Tüm Türkiye’yi gezerek yaptığımız yöresel yemek çalışmaları Toplum Geliştirmenin kuracağı Yemek araştırma, geliştirme, arşivleme ve yetiştirme Akademisi içindir ve daha Sonrasında Çalışmalar tamamen bittiğinde tüm illeri kalkındıracak Yöresel Kültür Sokağı’dır. Toplum Geliştirme her çalışmayı marka tescilli ve kurumsal olarak yapmakta ve gelecekte Türkiye’nin okulu olacaktır.
Bir şehre girdiğinizde yabancı ellere emanetsinizdir. Kimlerle karşılaşacağımızı ve nasıl bir çalışma çıkacağını kimse bilemez. Bazı çalışmalar iyi planlansa da verimsizdir ancak bazı çalışmalar doğurdukça, doğurur. Yeni bir kültürle tanışmak, insanlarla kaynaşmak, insanı geliştirir.
Büyük şehirlerde yaşam çok farklıdır çünkü herkes yabancıdır. Yabancı insanların içinde dolaşmak, yemek, içmek daha kolaydır ancak şehir biraz küçükse sohbetler daha sıcaktır, sokakta yürürken birçok kişiye selam vermek zorunda kalırsınız.
Karadeniz bölgesinin geleneksel yapısı ne kadar değişmiş olursa olsun yolları , insanları, şiveleri, gelenek görenekleri, yayla eğlenceleri ve yemek kültürleri, hep aynıdır.
Artvin doğal güzelliğinin farkında olamamış, yeşil, yemyeşil, yeşilin ötesi bir şehirdir. Artvin'in en tepesinde bulunan Kafkasör ise doğa harikası bir yerdir. Kafkasör’de bir nefes aldığınızda, yeşilin her rengine boyanabilirsiniz. Hele sabah uyandığınızda dağların üzerinden sislerin kalkması, birden bire seller gibi yağmur ve ardından güneşin doğması, gün batımında yine sislerin gökyüzünde dansı… Yeşilin her rengi sonrasında sonbahar ve kışın karlarla bembeyaz manzaralar… Anlatmakla bitmez. Türkiye yöresel araştırmalarımda en çok etkilendiğim şehir Antakya olmuştu diğeri de Artvin… Çünkü iki ilde de kadınlar hem renkli hem de gayet özgürler.
Derinler barajı, tünelleri, azgın akan nehirleri, nehirlerin sevdiklerinden ayırdıklarının hüzünlü hikayeleri, yokuşlu yolları, çık çık bitmeyen merdivenleri, yollara savrulan taşları ve bitmeyen yol inşaatları olsa da Artvin özel bir yer.
Artvin gerçek anlamda ulaşımı uzak, uzak olduğu kadar bakir, bakir olduğu kadar sosyal yaşantıları ile kadınları da erkekleri de özgür, cana yakın ve çalışkan insanları ile muhteşem bir şehir…
Artvin yerinde oturan bir şehir değildir. Sorunlarla baş etmesini bilen, güçlü ve cesaretli insanlara sahip bir şehirdir. Artvin’in çalışkan insanları çığır açacak gelişmeler yapılabilir, eksiklikler giderildiği takdirde çok çabuk çıkış yapabilecek potansiyele sahiptir. Yöredeki en büyük zenginlik yaz ve kış Turizmi yapılabilir olmasıdır.
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Turizm potansiyeli çok yüksek olan doğa harikası birçok şehirlerimiz var. Tüm şehirler için genel sorunlarımızdan bir tanesi şehre gelen yabancı yani misafirperverlik.
Misafirperverlik Türkiye de önemli bir kültürdür. Misafirperverlikte şehre gelen yerli ve yabancı turistler rahatlık, huzur ve kandırılmadan alışveriş yapmak ister. Turiste karşı aç gözlü olmak, turisti soymak, bir daha gelmez mantığı ile yaklaşmak yanlış düşüncedir ve daha kazanmaya başlamadan kaybetmektir.
Artvin’de bir çok kare resim çekerek yorum yapmadan sizi gezdirmeyi, gözlemlemeyi düşünerek resimlerle anlatım yolunu seçtik.
Birkaç yıl önce öğrenciliğimde gürcü yemekleri için Gürcistan ve Tiflis’e gitmiştim. Hiç bir şey bulamamıştım. Artvin Yusufeli’nin Gürcü Köylerinden birine giderek çalışmalarımı yapmış ve yüzyıllardır geleneksel olarak yapılan ve yenen kurtlu peynirin yapılışını, geleneksel beyaz patates tarlalarında çalışarak, patates kuyularının kazılarak yıl boyunca tazecik saklanışını öğrenmiştim
Artvin’in yöresel yemek kültürü hamur, lahana, patates, fasulye ve ete dayalıdır. Tüm Karadeniz de olduğu gibi… Sahil kesimlerinde ise balık…
Artvin’in merkezine ilk adım attığımda yöresel yemek çalışması için birkaç resmi kuruma gitmiştim ancak ne bir belge nede herhangi bir çalışma yapamamıştım. Karadeniz bölgelerinin tamamında çok geleneksel olan mısır ekmeği dahil, herhangi bir yöresel yemek bulamamıştım.
Yokuşlu yollarında, seller gibi yağan yağmurda kütüphaneyi ziyaret ettiğimde yemekle ilgili herhangi bir çalışma, kitap, broşür yoktu. Kütüphanede ve İl Kültür Müdürlüğünde tanıtıcı tek bir yemek yoktu. Var olan yemekte oradan buradan çekilme, ne olduğu belli olmayan birkaç yemekti, onu da dilekçe vererek alabildik.
Bu kadar yolu çekip, yorgun argın dolaşırken her şehirde kimsesizler yurdunu ziyaret ettiğim gibi burada da çocuklar için yapılabilecek bir şey var mı diye sormak için uğramıştım. Yurtta Artvin’le ilgili büyük çalışmalar yapan kültür elçisine rastladım.
Artvin sayfasını tam kapattım derken karşılaştığım kişiyle bireysel ziyaretler dostluğumuzu geliştirdi ve kadın kooperatifi kuracaklarını söyleyerek tekrar davet edildiğimde, kar demeden kış demeden birçok yöresel çalışma yaptık. Artvin’de kaldığımız zaman diliminde birçok farklı eğitim aldık, bunlardan birkaçı işaret dili eğitimi, kadın kooperatif eğitimi, proje yazma eğitimi, Orman Bölge Müdürlüğünde Artvin sevdalısı ve kadın kooperatiflerine tam destek veren Naci beyden mantarcılık ve eterik yağ eğitimi bizim yeni öğrendiklerimizdi.
Yüzlerce yöresel yemek kültürü çalıştık hem de çok kısa zamanda. Sayfalara baktıkça birçok şeyde kendimizi bulacağız. Kapısını açanlar elbet birçok şey kazanmıştır, kapısını kapatanlar ise birçok şekilde kaybetmiştir. Emeği geçen herkese teşekkürler.
Artvin yöresinin yemek kültürü bir çok besin üzerinde şekillenmiştir ve yeme içme kültürü sahil kesimlerinde başkadır iç kesimlerinde başkadır. Artvin’de yemek kültürü yöre yöre farklılıklar göstermektedir.
Tüm Karadeniz’de olduğu gibi yeme içme kültürü neredeyse aynı izleri taşır ancak söz konusu Artvin ise Puçuko’dan bahsetmeden geçmek olmaz. Artvin’in yöresel yemek kültürünün çeşitliliği oldukça zengindir ancak en meşhur olarak bilinen yemek Puçuko sevilerek tüketilen kurutulmuş taze fasulyenin yarma yada bulgurla pişirilmiş sulu yemeğidir.
Artvin yöresinde yapılan yemekleri çalışırken, yemeğin başından sonuna kadar anlatım yolunu izleyerek öğretici olabilmesi için özel gayret gösterdik. GELENEK BİR EMANETİ BİRİNE TESLİM ETMEK DEMEKTİR. Sadece yemek ismi ve tarif yazmak, birçok yemek kültürümüzün kaybolmasına sebep olmuştur. Hatta çok acıdır ki kendilerinin bilmediği sadece Anne yada büyüklerde görülen birçok yemeğin ismi kalmıştır. Birçok yemeğin ismi vardır, bilen yoktur.
Artvin yöresel yemek kültürünü, Artvin yöresinde çok eski yıllarda çeyiz için yapılan, el emeği göz nuru olan servis örtü üzerinde sunarak, sandıklarda saklanan zenginliklerle, yemeği birleştirip kültürel görselliği öne çıkarmaya çalıştık.
Artvin’de çok eskilerde bilinen Kara Lahana Böreği Kara lahananın yaprak yaprak serilerek arasına bol tereyağı, sarımsak ve ceviz serpilerek pişirilmesi, lezzetiyle muhteşem bir uyum. Şehre gelen turisti tekrar getirmeye yeterlidir. Birde kızılcık pestili oldukça sağlıklı ve unutulmayacak lezzetteydi. Hiç unutamadığım kaybolan birkaç kültürden bir tanesi Artvin yöresinde cevizin önemiydi. Duayen zanaatkarlardan duyduğumuza göre eskiden öyle çok ceviz varmış ki, cevizi döverek yağını çıkarıp, ceviz yağından gözleme yapılırmış. Lezzeti aklınızda canlandırabiliyor musunuz? Ne inanılmaz kültürel lezzetimiz varmış ve kaybolup gitmiş.
Artvin’deki göçü önlemek, yöresel zenginliklerle Artvin’i kalkındırmak için öncelikle Artvin'in envanterinin çıkarılması ve geniş kapsamlı bir anket yapılması gereklidir. Yörede yaşayan halkın yapılan her şeyden haberdar olması ve birlik beraberlik içinde çalışması, verimli olmanın ilk şartıdır.
Yöresel yemekleri unutmamak için önce kendi halkımıza tanıtıp tüketimi artırmak gerekir. Yöresel ürünleri tükettiğimiz takdirde kendi şehrimiz kalkınabilir. Hangi ürünü kimden aldığımızı sorgulamak gerekir. Mesela Borçka pazarında Gürcistan’dan kaçak getirilip pazarda satılan ballar, diğer illerden gelen peynirler Artvin’deki bu işle uğraşan işletmecilere çok büyük darbedir. Doğal yapılan yeryüzünün cenneti olan Hatilla vadisindeki balları ayılar yer ve kimseye bir pay düşmez. Kendi ilinin kalkınmasını canı gönülden isteyen insanlar yediklerine ve ihtiyaç duyduklarında satın alacakları her şeye dikkat etmelidirler. Eğer bal üretiliyorsa, başka yerden bal almak kendi içimizdeki insanımızı reddetmektir. Pazar alışverişlerinde bile her hafta farklı esnaftan alış veriş yapmak hoş muhabbetlere sebep olur ve insanlar arasındaki iletişim geçişinden kaynaklanan mutluluk insanları sevindirir.
Şehre gelen yerli yabancı turistlere kültürümüzü tanıtmak ve kendimizi doğru ifade etmek oldukça önemlidir. Kültürümüzü tanıtmak, kendi kültürümüzü tanımakla olur. Yerli yabancı turistlerin aklında kalacak şekilde eksiksiz hizmet vermek ve iz bırakmakla turist akını başlar.
Gelen turiste ikram edilecek yöresel yemeklerin acilen Valilik, Belediye, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Tarım İl Müdürlüğü yada gönüllü diğer resmi yada resmi olmayan kurumlar tarafından çalıştay kurularak çalışılması, ortak karar alarak markalaşması, yöresel yemek kültürüne bereket getirir.
Turiste verilecek turizm haritasının olmaması, şehre gelen kişilerin ulaşımdaki çektikleri güçlüklerin ortadan kaldırılması, turist getirip götüren turizm şirketlerinin yabancı dil dahil yeterli eğitimden geçirilmeleri gibi sorunlara çözüm gerekmektedir.
Yöre halkının dışarıdan gelen yerli yada yabancı turistlerin yaşam tarzlarına uyum sağlamak, onları anlamak için değişik kültürdeki insanların yaşamları hakkında bilgiler edinmeleri gerekmektedir.
Turistlerin konaklayacak tesislerin yeterince olmaması, olsa bile çoğunun Artvin kültürünü tanıtacak yöresel yemek kültürüne sahip olmamasından dolayı ev pansiyonculuğunun öne çıkartılarak aile bireyleri içinde doğal yaşamla turistlerin daha mutlu olacağını düşünülebilir. Ev pansiyonluğunda yöresel yemek mecburi olmalı, her pansiyonda mevsimsel, yöresel ve sağlıklı menülerin listesi olmalıdır.
Artvin doğa cenneti olduğundan endemik bitkiler korunarak Doğa Turizmi, Yayla Turizmi yapılmalıdır ancak burada sorgulanması gereken en önemli şey köylerin doğal yaşamı bozan bilinçsizlikleridir. Buna en büyük örnek bin bir zorlukla yapılan yöresel ürünlerin hijyen olmayan şartlarda yapılması ve zararlı plastik kaplarda saklama şartlarıdır. İnsan sağlığı her şeyden önemlidir ve bu konuda köylerin eğitilmesi, geliştirilmesi gerekmektedir.
Artvin’de gerçekten değerli bir çok yöresel ürünlerimiz var. Artvin yöresel kültür yemeklerinden silor kahvaltıda ve çayların yanında ikram edilen gelenekselliktir. Tek başına silor kesme aleti, kaybolmaması ve kültürel olarak kayıt altına alınması gerekmektedir.
Mısır püskülün yapılan doğal hasırlar, çeşit çeşit süpürgeler, sepetler. Yusufeli’nde yapılan taş plaki-pilek ( Izgara yapılırken yağlanmadan pişiren taştır. ) Sela çömleği. (Çömleği kadınlar yapmaktadır. ) Bıçakçılık. Kuşaklar, Heybe, Ehram, Peştamal örme, Festival kıyafetleri tezgahları, Denizden çıkarılan taşlarla yapılan Taş bebekleri, Serenderleri, Kemençesi, Tulumu, Şavşat kilimleri. Cecim battaniyeleri ve birçok zenginlik geliştirildiği takdirde Artvin’e çok paralar kazandırır ve kalkındırır.
Tabir yerinde ise Artvin’e yapılan hiçbir yatırıma yazık olmaz, Artvin’de yapılan eğitim de asla boşa gitmez.
Bu kadar zengin doğası, çalışkan ve kültür seviyesi çok yüksek olan ilin kendini tanıması, dışarıya açılması için birkaç önemli çalışmaya öncülük yapmak gerekir.
Eğer gelişmek isteyen bir şehir için bir şey yapılacaksa, bu işi orada yaşayan insanların istemesi gerekir. İstememek risktir. Varsayımlarla hareket etmek yerine, adım atmak gereklidir.
İnanmak, sevmek, sahip çıkmak ve birlik beraberlik içinde bir okul sözü bile aldık.
Bu çalışmalar, Toplum Geliştirme Derneği aşçı Denizin şahsi çalışmalarıdır.
Artvin’de çalışılan tüm yöresel yemek kültürü Artvin Engelliler Derneği ve Artvin Engelliler Spor Kulübü aracılığı ile çalışılmıştır ve Artvin’e armağandır.
Çalışmalarda katkıda bulunan Artvin halkına teşekkür ederiz.