Image

Yenilikler ve yeni misafirler ısrarla hayatımıza gelmek isterler. 

Ortalığı şenlendirirler ve bir kahve içemeden çekip giderler...

Konuşulanlar...

Mesajlarla gelen hayaller...
Bu yüzden mesajları hiç sevmem.

Tanrıçam...

Havam...

Hayatım...

Kader çizgim...

Benim fırtınam...

Söylenmemiş sırım,
İbadetim...

Mabedim...

Devri alemim, hasretim...

Ruhumun ateşi...

Arzum...

Yüreğim, deryayı denizim, okyanusun, umudum...

Kalbimin yağmuru, filizlenen tohumun sahibi...

Sevdam...

Açan çiçeğim...

Ömrüm...

Hayatıma anlam katanım...

Denizim, yurdum, vatanım…

Kuşum...


Sen nasıl birşeysin sen harf dizimi, kelimelerle kalpleri sarhoş ediyorsun...

Yazılan bu sözler, umut olur, önümüze dökülürler...

Tıpkı çiçekler gibi...

Sonra her zamanki gibi;

Kısa zamanda sönüp giderler, sevginin harcanması gibi...

Anlamıyorlar, vazgeçilmez bir tutku, tutkulu. yani büyü gibiyim.

Su gibi saf, deniz kadar engin ve derin, doğa gibi dönüşen, sade biri.

Birşeyleri birliktelik inşa etmek...

Toprağa çıplak ayakla basmak, ortada çırılçıplak kalmak gibi...

Denizin içindeki git-gel dalgalarında yürümek, denizin güzelliği...
Tek bir an bile bir ömre bedel..

Deniz, ağırlayacak suyunda gemileri.

Bir limanda demir atar ve yaşamak ister en değerli günleri.

Yaşayacak en değerli herşeyi.

Sevdiğini söyleyen adama bir şans tanımak, saygıdan ibaretti fakat değerli olan şeyleri de değersizleştirdi....

Başlaması gibi, son bulması da basitti.

Böyle bir davranış ile, ne dost olunur, ne sevgili...

Sen...

Biten sevdamın ardından, 

Kavuşmasın! diyenlerdendin.

Belki de gözyaşlarıma gülenlerdendin.

Sıraya giren sendin.

İsmini kurtarıcı takmıştım...

Kurtarırdın, anlamını bilseydin biraz olsun susardın, harcamazdın sevgiyi..

Dünde kalan ey sevgili!

Benimle birlikte;

Kaybettin kalbini...

Bense, Tavus kuşunun kanatlarına teslim ettim seni...

Geçmişteki sevgimin büyüklüğünden korkmasaydı...

Gelirdi...

Oda diğerlerinden biriydi...

Bu devran hep böyle gitmeyecek, elbet bir gün birçok şey tersine dönecek.

Mutluluk, belki de tersten işleyecek...

Belki bir gün.

O düşünüldüğü sahil onu geri isteyecek...

Denize dokunmaya çalışacak gıyabında...

Yanacak, dokununca.

Gözyaşları dalgalarla birleşip kırılgan taşlara vurdukça.

Karşılaşmadan biten sevgisini hatırlayacak...

Eğilecek, diz çökecek toprağa,

İçten içe konuşacak ancak sesini duyuramayacak...

Unutma.

İntikam alır geçmiş,

Saygı duymadığı sevdanın, aynısını yaşatarak...

Herşey su gibi temiz ve derin.

Deniz ise oldukça serin...

Ortada herşey görüldüğü gibi,

Toprak suya hasret, görülmemiş biçimde...

Çözüm sadece sevgide...

Sevgi ise tatilde...

İtalyan Atasözünde der ki; Büyük acılar sessizdir.

En güzel cevap. sessizliktir.
Susmak, çekilmek ve beklemek geri getiri çok şeyi.

Ne kadar zaman oldu.

Yoksun.

Gözde yaştın.

Özlemin içinde sarmaşıklar gibiydin.

Bugün aklına düştüm.

Sesini duydum.

Diyorsun ki...

Diyemiyorsun.

Yine yarım bırakıyorsun.

Artık herşey hayal bizim için.

Bilerek yada bilmeyerek, 

Veda ediyorsun...

 

Ben sana hep üşüyordum.

Çünkü kıştım, nakıştım, bakıştım.

İnkar etmiyorum.

Seni sevmek gibi büyük bir işe kalkıştım.

… Ve inkar etme.

Sana en çok ben yakıştım.

Özdemir Asaf.



20.02.2014