Değersizleşme/tirme öyle hızlı ki dönüşüyor ki sanki yeni dünya ayak uydurmak zorundaymışız gibiyiz.Meslekte, aile yapısında, kültürden insan davranışlarına kadar.
Hani En’ ler vardır ya! En değerli, en başarılı, en
sevilen, en nefret edilen, en güzel, en çirkin, en iyi, en kötü, en güzel, en
çirkin diye. İşte Dünya tarihinde En’ lerin yaşandığı bir yıllarıdır, 2019-2021-2022 yılı.
Aslında ne yazarsak yazalım her şey boş ancak etten
kemikten bir dünyalı/insanoğlu olarak bazı değer arz eden kavramlarımızı artık
gerçekten yitirmede başladık.
Dünyayı oksijensiz bırakan salgın çıkana kadar çok iyi
niyetli olduğumuzu bilmiyorduk.
Sanki dünyayı yönetenler işbirliği yapmışçasına adım adım
işliyor planları. Açıklamalardaki davranışlarına ve konuşmalarına bakıldığında
yüreklerindeki insanlığı bertaraf ederek özellikle zihinlerindeki kurnaz
yalanları mimikleriyle kapatamadıklarını sanki tiyatroda oynarcasına rahatça
oyunlarını sergilediklerini gözlemleyebiliriz.
Dayanak ne kadar güçlü olursa olsun, hiç kimse kalıcı değil bu dünyada.
Benden sonra neslim kurtulur diye maşa olan insanlarda hatırlanmayacaklar bile.
Ne yaparlarsa yapsınlar, uçan kuşun gerçeğini değil yapayı işte.
Böyle şeyler bilime katkı sunarak canlıların hayatını iyileştirmediği,
geliştirmediği için tarih şu yaşanan birkaç yılı asla affetmeyecek.
YETERSİZ YADA KORUMAYAN KANUNLARIN YANINDA
KADINI ve AİLEYİ
DEĞERSİZLEŞTİRME TELEVİZYONLARDAKİ KADIN PROGRAMLARINDA YAPILMAKTADIR
Mesela sorunlardan en büyüğü aile kavramının nasıl
yerlerde süründüğüdür.
İnsanların kanunlarla halletmesi gereken özel
mahremiyetlerini rezillikle sunarak ahlaksızlığı normalleştirdikleri, reyting
uğruna hiçbir zaman bir araya gelmemesi
gereken kişilerin normalmiş gibi
gösterilerek, insanların beyinlerini uyuşturduklarını, umutsuzluğu empoze ederek uyur gezer gibi
duyarsız bir toplum oluşturma, değersizleştirme çabalarını tıpkı arkası
yarınlar izler gibi izlemekteyiz
Bir bebek doğduğunda sağlıklı beslenmesi, barınması, iyi
bir eğitim alarak meslek sahibi olması, topluma uyumlu olarak çalışması, hayata
tek başına atıldığındaysa kendi valizini ailesinin, öğretmeninin yaşadığı ülke
kanun kurallarının yol gösterici olması gerekir.
Sorun yaşadığıysa evden atılarak, toplumdan dışlananlar
bin türlü belayı peşlerinden getirseler bile kişiye yardım edecek kim? Elbette
eş, dost ve aile
Mesleği olmayan bir kadın evlendiğinde çalışmasına engel
olunması halinde gerekli alt yapı hazırlanarak evde çalışıyormuşçasına aylık
primleri mutlaka ödenmeli çünkü aradan
geçen elli yıl bile olsa gittiği evden eli boş dönen kim? Yine kadın.
Sağlık sigortası yada maaştan faydalanamayan,
bütün hayalleri biten kim, doğurduğu
çocuklarla onun bunun elinde ortalıkta tek başına hayatın yükünü
sırtlanmak zorunda kaldığı için çok şeyin, altında ezilen, boşanma halinde
nafaka bağlansa bile elli tane katakulleyle vermek istemeyen , bin bir çeşit
suçlamayla karşılaşan kim? Yine kadınlar.
Mağdur olansa çocuklar.
Kadından istediğini ve hırsını alamayan birçok erkek
tarafından hiç bir şey yapmaması için sindirilen kadın, cesaretli ve dik
başlıysa iftiralarla adileştirilerek
toplum içinde ötekileştiriliyor.
Programlara konu olan hayatları yazılı/görsel basın
istediğini alıp alacağını aldıktan sonra
herkes sonra bir köşede unutuluyor oysa özel hayatlar özel kalmalı,
sonradan düzelen hayatlarda karşılarına çıkmamalı.
Yaşamda güç kavgası her zaman vardır ancak öğütler insanı
bencilleştirmiştir.
Ayrıca kadınlar ve erkekleri eşitleyeceğiz derken bedenleri karıştı, herkes
bulunduğu yerini bilmeli.
Toplumbilimcinin incelemesi dileğiyle erkek, babamız,
kocamız, kardeşim veya oğlumuz olsun toplum geliştirmede çalışmış, gözlemlemiş,
hayattan tecrübe edinmiş, böyle durumların bazılarını yaşamış biri olarak çok
değil yarım asır geriye gidildiğinde şiddetin içinde büyümüş bir kuşak,
aileleri tarafından harcanarak evde şiddet, sokakta şiddet, görsel veya yazılı basında şiddet, sinema
filmlerin de şiddet göre göre şiddetsiz bir dünya hayal etmek mümkün değildir.
İşte böyle bir kuşağın okutulmamış, meslek edindirilmemiş
çocukları bir şekilde hayatın ucundan tutarken birçok sorun yaşamış, çekirdek
ailesini kuramamış, kursa bile çocuklarına eğitim veremeyerek kopuk yaşamış
birçok aile sorunlu hale gelmiştir. Dar
bir çevrede kendisini sınırlamak zorunda kalmış ve namus belasına
yalnızlaştırılıp köşesinden hiçbir yere adım atamayan birçok kadın
yalnızlaştırılmıştır fakat böyle insanların en büyük rehberi görsel iletişim
olduğundan televizyon programları daha büyük tehlike arz etmektedir.
Aile büyükleri veya çocuklar tarafından emeklerimizin
görmemezlikten gelinmesi daha ağır ve vahim bir durumdur. Aile içindekilerde
dahil çevremizdeki tüm erkekler karakter olarak kadınlara benzemediği,
doğurmadığı, çocuk büyütmediği, bir çoğunun beceriksizleri yüzünden başarısız
olduklarında, işsiz, aşsız, bakımsız ve
parasız kaldıklarında anneye, eşe, çevresindekilere şiddet gösterdiklerini keşfetmiş bulunmaktayım.
.Özellikle sorunlar birbirinin üzerine binerek
yığınlaştığından, son yıllarda herşey daha karmaşık hale gelmiştir. Bir arpa
boyunca yol alamayan insanlık geçmişteki obalar içindekinden çok daha başarılı
değiller ancak çok eskiden beri kutuplaşma,
lidersiz yapamayacakmış gibi baskıcı yapı insanların hayal kurmalarına
engeldir. Acımazsız bazı geleneksel kuralların yanında imece, dayanışmanın
güzel tarafıdır. Birlikte ağlayıp
birlikte gülmüşler ve büyük bir güç oluşturup sorunları birlikte çözmeye
çalışmışlardır.
Oysa bunca zorluğa rağmen yıllarca boşa kürek çekmiş gibi
hissediyor insan. İnsanın değeri yok.
Aile, kadın, anne ve çocuk kavramının tekrar değer ve itibar tekrar kazanması
için her ne olursa olsun her koşulda kadın düzeninin bozmadan/durulmadan devam
etmesi, özellikle çocuk yada bakıma muhtaç büyükler varsa kazancın yarısı
haklarının verilmesi gerekir. Bunun yanında devlet desteği mutlaka şarttır.
Kadınlığın, anneliğin ve bir çocuğa bakmanın ne kadar zor olduğunu bilen herkes
buna ev hizmeti de dahil aylık maaş başlanmalıdır.
Bir kaza olduğunda onlarca ameliyat geçiren mağdur
acıların yanında eski sağlıklı hale gelene kadar maddi manevi mağduriyet
ödetilmeli. sadece hapse girmek yetmez. Hasar verdiği şey için gerekirse bir
ömür çalışmalı ve gelirini paylaşmalı.
Suçu hafifletmek için söylenen bir sürü yalan enkaza dönen kişi ve ailesini
daha beter çökertmektedir. Kişi hatalıysa karşındaki vurmadan durmasını
bilmeli.
Hiçbir meslek, gelir, emeklilik yokken diğer insanların
emeğini bir çırpıda çalan birçok kişi haberlerde bilmem kaçıncı kez suç kaydı
dendiğinde kötülük yapanların kötülükleri karşılığında ceza almadığı veya
yaşından dolayı salıverildiği dünyada toplum yapılan en büyük kötülük bir
çocuğu çocuktur diye suçun cezasız kalmasıdır. Ona bunu öğrete sistemle
birlikte ele alınmadığı taktirde sorun çözülemez.
Mazlumsa dilenci gibi o kapıdan bu kapıya kendisini
anlatmak için uğraşır/tırılır durur.
Herşeyin değeri olduğu dünyada insanın değeri çok
büyüktür. Mahkemeler dolusu yığınla dosyadan başını kaldıramaz, dosyalar gibi
büyüdükçe büyür. Konuya öykü olanlarsa dışarıda düşman edindiğinden çok daha
büyük tehlikeye düşmüş olur.
Birçok zalimliğin ispatlamaksa ayrı bir sorundur.
İsteselerdi çözerlerdi sorunlar gözlerimizin önünde
Eğer kişi işsizlikten dolayı mağdursa bireyler
ailesi bile olsa çocukken aldırmadığı
eğitimin cezasını çekmeli, ayrıca evini arabasını yazlığını kışlığını almış
sonu gelmek bilmeyen isteklerin yanında toruna altın biriktirenler artık
çekilmeli ki gerçek ihtiyaç sahipleri iş başı yapsın
Uyanık kişiler birçok siyasi parti yada tanıdık
aracılığıyla yedi göbek sülalesini işe aldırarak milletin hakkını çalmaktadırlar
Memuriyet her vatandaşın hakkıdır.
Kurallara uysalardı onca emek vererek okuyan, sınavlara
hazırlananların önlerine geçilmezdi. En azından bu ülkeye, kültüre emek veren
herkes değersizleşmek yerine onure edilirdi.
İŞİ EHLİNE TESLİM ETMEDİĞİMİZ İÇİN FALANCANIN YAKINI DİYE
İŞTEN ANLAMAYAN ÇOK KİŞİ İŞİN BAŞINDA, KÜLTÜRDE DEĞERSİZLEŞTİRME.MESLEĞİNDE
SAHTEKARLIK YAPARAK USTALARI DEĞERSİZLEŞTİRME OLARAK DEVAM EDER DURU BU DURUM.
Hayatında insanlarla hiç iletişime geçmemiş kişi nasıl
bir toplumsal çevreyle uyum sağlayabilir. Eline bir iğne alıp söküğünü
dikemeyen kişiler dikişten nasıl bahsedebilir? Birbiriyle geçinemeyen
siyasetçiler ve ülkeler nasıl halka faydalı olabilir, kadın gözüyle görmeyen
bir insan dünyaya getirmenin, yetiştirmenin, kaybetmenin zorluğunu nasıl
bilebilir?
Diploma iş yapsaydı yapılan işte eksiklik olmazdı, binalar insanların üzerine
yıkılmazdı.
Yapmış olmak için onca kültürü geçmişten bugüne taşıyanları toplayarak hava
atmak en cahilce şey.
Bunca sorunun yanı sıra gençleri boşluğa sürükleyen sistem eğitim, tarım ve
ekonomi sorunlarındandır.
Bizler kimiz, nasıl bir tarihimiz var, hangi coğrafyadayız, bilimsel
çalışmalarımız neler, bilmiyoruz.
Belki de sap gibi geldik saman gibi gideceğiz bu dünyadan ancak Allahın
büyüklüğüne inananlardanız.
ALLAHIM SEN HERŞEYE KADİRSİN, HAKKI HAK EDENE TESLİM EDERSİN.
DUY İNSANLIĞIN ÇIĞLIKLARINI, VER
İNSANLIKTAN ÇIKANLARIN BELASINI. KABUL BUYUR DUALARINI.
8. MART.2023 KADINLAR GÜNÜ YAZISIDIR.