göçmenlerle neden baş edemiyorlar.

DÜNYA, ÜLKELERİN DEĞİL. İNSANLARINDIR. AKIL ALMAZ HİLELERE BAŞVURMAYI, DÜŞMANLIĞI YASAKLARDAN ÖĞRENİYORLAR.  KİM NEREDE, KİMİNLE, NEYLE MUTLUYSA ÖYLE YAŞAMALIDIR. SAĞLIKLI ve MUTLU YAŞAM, İNSANLARIN EN DOĞAL HAKKIDIR.

İnsanların sevgisiz ve şüpheli bakışlarından dolayı birçok insan, rezillik çekmiş, aşağılanmış, yaptığı güzellikleri ispatlayamamış, faydalı işleri ile ortaya çıkamamış, kime başvurduysa, sesini duyuramamıştır.  Birçok çalışma yapılıyor, birçok yapılan çalışma büyük emeğe rağmen, rağbet görmüyor…  Sebebi  ise,  ünvan, insanlara konulan yasaklar, ülke girişlerindeki vizeler, farklı kültürlerin ibadethaneleri ve daha niceleri…

Birçok reklam vardır, şunu yaptık, bunu yaptık… Biz şuyuz, buyuz. İnsan derin düşündüğünde anlıyor ki bu reklamlar çevreyi kirletmekten, paraları boşa harcamaktan başka hiç bir şeye yaramıyor. Onca parayı insanların eğitimi, beslenmesi, sağlığı için harcamış olsaydık kimse, kimseye yük olmaz, sorumluluk duygusu yüksek, çevreye duyarlı, insan haklarına saygılı, mutlu ve daha bilinçli ülkeler olurduk.

ÜLKENİZİ, KÜLTÜRÜNÜZÜ,KAPINIZI, KALBİNİZİ AÇIN Kİ, EL ELE TUTUŞALIM ve beraberce daha yaşanılabilir dünya oluşturalım.

Eğer bir ülkede;

Sokakta yaşayan insanlar varsa, sokaktaki insanları kurtarmak için onları temsilen vekili, sokaktan olmalıdır. 

Dilencilik varsa,temsilcisi dilenci olmalıdır. Neden dileniyorlar, dilendiriyorlar, bunlar kimler.

Fuhuş varsa çözümsel yoluna gitmek için temsilcisi içlerinden birisi olması gerekir. Aşkı isteyerek yaşamak farklıdır, zorbalık farklıdır. Fuhuş sektöründeki kişisel haklar, cinsel hastalıkların masum insanlara bulaşmasını önlemek için daha hijyen,daha  insani koşullar sağlanmalıdır. Nasıl düşüyor, düşürüyorlar… Düşürüldükten sonra doğruyu bularak karanlık dünyalardan kurtulmak, düzgün bir işte çalışmak isteyen ancak, seçtiği farklı yaşamdan dolayı, toplumun baskısı yüzünden  yanlış işlere bulaşmış çok kişi vardır. Gizlilik onların yaşamını tehlikeye atmaktadır. 

Bir Laz, bir Çerkez, bir Gürcü, bir Hıristiyan, bir Alevi, bir Kürt, bir Ermeni, bir Süryani vs. kişiler bir ülkede yaşıyorsa, kültürünü yaşaması, bilmeyenlere anlatması, başka kültürler ile kaynaşması, kendi içindeki sorunlarını çözmesi için temsilcileri içlerinden biri olması gerekmektedir. Bilmediğimiz kültürlerle yan yana yaşayıp, tanımamak, tanışmamak, onları yok saymak artık insanlık ayıbıdır. 

Bir gün oturun ve çevrenizde ne kadar kurumsal yer varsa bir telefon açın ve hal hatır ederek merhabalaşın, kendinizi anlatarak tanışmak isteyin. Ne yaptıklarınızı ne tanışma talebinizi değerlendireceklerdir.

Birkaç gün bekledikten sonra aynı kişileri arayarak herhangi bir derdinizi söyleyin ve yardım talep edin.Size asla geri dönmeyeceklerdir, deneyin.. 

Ancak tanıdık isim aracılığı ile bir merhaba dediğinizde tamam derler, bu bizden…  

Bu insani bir yaklaşım değildir. Birçok kişi işini yaptırırken ahlaki değerlerinden vazgeçmektedir. Oysaki mevki, makam, ibadethanelerdeki amaç,  insanları dinlemek, hizmet vermek, şikayetleri çözmek, sevgiyle kucaklaşmak içindir. Sosyal paylaşım sitelerindeki bazı kurumsal adreslerde mesaj yeri kaldırılmıştır. Sadece yaptıkları duyurulsun istiyorlar. İnsanların mesajla ulaştırdıkları talepleri görmemezlikten geliyorlar. Bir sorun varsa bu sorun, hepimizin sorunudur. Tüm dünyadaki insanlar, her sorunun üstesinden gelebilirler önemli olan dayanışma içinde olmak,  samimiyetle çözüm odaklı çalışmaktır...

KAPINIZI ÇALAN HERKESE, KAPINIZI AÇIN…

Telefonun öbür ucunda belki hayatınızda yakalayamayacağınız kadar önemli bir şans vardır ve  hayatınız değişebilir.

Yardım etmenizle belki bir yaşam kurtulur, bu insanidir, reklama gerek yok ki… 

Belki karşınızda kabul görmeyen kişinin mevkisi yoktur ancak sizden daha çok kafası çalışıyordur. Dünya kurulduğundan bu güne kadar öğrendiğimiz, kullandığımız  her şeyde, herkesin payı yok mu ? Şimdi ise insanları kapınızdan çevirerek, kalplerini kırıyorsunuz. Sizden, bizden ne demek, neden ayrımcılık yapıyoruz.  Sen şu dindensin buraya gelemezsin, sen şunun adamısın, bu işi yapamazsın… Şu ülkeye girdin, bizim ülkeye giremezsin…

İnsanların zamanla fikirleri değişemez mi?  Bizden dediklerimiz, bir gün isyan edip çekip gidemezler mi?

Hayatta en büyük eksikliğimizden birisi de birilerinden beklenti içinde olmaktır. Birçok konuda cesaretsizce kenara çekilmektir. Hiç kimseden hiç bir şeyden korkmayın ve gerekçeli işlerinizde kararlı olun. Korkaklık her zaman şanssızlık getirir. Oysa herkes bir adım atsa, orta yerde buluşsak, kim bilir nasıl güzelliklerle karşılaşacağız ve kültürel zenginlikleri çoğaltacağız.

Bir insan için hayati gerekli olan, okuma yazma, sağlıklı beslenmek, kendi ekonomisini idare etmek, araba kullanmayı, yüzme, bilgisayar kullanmayı öğrenmek gereklidir. Bugünkü şartlarda cep telefonundaki mesajı okuyamayan, internet kullanmayan birçok siyasetçi vardır. Kendinizi ve ailenizi kimselere teslim etmeden geliştirin ki, HERKESTEN ve HER ŞEYDEN KURTULUN.

Eğer bir ülke size kapısını açmıyorsa, şunu unutmayın ki onlarsız da her şey yürür, tek çözüm kendi ülkelerine girmek değildir.  Onlar sizi kaybettiği için üzülsün.  

Eğer farklı kültürlerdeki ibadethaneler,  kocaman duvar ördükleri kapılarını açmayıp, içeriye kendilerinden başka kimsenin alınmadığı bir yakarış yaşıyorlarsa, gitmeyin. Kendi kendilerine ibadet etsinler.  

İYİLİK, GÜZELLİK, DOĞRULUK DEĞİL Mİ İSTEDİĞİMİZ.  Kalbinizde var zaten, bakın görürsünüz. 

Eğer bir kültürü öğrenmek istediğinizde karşı taraf size şüpheci yaklaşıyorlarsa, uğraşmaya değmez. Şunu unutmayın ki artık kendi içlerinde bile geçinemiyorlar. Çöp gibi kültürler vardır . Boş şeyleri  kendilerine yığınla çöp yaparlar. Yaptıkları çöpleri de gelen gidene taşıtırılar. Eğer size birileri kapısını açmıyorsa küsmeyin, anlayabilecekleri şekilde güzel bir dil ile söyleyin ki, yaşamlarının nasıl bencilce olduğunu bilsinler. 

Aşklarda böyle değil midir, uğruna her şeyi göze alırız ancak içine girip gördüğümüzde gözümüzde büyüttüğümüz gibi değildirler, yaşandığında değeri biter. Yıllarca verilen emekler bir çizgide sileriz. 

Her çalışma halkın içinde öğrenilebilir, her kültür halkın içinde devamlılık arz eder, ibadethaneler insanları kucaklar ise rağbet görebilir. Ne kadar iyi yemek yaparsanız yapın karşınızdaki kişi sağlıksız besleniyorsa anlamaz, sağlıksız düşünüyorsa memnun olup teşekkür etmez, boşuna uğraşmayın. Yani kimsenin ve hiçbir şeyin peşinde koşmayın.

2013 yılı boyunca yeşilin her rengi olan Artvin şehrimizde yazılarımızla beraberdik. 2014 yılını karşıladığımız bu günlerde YENİ YIL HERKESE, SAĞLIK, HUZUR, MUTLULUK, AŞK, DEĞİŞİM, GELİŞİM, AYDINLIK VE BOL BEREKET GETİRSİN.

2014 yılındaki yazılarımız sizi mutlu ediyor  ve düşündürüyor ise, akılda kalmamız bakımından her ayın 4 – 14 yada 24’ünde yazılması planlanmaktadır. 

Düşündüren Gerçekler adı altında “ Toplum Geliştirme Derneği”  Başkanı olarak  yazmış olduğum yazılar, şikayetvari değil aksine geliştirici ve insanidir. Mutlu olmak her insanın hakkıdır. 

Deniz…