Image

Ankara, her yıl olduğu gibi 5-7 Ekim haftasında Başkent oluşunu, her 27 Aralık’ ta Seymenlik Töresi' ni törenle kutlarlar.

Seymenlik geleneğini büyük bir özveriyle yaşatmaya çalışan birçok sivil toplum kuruluşu tarafından törenlerle tıpkı 98 yıl önce  27.Aralık.1919’daki Atatürk’ün Ankara’ya ilk gelişi gibi;

“Silindi mi maşrapamın kalayı
Dizildi mi Seymenlerin Alayı
Düşmanları öldürmenin kolayı
Koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz “ 

Biz Vatan uğruna ölenlerdeniz”  diyerek Dikmen sırtlarına kadar çıkarlar ve Atatürk’ü karşılamaya giderler.

Atamızın da her zaman dile getirdiği Ankara’yla Ankaralı’ nın arasındaki bu bağın gönüllerde çok özel yeri vardır.

Sevgili milletimizin bütün bir düşmanlık dünyasına karşı, sonu zaferle başardığı Bağımsızlık Mücadelesi tarihinde Ankara ismi, en saygın bir yeri koruyacaktır. 1922 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s.466)

Ankara’nın 27. Aralık kutlaması olan BUGÜN’ ü anlamak için,  tarihi filmi DÜN’ e doğru geriye sarmak gerekiyor.  

Geçmişte oldukça fazla yenilgiyle yıkılmış, fakat yine de hiçbir zorluk karşısında pes etmemiş, tekrar tekrar kurularak zaferlere şahitlik etmiş Ankara, havası sert, insanı merttir. 

Ankara eskiden başka yerlere bağlı sancakken kendi başına vilayet olduğunda bile, yakın il yada ilçe kültürlerini taşımış çeşitliliği çok fazla olan Anadolu’nun en önemli kentidir yani övgüyü hak ederek Başkent olarak karşımıza çıkmaktadır.

Geçmişi yâd ederken bizler için binbir zorluk çeken ve bu vatanı bizlere emanet eden ecdâdımız minnetle anarken ne yaparsak yapalım haklarını asla ödeyemeyiz çünkü o devirlerde tüm imkânsızlıklara rağmen birlik beraberlik içinde oldukları için, bugün bir vatanımız var.

Tarihimizi biraz olsun okumak ve ne kadar büyük zorluklardan bugünlere geldiğimizi öğretici olarak anlamak için, günün önem ve anlamını tarihsel rakamlarla ifade etmeye çalışalım.

1- CUMHURİYET ÖNCESİNDE ANKARA;

İ.Ö.(Hz. İsa Peygamberden önce) VII(7) -VIII (8) yy. (yüz yıl) önce Frigler. 

İ.Ö.VIII-547 Lidyalılar, 

İ.Ö. 547-331 Persler, 

İ.Ö. 331-278 Helenistik dönemi, 

İ.Ö. 278-189 Galatlar, 

İ.Ö. 189-i.s. .(Hz. İsa Peygamberden sonra) 395 Romalılar, 

395-1073 Bizanslilar, 

1073 Selçuklular, 1101 Haç orduları, Selçuklular, 1127 Danişmedoğulları ve  1143 tekrar Selçuklular.

1202 Muhiddin Mesud Egemenliği, 

1204 Ruknettin Süleyman’ın kenti ele geçirmesi, 

1304 İlhanlılar, 

1344 Ahi yönetiminin kurulması yani şimdiki sendika gibi esnaf loncaları.

1354 Süleyman Paşanın kenti Osmanlı topraklarına katması, 

1362 Ankara'nın sınırlı bağımsızlığının sona ermesi, 

1402 Ankara Savaşı, 

1413 Ankara, Anadolu eyaletinin bir sancağı oluşu

1595 Celali isyanları, 

En son 1832 Mehmed Ali Paşanın Ankara’yı işgalinden sonra yıkılan ve tekrar yapılanmaya giden Ankara, 1841’de Anadolu eyaleti kaldırılınca yerine vilayete bağlı Ankara, Çorum, Kayseri, Kırşehir, Yozgat sancakları olarak ayrı ayrı kurulmuştur. Daha sonra 1864 yılında Ankara’nın vilayet merkezi olmasıyla birlikte Anadolu’nun gözbebeği ve Türkiye’nin kalbinin atacağı merkez il olacağı o zamanlardan belli olmuştur. 

1873’te kıtlık ve yoksullukla büyük  mücadele eden Ankara, 1892 yılında Demiryolunun Ankara’ya ulaşması birlikte  göç alarak büyümeye ve hareketlenmeye başlamıştır.

Bahtı kara Ankara, 1916-1917 arasında kentin en önemli merkezi olan Ankara kalesi civarında çıkan büyük yangında da ağır bedel ödemiş, Hisarönü mahallesi, Çıkrıkçılar yokuşu, Bedesten, Saraçlar Çarşısı ve at pazarı gibi ticaretin en önemli merkezi ve binlerce haneyi içine alarak, yanacak şey bırakmayana kadar durdurulamamıştır.

SAVAŞ, KITLIK, AÇLIK, YANGIN DERKEN BAŞINA GELMEYEN FELAKET KALMAYAN VE HERŞEYİNİ KAYBEDEN ANKARA,  27 ARALIK 1919’DA MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE ARKADAŞLARININ ANKARA’YA GELMESİYLE BİRLİKTE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞMUŞTUR.

Atatürk’ün Ankara’ya gelmesini dört gözle bekleyen ve milli mücadele günlerinde vatanı korumak için en büyük desteği veren Oğuz boyları beylikleri, Kurtuluş savaşından çok büyük bir üzüntü ve yorgunlukla gelen Atatürk’ü binlerce atlı ve yayayla karşılayarak moral olmuştur.

O zamanlar devletin yıkılışında ve yapılışında kurulan SEYMEN ALAYI sayesinde Vatan bölünmez bir bütün olarak kalmış ve Vatanımıza göz koyan yabancı askerler yurdun her yerinde rahatça dolaşmaktaymış. 

Bugünkü Ankara’nın kurulmasına destek veren Seymenler, törelerini 24 oğuz boylarıyla birlikte yerleştikleri Ankara’da  kültürleriyle birlikte kalmışlardır.

Büyük bir motivasyonla kendine gelen Ankara, 6 Nisan 1920’de Anadolu ajansının kurulması ve 23 Nisan 1923’te Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla hızla toparlanmaya başlamıştır.

(BÜYÜK MİLLET (Bir bütün coğrafya-topluluk) MECLİS(Herkesin toplanacağı, söz hakkı sahibi olduğu ve karar alacağı yer) 

Büyük Millet Meclisi sizin yiğitlik çevrenizde korkusuzca bağımsızlık mücadelesine devam edebilmiştir. Bu nedenle Ankaralı hemşehrilerimin, bu vatanı kurtarma mücadelesinde ayrı bir şeref hissesi vardır. 1922 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s.466)

20.Ocak.1921 ilk Anayasa ve 12 Mart 1921 İstiklâl marşının kabulü, 

31 Temmuz.1922 İstiklâl mahkemelerinin kurulması, 

1 Kasım 1922’de Hilafet ve saltanatın birbirinden ayrılarak saltanatın kaldırılmasıyla birlikte 

13.Ekim 1923’te Ankara Başkent ilan edilmesi,

Türkiye’nin ve Türk milleti çıkarlarının en güvenilir savunmasının ancak Ankara’dan olabileceği, olaylarla anlaşılmıştır. En güç şartlar içinde, en az hazırlıklı olduğumuz halde en büyük darbelerin geri çevrilebilmesinin en kuvvetli etkenleri arasına Ankara’nın coğrafî durumu dahildir. 1924 (Atatürk’ün S.D.V, s.99-100)

Hiç şüphe etmemelidir ki, Anadolu ortasında hızla oluşturulacak yeni ve bayındır bir Ankara, yüzyıllarca ihmal edilen Türk vatanı için başlı başına bir uygarlık merkezi, Türk Devleti için pek önemli bir dayanak olacaktır. 1924 (Atatürk’ün S.D.I, s.323)

Ankara, hükûmet merkezidir ve sonsuza dek hükûmet merkezi kalacaktır. 1925 (Atatürk’ün S.D.V, s.212)

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilerek TÜRKİYE CUMHURYETİ kurulmuştur.

2- CUMHURİYET SONRASINDA ANKARA;

Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte Atamız tam 4 dönem Cumhurbaşkanı olarak Türkiye’nin başında görev yapmıştır.

Ankara Atatürk sayesinde öyle bir gelişmiştir ki, artık siyasetin de merkezi olmuştur.

Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra bankalar, Ankara tıp fakültesi, hukuk mektepleri, THK gibi sivil toplum kuruluşları, radyo, tarih, sanat, ziraat, fabrika gibi birçok yenilikler ard arda açılarak yurdumuzun dört bir yanına iş sahaları oluşturmuştur.

Atatürk Çankaya’da Köşkte bulunan bağ evinde uzun müddet yaşadıktan sonra Atatürk 10. Kasım 1938’de çok erken bir şekilde aramızdan ayrılmış fakat yine Ankara’dan ayrılmamıştır.

Yüz binlerce yerli ve yabancı birçok kişinin ziyaret ettiği Atatürk artık Anıtkabir’deki ebedi istiratgâhındadır.

O zamanın şartlarında haberleşmenin ve şehirlerarası ulaşımın zor olduğu zamanlarda bile, günümüzdeki  topluma kolaylık sağlayan birçok çalışmaların temeli atılmıştır. 

Zaman her şeyi hızla tüketse de, Atalarımızdan bizlere kadar gelen emanetlerini korumak ve geliştirmek en önemli vazifemizdir.

Atamız gibi bu güzel vatanımıza katkısı olan ve bu Vatan uğruna canını veren binlerce ecdâdımızın kıymetini bilmek gerekiyor.

Eskiyi yıkmak kolaydır fakat hatıraları yok etmek gelecek kuşağa aktarılması gereken tarihsel düzeni bozar ve geçmişteki maneviyat elimizden gittiğinde ne kalpte sevgi, ne de hatırlayacak bir değerimiz kalır. Yenilikler eskiyi koruyarak ve tamamen bağımsız bir şekilde yapılmalıdır.

Bugün 27.Aralık.2017. 2017 Yılı'nın en güzel tarihlerinden biri ayrıca  Atamızın aramızdan ayrılışının 94. Yılı.

Sivil toplum kuruluşları sayesinde yaşatılan Seymen Alayları ve vatandaşlar Anıtkabir’den başlayacak törenden sonra Dikmen sırtlarına kadar yürüyerek Atatürk’ü karşılamaya gidecekler.

Tıpkı 98 yıl önceki gibi…

YOLUN AÇIK OLSUN ANKARAM.