Image

İyilik Haberi; Antakya'da Engelli Gençlerin Düğünü

Herkes ama herkes en az bir engelli yada yetim büyümüş bir çocuğu imece usulü evlendirip yuva kurmalıdır. 

Bir gün araştırma yapmak için Antakya'ya gideceğimi duyan Ankara’dan engelli bir genç geldi bana "Deniz abla bir kızla nişanlıyım fakat evlenemiyorum" dedi. 

Bende işlerimi bitirdikten sonra kızı Antakya'da kaldığım eve çağırdım, kız gelemedi. Çok sıcak bir günde elime biraz dondurma alarak kızın evine gittim. Kız evde yoktu fakat hemen geldi ancak ben kızın %95 engelli olduğunu bilmiyordum. Kıza "seviyorsan sizi evlendirelim" dedim. ve ikimiz baş başa oturup düğün masraflarını hesapladık.

Yıl 2011.Gelinlik 300 lira, yaş pasta 200 lira,

içecek şu kadar, duvak ve el çiçeği benim evden gelecekti ve duvağım kim bilir

kaç kişiyi evlendirdi.. 

Takma saç bizim evde vardı,

Kına gecesi masrafları şu kadar derken çay

bahçesinde yapılacak düğün 1.500 lira tuttu. Orkestra ve kuaför bedavaydı çünkü

birileri ayarlamıştı. 

Davul zurnayı da ben ayarlayacaktım. 

Hemen Antakyalı bir belediye başkanı arkadaşıma

telefon açtım ve çocuğun durumunu izah eden yazıyla bir fax göndererek

belediyeden destek istedik ve Antakya bölgesinden bu arkadaş ikiletmeden hemen parayı

çocuğa gönderdi. Evlerinde odaları hazırlanırken Antakya çok sıcak olduğu

için klima takılması gerekiyordu. İki garip gence çok fazla el uzatılmasa da

düğüne koşarak gelen vardı fakat yardım edecek hiç kimse yoktu. Kız annesiyle

yaşıyor, kardeşleri yurtdışından çalışıyorlardı ancak destek istemeye

utanıyorlardı. Kızın annesi Samandağ yöresinde 20 yıl meyve işinde çalıştığı

halde sigortası yapılmamış, mağdur bir kadındı. Kaç kez şikayet edelim konusuna ikna olmadı ancak yıllar sonra tanıdığım o işyeri sahibi çok zengin bir adam, Halen günlük işçi çalıştırmaya devam ediyordu.

Düğün için pek bir şey alınmadı zaten olduğu gibi kızın odasına çeyizi serildi, tek eksik yüzükleriydi "gidin kredi kartıyla alın gerisini düşünmeyin belki düğün parası gelir diye düşündük fakat yanıldık hiç kimse doğru dürüst bir hediye takmadı .

Ne Dernekler ne Belediye...

Gelin ve damat engelli olduğu için onlara bir günlükte olsa otel gerekiyordu. Antalya’da İstanbul’dan eski komşularımın biri 7' diğer 3'ü 5 yıldızlı oteline telefon açtım fakat gelinle damat uzak ve engelli oldukları için gidemeyeceklerini söylediler. Antakya bölgesini yıl 2011 pek tanımıyorum Ottoman otele durumu izah edince kabul ettiler ve sanırım bir kaç ay kadar çok kısa zamanda düğün günü belirlendikten sonra Ankara’ya kendi işimize döndük.

Düğün günü yaklaşırken ben kızı hazırlamak için Antakya’ya gittim kına gecesi ve düğün kızın evinde yapılacaktı fakat erkek tarafı da Ankara’da kına gecesi yapmak istemiş. Çocuğun babası olmadığı için bu sefer çocuğa yöneldim ve yıllarca Ankara’da bulunan Engelliler derneğine bir sürü hizmeti ettiği halde hiç kimse yetim genç için hiçbir şey yapmadı.

Çocuğa masrafının ne kadar olduğunu sorduğumda döner ayran ikram edilecekmiş 200 lira tutuyormuş fakat durumu iyi olan bir arkadaşımdan rica ettiğim halde çocuğa kimse yardım etmedi.

Neyse çocuk borç harç 200 lirayı ödemiş ve kına gecesini yapmış.

O geceyi asla unutamam kendi ellerimle oyaladığım kına beziyle kıza kınalar yakıldı hiç bu kadar engelli kişileri bir arada görmemiştim. Birkaç gun engelli kişiyle yaşayınca hayatı farklı algılamaya başladım. Onlar için her şey ama her şey zordu..

Düğünlerde davul ve zurna olmazsa bizim için düğün olmaz. Kapıda çalması, düğünü duyurması ve kızı ağlatması gerekiyor

Sabah davullar çaldı, halaylar çekildi, gelin hemen çıkmadı...

Alkışlarla gelin ve damat göründü. İkisi de çok mutluydu...

Davullar eşliğinde oynayarak düğünün olacağı çay bahçesine kadar giderken herkes camlara koştu, herkesin gözünde yaş, elinde alkış vardı...Hayatımda böyle bir şey yaşamadığım için en şaşkını bendim çünkü hepsi engelli ve kendi arabalarıyla gelin ve damat oldular.

Antakya’nın şimdiki Belediye Başkanı kızımızın nikahını kıydı ve Valilik birde diğer Belde Belediye Başkanı arkadaşımız eşiyle birlikte gelerek şahitlik yaptılar, sağ olsunlar.

Düğün için hazırladığımız çay bahçesinde doyasıya eğlendik.. Birimiz ayakta diğerimiz sandalyesinde, acıda olsa...

O gece bambaşkaydı.. Birinin eli diğerinin ayağı olmak biraz göz yaşartıcı.

Gözleri görmediği halde beni duyan ve sarılarak uzun süre dans eden ve çok güzel sesi olan şarkıcı kız hep gelini soruyordu "güzel oldu mu" diye...

Belli ki herkes bir hayat arkadaşı istiyordu, söyleyemese de...

Bu arada arkadaşlar eğlenirken yaş pastaya bakan birkaç boyacı çocuk görmüştüm ve düğüne davet ederek onlara da pasta ve içecek ikram etmiştim çocuklar çok sevinmişti...

Sonuç itibariyle düğün gecesi gelin ve damat için tek bir gecelik sponsor olan lüks otele gittiler. Ev kalabalık olduğu için ve benimde yorulduğumu gören kişiler gelinden izin alarak Hiç unutmuyorum süslü yatağı bozmamak için kenarında öylece uyumuşum.

Ertesi gün gelin ve damat geldiğinde hem komik hem de göz yaşartıcı bir şey olmuştu.

Bizim bildiğimiz gelinle damat odaya geldiğinde otelin bir ikramı mutlaka olur. Bu iki arkadaş odadaki dolapta ne var ne yok yemiş içmişler ve sabah resepsiyona geldiklerinde sanırım yanlarında da para yoktu bir otel parası kadar da dolaptakiler için ödemişler. 50 tl falandı sanırım o zaman otel parası...

Kredi kartı ödeme gününde kart numarasını aldığım ve onların hakkına şahsi olarak ayırdığım 1000 lira para olduğu halde, sadece asgari ödeme 800 lira ödeyebilmiştim. Böyle bir sınırlamayı, ilk defa duymuştum 800 lirayı da bankaya zorla ısrar ederek ödeyebilmiştim ..

Başkasının kredi kartı borcunu ödemek bile zor bir durumdu.

Evlendirirken onlardan tek bir şey istemiştim madem paraları yoktu ve sadece engelli maaşıyla geçineceklerdi tütün sağlıkları ve keselerine verdikleri zarardan dolayı bırakmalarını istemiştim. Söz vermişlerdi anca tütünü damat bırakmadığı gibi gelin kızı da alıştırmıştı yani bırakmadılar. Öyle üzgündüm ki, yapılanların ne önemi vardı ki.. Sağlık olsun..

Hikaye bu kadar.

Gerçek, hazin ve komik...

Onlar erdi muradına şimdi koşan çocukları da var ayrıca damat Antakya belediyesinde işe girdi ve şimdi depremden dolayı Ankara'dalar.

Arkadaşlar Antakya yöresinde bizimde yazılarımızın çıktığı bir gazeteci arkadaş "neden basına haber vermedin "demişti.

Bizler böyle şeyleri yaparken gösteriş için yapmayız, ondan. O zamanlar daha derneğimizi kurmamıştık bile , bunlar bizim görevlerimiz...

Hani bazen ayağımızla bile basmak istemeyiz ortak kullanım alanlarına. Engelli yaşamında ELLER AYAK OLUYOR ve ÇALIŞMAYAN BİRÇOK BEDEN PARÇASINI SÜRÜYEREK ÇEKİYOR.

ONLAR İÇİN BİR TUVALETE GİTMEK EZİYET, BİR BANYO YAPMAK DA AYNI ŞEY. YERDE SÜRÜNEREK GEÇEN BİR YAŞAM.

Hatta en çok üzüldüğüm durum klozete kendisini çekmek isteyen engelli gelin kız kollarıyla bacaklarını sürüyerek kendisini yukarıya çekiyordu.

Şimdi aradan yıllar geçti kollarındaki liflerden dolayı çok rahatsızmış, çok zor.

Onların sevmeleri, isyan etmeleri bize benzemez, çok yoğun aşık olurlar.

HER TÜRLÜ HALLERİNDE YANLARINDA OLMAYIZ.

Engelsiz yaşam diye bir cümle bile doğru değil onların gerçekten bir şeye, bir yere ulaşmak için çok büyük engelli var.

Sadece bir hafta böyle bir engelli kişiyle yaşayan hayatın ne kadar zor olduğunu anlar ve her zaman el kol kanat olur herkese.