Kentsel Dönüşüm Mazlumların Evlerine Göz Diktiriyor İşte Size Çankaya'dan Bir Örnek
Bu üç katlı evin önü bahçe, arkası da sarmaşıklar içinde sanki parktaymış gölgelikleri olan bir bina.
Zamanında yani çok yakın bir geçmişte birkaç çocuklu aile bu evde mutlu mesut yaşarken geliyor aç gözlü bir adam iki dairesi olan adamı kandırıp orta katı satın alıyor ancak niyeti bozuk.
Üç katlı binanın alt katında da tek başına bir kadın oturuyordu.
Satın alan adam burayı yıkmak ve kocaman bina yapmak için sağlam binaya çürük raporu alıyor. Bunlarla senelerce uğraşan en üst kattaki baba, anne ve yetişkin kızları hayatını kaybedince evde tek kalan erkek kardeş, çalmadığı kapı bırakmadığı hatta OTTÜ'den yıkıma engel olmak için sağlam raporu verildiği halde adam vazgeçmiyor tehdit ve rahatsız ederek binada tek ve hayatta tek başına kalan genç adamı canından bezdiriyor.
Mahalle muhtarı kadında dahil tüm komşular hangi kapıyı çaldıysa her hangi bir sonuç alınamıyor.
Bir kış günü salgında heryer ama heryer kapandığında binanın elektriği, suyu ve doğalgazı kesiliyor. Hiç unutmuyorum sokağın ortasına suyu kesmek için gelen arabaları şimdiki belediye başkanı özel kalemine defalarca telefon açıldığı halde durduramamıştı.
Şehri göbeğinde insanın kendi evinde su olmadan nasıl yaşanabileceği, tuvalet, banyo, el yıkama, mutfakta yemek yapma ihtiyacını nasıl karşılayacağı, elektrik ve soba olmadan nasıl ısınacağı hiç kimsenin umurunda bile olmadı. O zamanlar muhtar aracılığıyla kendi evimizin anahtarını verip kalmasını teklif ettiğimizde de adam kabul etmemişti çünkü adamı öyle bir korkutmuşlar ki eşyalarla birlikte yıkım olacak, yıkımın ücreti belediye tarafından sadece engel olmaya çalışan adama kesilecek gibi birçok konu ortada dolaşınca zaman zaman buz gibi evden ihtiyaç duyduğunda adamı komşular misafir etti, yemek verdi. En sonunda adam yakın bir yerden ev tutarak kışı zorla geçirdi.
Zamanında evin birçok yerine çiçekler, ağaçlar, sarmaşıklarla cennete çevrilen bu evin tam yanındaki aynı yeşillikteki ev yıkılarak tekrar yapıldığındaysa heryer betonla kaplanmıştı.
Hiç bir yeşilliği istemeyen bina sahibi kökünden söküp attığı ağaçlar, çiçekler için böcek çektiği için istemediğini söylemiş.
İstemediği böcek ona besin veren ağaçları temizliyor, kuşlara yuva oluyor fakat bizler neden bu duruma geldik anlaşılır gibi değil.
Sinek dese anlaşılır ve onunda çaresi var. Yaparsın camlara, kapılara sineklik olur biter ancak yeşilin insana ne gibi zararı olabilir gölgesinden başka.
Yeşil olmasaydı nefes alabilir miydi dünya?
eğer camı veya kapıyı açtığınızda gözünüz yeşil görüyorsa içinizde yeşildir yani doğa tüm canlılığıyla yanınızda.
Bir tarafta zalim zulmü insanları çocukluğu, gençliği ve ailesiyle bir sürü hatırasının geçtiği hanesinde oturamaz şekle getirerek tüm herkesin buna göz yummasıyla oluşan haksızlık, diğer yanda yeşili yok etmeye çalışan bir zevksizlik.
Bir düşüncenin herkese zararı olduğu gibi, çevreye, topluma da zararı var.
Türkiye'nin misafirperverliği ve insanlığı olmasaydı bu adamda kahrından hayatını kaybedecekti ailesi gibi ve arkalarında birkaç akrabadan başka hiç kimsesi olmayan zavallı kişilerin intizarı o kişilerin yakasını asla bırakmayacak.
Her yerde adamı olan bu kişiler bir gün hayatlarını kaybedip bu beton parçalarını mezarlarına götürdüklerinde lanetle anılacaklardır.
Bu güzel dünyada iyilik ve güzellik varken kötülüğü seçenler, elbet bir gün vicdanlarıyla baş başa kalarak içlerindeki sesi durduramayacaklardır.
İşte kentsel dönüşümün kötü tarafları.
kanunda ikiye bir adam. İki kişi de asla razı olmadı büyük binaya ayrıca Atakule'nin arka tarafı yani köşkten alınan bir parçasındaki dört sokak ve Cinnah caddesinin karşısındaki sokaklarda Dünya sitesi haricinde hep az katlıdır.
Adam binadaki mülk sahiplerinden onay alamadığında çürük raporu alıyor oysa bina sağlam sadece bakımsız. Diğer ev sahipleri bina tadilatını üstlendikleri halde kabul edilmemişti çünkü niyet başka.
Belki bir gün adalet yerini bulur da mazlumun hakkını Hz. Ömer mezarından kalkar alır.
Zalimlere de iyi bir ders verir.
Kentsel dönüşüm de işin aslına göre yürür.
Bekliyoruz.
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap