Saçınızdan bir tel düşse fark eder ya
da fark edilir misiniz ?
Sevgi de, yıllar boyunca çok zor
uzayan saçlara benzer, kolay büyümezler !...
Saç neden kesilmez çünkü uzadıkça geri dönüşü hızlandırır.
Yaşanılan ve hissedilen her sevginin
ilkbaharları, sonbaharları, kışları gibi özlem kokan ancak geri dönülemeyen
anları ve gözlerde biriken yaşları vardır.
İçinde gezindiğimiz hatıralar buğulu
bir sis tablosudur.
O an bir hatıranın içinde gezinmeye
yol almışsınızdır bile..
Bazı anlar asla unutulmazlar.
Hatıralar, ya dudaklarınızda mutlu
bir gülümseme oluşturur yada kalbimizde acıtan bir yas !...
Saçınızdan bir tel düşmesine benzer,
belki bir gönüldaş hissedebilir bunu!...Ancak çok zor..
Telafisi zor ihmalleri fark edebilmek,
anlaşılabilmek...
Fark edilmek için, farklı olmanız
gerekmektedir.
Notalarda gezinirken onun kalbinde
ses olmak, o gizemli seste nefes olmak, huzr ve mutluluk vermek gibi...
Öyle müthiş özleyiş olmalı ki ;
anarken yaşamalı, geri dönülemeyen pişmanlıklara yol açmamalı, içimizde yaşanan
ve yarım kalan sevdanın ateşini, yağmur ormanları bile söndürememeli...
Yanımızda olmasa da duyumsamalı... O
anda oda sizi düşünmeli...
Bir duruş, bir haykırış, bir yalvarış ve bir düşüncede var olmak var ya !...
Her daim, beslenmeli güzel düşüncelerle, durdurulmamalı...
Kaybedilen, yaşanmamış, yarım kalmış
her sevda, içinizde isteseniz de istemeseniz de kök salmıştır ve o sürgünü yok
edemezsiniz.
Ne zaman yeşerir, ne zaman pusuda
farkına varamazsınız.
Aslında hayaller, sadece karşı
kalbi çağırır, önünde diz çöker, yalvarırlar...
Kaybedilen ve yarım kalan sevda da
suç, kaybedilen zamandadır...
Çaresizce çırpınır, sessiz
çığlıklarınızı kimse duymaz.
Kalbinizde her hatırladığınızda yaktığınız mumlar, asla
sönmezler !...