Image

Ankara'da Unutulan Bir Ulviye Öğretmen Vardı

Ankara'dan yöresel el nakışlamaları yaptıran gelenekselci bir Ulviye Öğretmen vardı ara sıra çaya gelirdi.
Aradan geçen yıllarda artık çok az gelmeye başladı çünkü artık tek başına yürüyemiyordu.
Fizikçi bir oğlu vardı hatta zihnindeki tellerini kırdırdıklarını söyledikleri, kimsenin onunla görüşmesine izin vermediğinden apartmanın kapı görevlisiyle birlikte kapısına gider hal hatır eder geri dönerdik.
Gelmek istediğindeyse koluna girer bize getirir, ikramda bulunurduk.
Oğlundan şikayet eder, ağlardı.
yapılan ikramlara, "oğlum yemek yerken döküyorsun diye bağırıyor, hakaret ediyor" derdi. Evimizde rahat ettiği ve istediğini yapıp önüne koyduğumuz için çok mutlu olurdu hatta üst kattaki Güllü annemizi çağırır onları balkonda önlerindeki ikramlıklarla başbaşa bırakır, birbirlerine anlatacak çok dertleri vardı çünkü insanlar yaşlandıkça anlatmak, aynı konuyu unutarak tekrar anlatmak istiyorlar.
Zaman zaman kendisini hemen Atakule'nin karşısında bulunan aynı sokağımızdaki bankaya götürmemi ister, maaşını alacağını söyledi. Oğlu bir kurumda memurdu ve kurumdan onca işe, güce sahip annesinin bankada onca biriken maaşına rağmen kurumdan yemekler getirirmiş. Emekli maaşının haram olduğunu söyler dururmuş. Konu para olunca karışmak istemez, duymazlıktan gelirdik.
Bir ara Ulviye öğretmene Aile bakanlığına şikayet etmek istediğimi, kendisini ve bakıma muhtaç kocasını kurtarmak istediğimiz söylediysek de asla izin vermedi, oğlundan çok korkuyordu ve öylece çilekeş bir şekilde acılar içinde bu dünyadan göçüp gitti.
Kızını kaybettiği için de çok ağlardı.
Komşuluk, komşuculuk eskiden böyleydi. Komşular olarak elimizden geleni yaptık. İşte haberciden bir iyilik ve güzellik haberi daha.
Bu dünyadan böyle kıymetli insanlar da geçti.