Vefa
vicdan için öyle bir ahlâk-i terim ki, hissedilen duygular yazmakla
aktarılamaz, sadece hatıralar içinde aranırsa bulunabilir çünkü yaşanmışlık
kişinin öz benliğinde gizlidir.
Öğrencilik sonrasında Türkiye’nin eşsiz kültürünü öğrenmek için yollara
düştüğümüzde ihtiyacımız olan bilgilere ulaşmak için Kastamonu gibi bazı
illerde doğru kişilerle karşılaştığımızdan dolayı işlerimiz kolaylaştı.
Böyle güzel karşılaşmalar kültürel tanışmalara,
unutulmaz dostluklara, turizme
olan katkıya ve tadını hiçbir şekilde unutmadığımız yaş tarhanaya sebep oluyor.
Yöresine özgü otunun kokusuyla damakta lezzet bıraktığı için, özletiyor.
Birçok kültür böyle yörelerini çok seven
ve önemseyen melek gibi görünmez yardımsever insanlar sayesinde yaşatılıyor.
Hiç tanımadığınız yabancı bir yörede bir tıkla evlerinin ve kültürlerinin
kapılarını açan bu insanlar, gerçek kültür temsilcileridir. İyilik bizim özümüzde var ayrıca
misafirperverlikte hiçbir sınır yok, açılıyor kapılar sonuna kadar.
Hatta daha önemlisi birçok ilde çalıştığımız kuyu kebabını Kastamonu yöresinde başından
sonuna kadar öğrenirken, gün içinde acıkır diye yemek paramızı bile gizlice
ödemişlerdi. Göz yaşartıcı…
Kastamonu yöresine ilk gittiğimizde yöresel lezzetlerin yanında tarihsel ve
kültürel zenginliklerinin yanı sıra misafirperverlikleri bambaşka.
Kastamonu’ kültürünü büyükler tarafından anlatılanlara göre bir zamanlar
Atatürk’ün İnebolu’ya giderken uğrayıp bir kahve içtiği Küre ilçesindeki tarihi ev yani bir zamanlar alt
katı eski adliye olan konakta yaşayan Naziye teyzenin kızları sayesinde
öğrenmiştik. Bir zamanlar Seydiler
ilçesi kurulmadan önce, Küre ilçesinin bir köyünde doğduğu söylenen Şerife bacı, kışın en çetin olduğu zamanda
sırtına yavrusu da alarak düşmüş kağnısıyla vatanı için yollara. Ne de olsa
aynı memleketin insanları, eğer amaç yöreye hizmetse, kanlarında var
kahramanlıkları.
Şerife bacıyla ilk Kastamonu Valiliği önünde tanışmıştım ve sonrasında şehitlerimizin
isimlerini okurken uzun süre meydandan ayrılamamıştım. Şerife bacıyla ikinci
karşılaşmam Ilgaz’da olmuştu yine üzerine kar yağmıştı, ne büyük acı…
İşte memleket sevdası hiçbir çıkar gözetmeden aynı Şerife bacı gibi kar kış
demeden amaca giden niyete bağlı.
Dışarıdan gelen bir yabancı olarak şehirden memnun ve mutlu ayrıldığımız için
yıllardır artık aile gibi olduğumuz böyle insanlara misliyle geri dönmek gerekiyor.
Kastamonu yöresine yıllarını veren, iklimini, toprağını çok iyi tanıyan ayrıca
yıllar önce birçok il gibi Artvin yöresindeki çalışmalarımıza büyük destek verdiği
zamanlardan tanıdığımız üstadımız Orman Yüksek Mühendisi Ömer hocamızla dönüş yapalım dedik. Kastamonu’yu
canı gibi seviyor çünkü ayrılırken bırakmış bir parçasını… Yakın zamanda
Türkiye topraklarının büyük bölümünde türüf mantarıyla ilgili çok önemli
çalışmalar yapan üstadımız, topraktaki zengin çeşitliliğimizi tekrar keşfetmiş
bulunuyor ve kendilerinden ricada bulunarak, Şerife bacı gibi kendisinden başka
herkes için can-ı gönülden toplumsal çalışmalar yapan ve Ankara’dan
çalışmalarına hayran olduğumuz derneğimizin üyesi Kastamonu kültür elçisi Nevin
öncülüğünde KÜRE BELEDİYE BAŞKANI KAMİL
AYDINLI’nın kapısını çaldığımızı, Belediyeyle ortaklaşa yapılacak ön çalışma da,
hem bizlere hem de yöreye destek istedik.
Şerife bacının nüfusta kayıtlı olduğu yer olan Küre ilçesine Toplum Geliştirme
Derneği olarak 13. Ocak. Cumartesi günü, çok yakın zamanda Türkiye’nin en büyük
makamlarından biri olan Meclis Başkanımız a Seymen elbisesi giydirip Seymen
and’ı içiren, Ankaradan gelen Seymenbaşı
sayesinde, Ankara Seymen kültürünü de Küre yöresine taşıdık.
Katılımın beklediğimizden fazla olduğu, seymenlerin zeybek oyunlarını hayranlıkla
seyrettiklerini ve en son ana kadar çok
verimli bir çalışma çıkardık.
Çalışmaların en verimlisi akılda kalıcı bazı şeyler ve düşündürmekle başlar.
Ayrıca dernek üyelerimizin tamamı da bir zamanlar bizlere kapılarını açan
kişilerdir.
Trabzon Vakfıkebir ekmeğini kapıp gelen hakiki ekmek üreticisi Zehra ve Emine,
Aziz yüz yıllık ekşi mayayla Türkiye’de liderliği önde götüren Gümüşhane Kürtün Araköy’den Harç ekmeğiyle birlikte yerel basınla
markalaştırarak sunduğumuz, kültürü yaşatan
ve öğrenciliğimizdeki çalışmamızda birçok arşiv oluşturup doğru kültürle bizi
aydınlatan kadın girişimcimiz Selma, , uzun yıllar büyük bir sivil toplum
kuruluşunda mütevelli heyetindeyken aramıza Diyarbakır’dan gelen iş insanı Atakan İzmir’den tohumla ilgili
güzel ve en doğru çalışmaları yaparak milli ve yerli üretime tam destek olan
Selma, yönetim kurulundan Deniz ve bakanlıktan
Mehmet bey olarak Küre Belediyesine Misafir olduk.
Birçok şehirden gelen kültür elçilerimizle eşsiz manzaralar içinde Küre
ilçesine girdiğimiz gibi bizi, Halk eğitim merkezindeki Nihal hocanın
gelenekten geleceğe taşıdığı, her modelin bir hikayesi olan ve hayranlıkla incelediğimiz
Küre kilimleri karşılayınca, içimiz açıldı.
En kısa zamanda sosyal ağlarda Küre kilimlerinin reklamını yapacağız.
Tüm güzel çalışmalar böyle ilmek ilmek işlenir çünkü zorluklar sadece sevgi
varsa kolaylaşır.
Toplum
Geliştirme Derneği olarak gelen
misafirleri sıkmamak için kısa bir sunum ve çok samimi ortam içinde israfın
önüne geçmek için birçok yörede yaptığımız mutfak tasarrufu semineri ve
Mutfaklarımızda israfın ne derece büyük olduğunu, yenilebilir ve kullanılabilir atıklarla
kompost mantar gibi birçok farklı alanda farkındalık oluşturduk.
Çöpe atılan karton, ceviz veya fındık badem gibi kabuklarla kişilerin kendi
yiyecekleri mantarları neredeyse sıfır maliyetle üretebileceklerini gösterdik.
Yediğimiz meyve yada sebze çekirdeklerini bir saksı kenarına toprağa ekerek,
bir fidan yetiştirdiğinde en azında hepimizin bir ağacı olabileceğini,
böylelikle hem kesemize hem de çevreye faydamız olabileceğini biliyoruz.
Çok dar zaman içinde olsa bile Türkiyemizin kültürel zenginliği hakkında biraz bilgi
verdikten sonra sözü Ömer hocamıza bıraktık.
Tıbbi aromatik bitkilerle birlikte, zaman ve mekan darlığı sebebiyle uygulamalı
mantar semineriyle mantarcılığa ilgi uyandırdık. Sıra eterik yağ ve kırsal
kesim için projelere gelmişti ki, zaman bitti fakat soru cevap şeklinde de olsa
söyleşiyle devam ettik.
Kastamonu yöresinde doğal olarak bulunan birçok kıymetli mantardan dolayı
iklimin mantarcılığa çok uygun olması sebebiyle yılın ilk aylarında açılan ve
kısa zamanda kapanan kırsal kalkınma projeleri, yöreden göçü önler, bireylere
günde sadece 15 dakikalarını ayırmaları halinde ekmek paralarını kazandırır
hatta bu işleri projeyle meslek olarak yapmak isteyen ve büyük düşünen kişilere
çok para kazandırır ayrıca uygun ortamı olan kişiler için alternatif üretim
olabilir.
Herşey önce tanışmayla daha sonra bir adımla atmakla başlar. Küçükten ufak ufak
başlayarak fakat büyük düşünerek
çalışmak gerekir. Önemli olan tanışmayı
çalışmaya çevirmek ve kültürel
kaynaşmayı sağlayabilmektir.
Herşey insan sağlığı ve yörelerin kalkınması için. Bizim gibi misafirperver bir
millet daha var mı bu dünya da. Sanmıyorum.
Yörede
Atalarımızı yad ederek ve kurtuluşa giden yolda bizler için yaptıklarını düşünerek
oldukça hüzünlendik. Kolay mı İstiklâlden İstikbale gidişleri, bizde
arkalarından yürüyoruz.
Bizlere tüm imkanlarını seferber eden kişi ve kurumlara teşekkür ediyor,
sayelerinde Kastamonu ve Küre kültürünü
tanıtan kültür elçimiz Nevin’e Şerife
bacı ünvanını bırakarak, oksijen deposu Küre ilçesinden ayrıldık. Şerife bacı
olmak öyle kolay bir şey değildir. Çok çalışmak, daha çok çalışmak gerekiyor.
İnsan inandığı işi birçok kişinin duasını alarak başarabilir.
Her
zaman söylediğimiz gibi bilgi ilgiye benzer.
Ortaya bir tabak yemek pişirip koyduğunuzda lokmaların kime kısmet olacağını
tahmin etmek zor.
Herkese her şey kısmet olmaz, doğru
çalışmalar elbette yol bulur.
YOLUN AÇIK OLSUN, KASTAMONU KÜRE’M ve TÜRKİYEM
13.01.2018
Kastamonu Küre
kültürünü Güneydoğuyla tanıştıran basın yazısıdır.