Sevda, Şimdiye kadar çaresi
bulunamayan tek hastalıktır.
Bir yangındır.
Düşlerin en şahane katı...
Aşkların en yücesidir.
Kalbin içine yerleşir ve gözleri kör eyler....
Sevgi tohum atıldıktan sonra büyür,
büyür dev bir ağaç olur ve her mevsimi yaşatır insana gölgesinde.
Emektir, sabırdır, bekleyiştir,
gelmeyiştir, herşey vardır içinde vazgeçmek dışında.
Gözlerde yaştır...
Bitmeyen yalvarışlar, yakarışlar ...
Rastlaşmak bir yerlerde saçma bir
düşüncedir ve bu hep bir dilek olarak kalır.
Sevgi alabildiğine boy atar, engellenmesi
imkansızlaşır, büyüdükçe nasırlaşır ve acıtmaya başlar...
Her seferinde sevgi nasırlaşan
acısını daha fazla hissettirir.
Yarımdırlar...
Yarım kalan her sevda, her seferinde
kanadığından gün gelir kangren olur ve isteseniz de istemeseniz de hayatınızdan
bir bir parçalarınızı alır götürür fakat sevgiye değer her türlüsü.
Yarım kalan sevdanın karşısında hiç'lik
vardır!...
Anlaşılamayan anlamsız bir hiç'lik
!...
Sevgiye karşıdan bakış bakar körlüktür.
Tanımlayamamış, tamamlayamamıştır. Eksiktir.
Peşinden giden sevgiyi göremeden
başka sevgiler aramalar, daha mükemmeli, daha da mükemmeli diye kaybedilen
değerler, kazanılan değersiz şeyler insanı devirir yıkar yerlere.
Oysa ki yarım kalan sevda onun
canının yarısıdır. Canıdır... Candır paha biçilemez.
İki kişinin yarım bıraktığı
yaşanmamışlık yıllarca kâbus gibi geri gelir ve peşinden sürükler durur
düşleri....
Gün gelir hayali cihana değer.
Hatıralar vardır ancak yaşamazlar
çünkü hep can çekişirler....
Anlamsız can çekişmeler insanı
benliğinden uzaklaştırır ve başkalarında tamamlamaya çalışılır.
Kendi başına yeşeren sevda,
can suyundan bir yudum ümitle can bulmayı hasretle çeker, toprağın suya
hasreti gibi....
Sadece bir yudum ümitle.
Yarım kalan her sevda kanar durur, durdurulamaz
bu derde düştükten sonra.
2011.Şubat