Evlerde Sevilen Kuru Süs Bitkilerindeki Tehlike
Evlerde sevilen canlı çiçeklerin yanında ot tarzında kuru çiçekler de vazolarda yerini almaktadır fakat eğer evde çocuk varsa bu kuru otlar çok tehlikeli.
Yaşanmış bir olaydan ders çıkarılabilir belki.
Yer, Bahçelievler ve iki yaramaz yeğen bizim çocuklarla karşılaşınca doğal olarak koşuşturmaya, saklambaç tarzı oyunlar oynamaya, ellerine geçen yastık tarzı şeyleri fırlatmaya başlamışladır.
Dur, yapma, etme diye sözleri dinlemeyecek kadar küçüklerdi ve gülüşmeler çocuklar yorulunca sona erdi.
Hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir durum oluşmuştu fakat büyükler kendi aralarında sohbet ettikleri için çocukların hareketlerinden haberleri yoktu.
Küçük çocuklar bazen hiç bilinmedik bir şeyi anlık olarak keşfeder ve sonrasında unutabilirler bu yüzden aile bireylerinin çocuklar için tehlike oluşturabilecek bazı şeyleri kullanılmayan odalara kaldırmaları kaza ve belalardan korur.
Çocukların birden bire suskunlukları tuhaftı. O zamanlar aklı başında olan hala yeğenlerini yanına çağırdı ve bir şey olup olmadığını sordu.
Bir küçük kız çocuğu boğazını gösterdi "acıyor diye" Annesi "doğru yatağa" dedi çocuklara fakat hala ayağa kalkıp etrafa bakınarak zararlı bir şeyler olup olmayacağına bakındığı anda bir vazoda kuru boyalı çiçekleri gördü. yanına gidip baktığında çiçeklerin dağılmış olduklarını gördü ve düzeltirken uçlarındaki tohum gibi yumuşaklığa dokunarak çok hoşlandı. Öyle güzel görünüyorlardı ki, bir kez daha aşağı saptan alarak yukarıya kadar ota dokunmak istedi. O da ne ? Ot belli yerden kırılmış, hasar almıştı. Demek ki çocuklar bu otları da birbirlerine oyun olsun diye vazodan alıp sallamışlar veya savurmuşlardı.
Halanın bu birkaç dakikalık araştırmasından sonra tekrar küçük yeğenin yanına gelerek "neren acıyor diye sordu. belli ki annesi daha önce "elleme" diye tembih ettiği yasağı çiğnediği için cevap veremiyordu.
Hala "aç ağzını kızım "diyerek hayat kurtardı.
O zamanlar telefon ışığı yoktu, küçük bir fener gibi bir şey kullandı. "Biraz daha aç, hadi biraz daha aç "derken boğazına batan otun kıymığını gördü. Kıymığın battığı yer tam bademcik bölgesinde, kızarmış ve şişmişti.
Çocukların korkudan daha dayanıklı olduklarını bilen hala etrafındakileri korkutmadan tehlikenin büyüklüğünü bildiğinden çok hızlı bir ilk yardım yapması gerekiyordu fakat ilk yapılması gereken şey ilkyardımı aramaktı. Bir anda ondan vazgeçti çünkü kapıda otomobil var, hastane aynı sokaktaydı.
Tüm her şeyden vazgeçerek bir saniyeyi bile heba etmek istemiyordu. Cımbız ve kulak pamuğu istedi ve çabucak geldi.
Cımbızın boyu boğaza yetmiyordu onu eledi. ( ilkyardım çantasında bulunması gereken önemli şeylerden birkaçı fener, uzun ayaklı cımbız ve kulak pamuğu)
Kulak pamuğunun da boyu kısaydı ve hemen mutfakta şeker sarmak için kullanılan bir çubuğun ucuna pamuk sararak hafifçe ıslattı ve tikeni giriş yönüne doğru itmeye başlamıştı.
İlk birkaç denemede çocuk boğuluyormuş gibi yapsa da kızaran, bozarak ve korkan çocuk denileni yapıyordu ve bir yandan da "acıyor, acıyor" diye ağlıyordu.
Hala çocuğun ağlamasına falan aldırmadan işini yapmaya çalışıyor ve tikeni almayı başarmıştı. Tiken ıslak olan pamuğa tutunarak çıkarıldı ve çocuk doğru dürüst nefes alabilmişti.
Acısı, ağrısı bittiği için tekrar koşmaya başlamışlardı ancak hala izin vermeyerek tekrar küçük çocuğu yakaladı ve ağzının, boğazının içini iyice kontrol ederek kuru ekmek yedirmeye çalıştı. Her şey yolundaydı ancak halanın içindeki korku henüz bitmemişti çünkü daha öncede yaşanmış olan böyle bir dikkatsizlikten sonra büyüklerin başından savarak uyutulmaya çalışılan çocuklar, boğazları şişip nefes borular tıkandığında uykularında hayatlarını kaybedebilirler, kaybetmişlerdir de.
Anneye hemen o kuru çiçekleri kaldırmasını söylemişti ancak ilgilenmemişti bile. İşini doğru yapmaya çalışan halanın sakin kalmaya çalışması çocuğun ve annenin heyecanlanmaması içindi fakat durum çok vahimdi.
Yine de hastaneye telefon açarak durumu anlattı ve çocuğu götürmek istemişti fakat rahat nefes aldığı için sorun ortadan kalkmıştı.
O gece kız yeğen halanın gözetiminde yanında yatan çocuk ertesi gün tehlikeli bir şeyden kurtulduğundan haberi bile yoktu ve çiçek de vazoda öylece duruyordu.
Bir gün sonra sabah erkenden tüm vazonun içindeki ot çiçekleri alarak bir toprak yere götürerek ayağının altında ezen hala otlardan kurtulmuştu ancak sabahın erken vakti sokaktan geçen bir kadın "Abe onları atacağına bana verseydin" demez mi?
Meğer özellikle kadınlar tarafından sokaklarda süs olarak satılıyormuş bu ot kuruları.
Kadının elinde de çeşit, çeşit ot vardı. yaklaşıp durumu anlattı ancak hiç duymadı bile kadın yoluna devam etti. İleri, geri sokakta çiçekçileri dolaştığında bazılarında böyle ot kuruları yoktu fakat bir çiçekçide bazı otları incelediğinde çiçekleri zenginleştirmek için kullanılan yapraklı otlarla bu dikenli otun ilgili bile yoktu. Bu tehlikeli ot aynı buğday otu gibi masum bir ot hatta süpürge otu gibi de yumuşak ve güzel fakat buğdaygillerde kuruduğunda kabukları öğütülse bile tiken gibi boğaz gibi yerlere yapışabiliyor.
Dolayısıyla çocuklar böyle otlarla oynarken aynı dikenli incir toplarken nasıl göz içine uçuşan diken batıyor ve doktora götürülüp çıkarılmaz ise gözü neredeyse kör edebilecek duruma geliyorsa bu durum da böyle tehlikeli.
Evde çocuk yoksa belli bir bölgede bırakılsa bile eve gelen misafir çocuk için ölümüne tehlikeli.
Böyle otlar otantik bahçe düzenlemelerinde kullanılsa bile mutlaka bir uyarı yazılmalıdır.
işte evlerde tuzak gibi gözle görülemeyen kazalar ve sonrasında oluşan durumlar yaşanmasın diye tehlikeyi yazmaya çalıştık. Böyle otlar renksiz yada boyalı olabiliyorlar.
Haberciden' den sağlığımız için bir uyarı var, lütfen dikkate alalım.
Bu otun fotoğrafı İstanbul Üsküdar Kısıklı taraflarında caddelerdeki botanik çiçekçide çekilmiştir.
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap