Bir İyilik Haberi, Türkiye Halkı Çok Misafirperver
Beton çağında olabiliriz ancak hiçbir şeyimize güvenmeyelim genellikle
sokakta kalanlar varsa insanlıkta sınıfta kaldık demektir.
Bir kış gününün sabahında hemen yakınımda olan Atakule’nin
içinde bulunduğu Botanik parka yürüyüşe gittim.
Giriş, bana protokol
yolundan daha yakın olunca oradan girer, Cinnah tarafından çıkar arkadaşlardan Cinnah Caddesi tarafında spor yapan kim selamlaşır, evden götürdüğüm ne varsa onu alır köpeklere iner, yemek bırakır, iki
laflar dönerdim. Bankların üzerinde bir uzanmış dizlerini büzüştürüp yatan bir kadını gördüm ama iki büklüm olmuş tir, tir titriyordu. Yanında birkaç kişi vardı. Buraya genellikle elçiliklere gelenler belli bir
saatten sonra gelirlerdi ancak saat çok erkendi.
Selam verdim hangi ülkeden olduklarını sordum kuş diliyle yarım yamalak yanılmadım elçiliğe gelmişler ancak akşamdan gelince parkta kalmışlar fakat Ankara’nın buz gibi soğuğuna dayanmak imkansızdır. Kadının sesi hiç çıkmıyordu
zaten hastaymış.
“Elimle haydin bize gidelim” dedim. Önce
kadın çok şaşırdı ve tek
başına gelmek istemedi ancak ısrarla hepsini eve getirdim.
Misafirleri mutfağa aldım çünkü hiç birini tanımıyordum öncelikle mahalle
taksicime dikkat etsinler diye “misafirim var” dedim. Onlar da zaten “bir gün
başın belaya girecek” diye ara sıra uyardıkları
için durumu biliyorlardı.
Misafirleri başıma bir yazma takarak hemen mutfağa aldım ve masa başında öncelikle kendilerine
hemen sıcak bir bitki çayı yaptım.
Ardından dolaptaki sıcak çorbayı ısıtıp ikram ettim. İki domatese birkaç
yumurta kırarak menemenle masayı donattım yanına varsa çıkardım
masaya.
O masadaki mutluluğu unutamam. Erkekler hiç kafalarını kaldırmadılar ve
Türklerin çok misafirperver olduklarını söyleyerek neredeyse ayaklarıma eğileceklerdi.
Neyin sahibiysek bizler de, bir gün bizimde
birilerine muhtaç olabileceğimizi unutmayalım.
Hiç birimiz birbirimizi tanımıyoruz ne önemi var ki.
Meğer kadın yılardır çocuklarından ayrıymış ve vize için Libya
elçiliğine gelmişler.
Saat 10' a doğru
onlara güzel bir süvari yani Antakya, Suriye kültüründen bildiğim onların kakuleli siyah kahveyi yapınca
şaşırdılar.
Kahve içmek için oturma odasına davet ettiğimde kirletiriz diye oturmak bile oturmak istemediler ancak yine de ortamı çok beğendiler.
İçlerinden kesin sıcak, huzurlu bir ortamı dilemiş olabilirler çünkü gerçekten ülkeleri, evleri, işleri herşeyleri tarumar olmuş bu insanlar gerçekten mağdur kaldılar.
Kadın giderken
ayaklarıma sarılacaktı neredeyse n inanın ben utandım.
Erkeklerden biri az Türkçe biliyordu “eğer işlemleri yaptıramazsanız kadın bende aksam kalabilir
siz nereye giderseniz gidin” dedim.
Bazen otogarlarda sabah saatlerinde indiğimde ayakkabısını başının altına yastık
yapmış yada yattığı
yere bağlamış kimsesiz çok kişi vardır.
“Allahım keşke
sıcak bir çorba evim olsa, şu aç
insanları doyursak” diye geçiririm aklımdan çünkü açlık gerçekten çok zor.
Sıcaklarda herşey kolay ancak soğuklar çok, çok zor.
Normal zamanda bir tabak yemeğin belki hiç bir önemi yoktur ancak bir ülkede yada şehirde yabancıysanız ve biri sizi evinizdeki gibi ağırlıyorsa çok makbule geçer.
Allah kimseyi kimseye muhtaç etmesin.
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap