Sabunlarda Kostik Varsa, Doğallıktan Bahsedilemez
Eğer bir şeyin başında organik diye bir kelime varsa, fiyatta veya herhangi bir şeyde fırsatçılık aklımıza gelmeli.
Şu havanın ve suyun taşıdığı toz, kimyasallar ve pislik yüzünden artık doğallıktan bahsedilemez çünkü oldukça fazla kirlendi.
Girdiğimiz denizlerde lağım ve yeraltı atık sularıyla birlikte yüzüyoruz.
İstanbul başta olmak üzere tüm deniz kenarlarında ister arıtılmış ister arıtılmamış olsun denize akıtılan atık pis sular insanların hastalanma nedenlerinden ilkidir.
Yüzdüğümüz, banyo yaparken kullandığımız ve bina borularından gelen paslı sular.
Yediğimiz katkı dolu, rengarenk, aroma başta olmak üzere kim bikir ne'li bin bir gıdayı bu sular nasıl temizleyebilir ki su zaten yeterince kirlenmiş.
Pisliği yine pislikle temizlemekten başka çare bırakmamışlar insanlara yani derin bir nefes almak ve içinizdeki karbondioksiti dışarıya çıkartmak istiyorsunuz soluduğumuz hava kirli.
Yıkamak ve yıkanmak istiyoruz, kullandığımız şeyler artık insanlara alerji yapmaya başladı.
Sabunlarsa renk, renk. Mis gibi eterik yağlarla lavantalar, güller, zambaklar veya her neyse güzel kokuyorlar ancak burada önemli olan şey koku değil işe yaraması.
Kostikle yapılıyorsa kimyasaldır.
Ayrıca kullanılan yağlar eğer pirina yağı veya bilmediğimiz hint yağı yada karışık yağlarsa sabunun hiç bir doğallığı yoktur.
En doğal sabun kildir.
Bir diğeri odun külünün suyudur.
Kum, dünyada en eski doğal maddedir.
Gümüş tozu gerçek bir antibakteriyeldir ancak sabunun içine girdiğinde değil daha farklı kullanım şekli olmalı.
Kekik hem temizleyici, hem de iltihap kurutucudur. kekiğin faydalı saymakla bitmez. Yendiğinde veya çay olarak içildiğinde insanın içini, bağırsaklarını fay gibi ovar, ayna gibi yapar ne kadar döküntü varsa giderir. Zahteri biberiye, rozmarin gibi kekik çeşitlerinin hepsi aynıdır. kardeş bir kisi ısırgandır.
Lavanta ıslatılıp kullanıldığında temizleyici özelliği yüksektir ayrıca silinen yerde böcek olmaz.
Yağmur suyu eskiden hem romantik, hem de temizleyiciydi ancak ilk yağmurla inen toz ve kir artık temiz değil. yağmur yağdığında ıslanmak hastalığa sebep verebilir.
Hindistan cevizi de çok faydalı, nemlendrici bir temizleyicidir.
Bunca doğal bir temizleyici varken kimyasallara ne gerek var.
Odun külünü çevremizdeki fırınlardan isteyebilir, ıslatıp suyu başka bir suyla açtıktan sonra çamaşırlarımızı bir gece öncesinden ıslatıp, öylece makinede yıkayabiliriz.
Bulaşıklarda aynı. Yağlı saçlar için odun külü suyu bol suyla açıldıktan sonra saçlar yıkanabilir.
Odun külü suyu ileri temizleyicidir, kostik gibi. Odun külünü ıslatıp suyunu ince bir süzgeçten süzdükten sonra el yıkama sabunluğuna doldurduğumuzda aynı sabun alıyormuş gibi az miktarda alıp elimizi, saçlarımızı her neyse bol suyla durulamalıyız.
Kostikten bahsetmek gerekirse, kostik gıdada da kullanılan bir kimyasaldır mesela zeytinin acısını çabucak alıp tatlandırmak için kostik kullanan birçok işletme vardır özellikle Antakya'nın halhali zeytininin tadı kostikten gelir.
Zeytin en az altı ay tuzda bekledikten sonra yapılıyor hatta yine de acımsı bir tat kalıyor ancak süreyi kısaltmak isteyenler kostik kullanıyorlar.
Sabun ise belli bir miktar kostik(yakıcı maddedir, elle dokunulmaz) suyla açıldıktan sonra ılık zeytinyağıyla karıştırıldığında ısınarak bir köpürme sonrasında sönerek soğumayla bir yerde şekillendirildikten sonra kesilerek, kurutulur ve kullanılır ancak dikkat edilirse zeytinyağlı diye satılan birçok sabunun rengi tuhaf bir yeşildir çünkü genellikle atık, işe yaramaz, asidi yüksek veya zeytin atığı pirinayı kimyasallarla sıkarak alınan yağla yapılan sabunlar elimize, ağzımıza, başımıza, saçımıza ve bedenimize sağlık değil hastalık verir.
Kostik ayrıca zeytinyağı fabrikalarının sezon bittiğinde temizlenmesi için kullanılan ileri temizleyicidir yani bu demektir ki iyi yağdan bile olsa zeytinyağlı diye kullandığımız birçok sabun kostikten dolayı cildi tahriş yapabilir.
Sonrasında doktor, doktor gezerek insana ne dokunuyor bilmediğimizden kullandığımız el sabunları, şampuanlar veya giysilerimizi yıkayan deterjanları hiç düşünmeyiz.
Ev temizliğinde bile halılar için, kanepe, koltuklar için, yer parkesi, tahta mobilyalar, mutfak dolapları, ocaklarda yağ çözücüler, tezgah, makinedeki parlatıcılar, siyahları tam siyah, beyazları beyazlatan, leke çıkarıcılar dizinindeki deterjanlar çoğunlukla alerji sebebidir.
Kullandığımız herşeyi çok daha azını kullanırsak bir nebze olsun böyle alerjik herşeyden kurtulabiliriz.
bir ölçü kabı yerine yarım çay kaşığı gibi, sabunluğa basıp çokça almak yerine damla kadar bile olmamalı.
Tenimizi, cildimizi, içimizi kimyasallardan biraz olsun asgari korumak elimizdedir.
Fotoğraf şimdi belki de olmayan kurtuluş caddesi üzerindeki sabun müzesinden
Antakya'da merkeze bağlı Yeşilpınar köyü, Camış Ayna beldesinde sabun yapım çekimi linktedir.
Haberciden youtubede.
https://www.youtube.com/watch?v=VHZsqZnEvHE
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap