İşte Ordu İkizce Kültür, Turizm, ve Tohum Elçileri Çalık Ailesi Kardeşler
Ordu İkizce,
anayola 15 km kadar uzaklıkta, fındık bahçeleri içinde şirin ve bakir
kalmış bir ilçe.
Kalesi, kalenin hüzünlü efsanesi, çivisiz antik laleli camisi, şehrin
ortasından geçen şelalemsi mis gibi akarsuyu, bin bir çeşit otları ve çok
meşhur ot kavurmalarıyla ünlü. Kavurma deyip geçmeyelim. Kiraz, taflan, fasulye
gibi turşu kavurmaları tüm Karadeniz de olduğu gibi çok meşhurdur.
Karadeniz nasıl hırçın bir denizse, insanı da aynı özelliktedir fakat sadece
düşünce de. Yapmak istediklerini kadınlara söylerler, iş yapmaya
gelince tüm yük kadınların sırtlarına biner.
İkizce’de Çalık ailesi ve sülalesi sanki kayalıklara vuran sert dalgalar gibi tohum
konusunu çok önemseyerek ses getirmeye başladı son yıllarda kaybolmaya başlayan
atalık tohumlar, en büyük hazinemiz ve gelecekte çocuklarımıza
bırakabileceğimiz en değerli mirasımız.
Yılda bir kez gelenekselleşme yolundaki bu çabalar oldukça masraflı ve yorucu
fakat özellikle fikrin öncüsü Hayati Çalık, bu işe maddi manevi gönül koymuş
kişi. Elbette Çalık ailesi kardeşler olarak birbirine çok düşkün olduğu için ayrılmaz
parçalar, her birinin emeği tartışılamayacağı gibi sülale de aynı düşüncede
üretken ve yenilikçi insanlar oldukları için birbirlerine tutkunlar. Özellikle sülalelerindeki dayıları Yelekin
ailesinde öğretmen Fethi Yelekin ve çocukları. Yelekinler çok aktifler. Yörede At
kültürünü yaşatmaya çalışıyor ve evleri, evlerinin bahçesindeki yetişen
bitkilerin karneleri serendere yazılarak asmışlar tablo şeklinde
bilgilendiriyor.
Her yeni yılda Mayısla birlikte gelen bahar ekim dikim ayı olduğu için 6 Mayıs
Nevruz bayramıyla birleştirilen İkizce tohum takas şenliği anlam kazanmış.2023’te
ki İkizce tohum takas davetine birkaç gün öncesinde icabet etmiştik çünkü bu
çalışmanın öncesinde çok yorucu bir hazırlık var onu da çekim yapıp arşive
almak istedik.
Karşılama, ağırlama ve uğurlamada misafirlikler için emeği geçen herkese
şimdiden teşekkürler, doğanın böylesine lezzetlerine şükrederek bir çok hazırlığı
ayrıntılı bir şekliyle haber niteliğinin ötesine taşırarak yazmak istedik.
Öncelikle tüm yemekler odun ateşinde veya yine odunla yakılan kuzine sobasında
pişiriliyor. Yerel gıda ürünleriyle yapılan yöresel lezzetleri tarihe not
düşmek için tanıyalım.
TARHANA ÇORBASI
Köy tarhanası çorbaları olmazsa olmaz bir lezzet. Bildiğimiz buğday tarhanasının salçalısı.
MİLLİ YEMEK, TAVUKLU KEŞKEK
Kendi bahçelerinden yumurtadan kesilmiş köy tavuğu veya horozuyla yapılan
tavuklu keşkek,
Tavuk tüylerinden arındırılıp, ateş üzerinde ütüleme yapıldıktan
sonra odun ateşi üzerinde bakır kazanda saatlerce pişiriliyor. Soğutularak kemiklerinden
etleri ve gereksiz derileri ayrılıyor ve eti didiklenerek kendi suyunun içine alınıyor. Önceden
ıslatılmış buğdayla birlikte büyük bakır kazanda keşkek piştikçe tavuklu su dökülerek buğdaya yediriliyor.
Keşkek saatlerce vurdurarak
pişirildikten sonra üzerine köyde yapılan yayık tereyağı eritilerek dökülerek
sunuluyor.
Burada tavuk piştikten sonra peşine düşenler oluyor. Aklımıza kokusuna kedi ve köpekler alıp gider diye gelebilir fakat onlar inanınız çok akıllılar. Tavuk saklanıyor evet, evet bildiğimiz bilinmeyen bir yere saklanıyor ve herkes tavuğu arıyor çünkü eti çok lezzetli.
Tavuğun yerini sorduğumda yiyeceğim zannetmişlerdi çünkü başına oturup yerlermiş oysa ben tavuğu suyunun içinden çıkaracaktım. Sebebiyse su içinde bırakılan tavuk eti lezzetsiz olur su çektiğinden mutlaka sudan çıkarılması gerekir.
Aslında bu bir eğlence gibi birşey biri saklıyor diğeri arıyor.Bulansa afiyetle bir parça yiyor.
YÖRESEL SARMA-LAR
Artık düğünlerde bile kalkan asma yaprağı sarması bildiğimiz zeytinyağlı sarma.
Böyle sarmalar köy kadınları tarafından imece usulü, şarkılar türküler
eşliğinde kadınlar tarafından yapılıyor.
Yaprak sarmasının yanında karalahana sarması olmazsa olmaz fakat geleneksel
olan lahana ve iç harcının mısır kırığı tanesiyle yapılması. İşte belki de
Karadenizliler bu iki gıdayı çok tükettikleri için hırçın oluyor olabilirler. Öyle
lezzetli bir lezzet ki, reddetmek mümkün değil.
Yörede yetişen karalahananın cibez denilen taze pancar yaprakları içine kendi
ürettikleri yerel süt mısırı kırıntısıyla nuska şeklinde sarılıyor. Bazı
yörelerde süt mısır kırığı veya mısır unu içine kaymak ekleniyor. Ertesi gün bakır
leğende aralarında etli kaval kemiği ile pişirildikten sonra üzerine soğanlı, sarımsaklı
salçalı soğaraç dökülüyor.
Bu arada ikramlık yapılan sarmaların yanında daha önceden sarılmış ve
pişirilmiş sarmalar (dolma deniyor yörede) kurulan sofralarda gelene, gidene bolca
ikram ediliyor. Bu şu demektir hazırlığında malzeme tedarik etme yanında bir
öncesi hazırlığı var
KİRAZ TURŞUSU- TAFLAN TURŞUSU KAVURMASI
Mevsiminde kiraz ve taflan meyvesi turşusu yapılıyor ve bin bir zahmetle
çekirdekleri tek tek çıkarıldıktan sonra
bol soğan doğranarak kirazlar ve taflanla bol sıvı yağla kavruluyor.
DİKEN UCU KAVURMASI
Yörede diken ucu dedikleri ot, Ordu ikizce’de
Melevcan, Samsunda Kırçan,
Dikenucu olarak bilinirmiş. Aslında Dikenucu otu çiğ yendiğinde bile
oldukça lezzetli bir ot olduğu halde gelenekselleşmiş haşlama yöntemi ülkemizin
bir çok bölgesinde sebzenin vitaminlerini yok ediyor. Modernlik Ot bulamadığı
için sebze ve otları alaca pişmiş yerken, etrafı bin bir çeşit otla kaplı yöre
insanları ot kokusundan kurtulmak için haşlıyor.
Haşlanmış ve süzülmüş dikenucu kuzine
üzerinde odun ateşinde bol soğanla sıvı yağla kavruluyor.
Kavurma ister sade ot, ister meyve kiraz veya sebze fasulye olsun yöntemi aynı.
Bol soğanda kavruluyor. Karadenizin bazı bölgelerinde böyle kavurmalara yumurta
da kırılıyor.
NAMISLI BÖREK- (NAMUSSUZ BÖREK)
Sade su, un ve tuz ile yoğrulan sert hamurla bezeler yapılıyor ve oklavayla el yufkası açılıyor.
İç harcı olarak yörede bahçelerde yetişen bahar otlarından Mendek otu
ayıklanıp, yıkanır ve doğrandıktan sonra çok az pirinçle haşlanıyor ve hemen
süzgeçten süzülerek kolay alabilmek için büyükçe bir kapağın üzerine dökülüyor.
Açılan yufka dörde kesilerek içine harcı ortalara bırakılıp yayılıyor ve zarf
şeklinde kapatıldıktan sonra ve bol
yağda kuzine üzerindeki kara tavalarda kızartılıyor. Börek kızarırken şişiyor
ve pişmeden hemen sonra ısırırken kıyır,kıyır ses çıkarıyor. Böyle börekler
bekletildiğinde yumuşuyor, tazeyken ilk beş dakikada yenmesi gerekiyor fakat
tavadan çıktığı gibi üfleyerek yemek çok lezzetliydi.
SU BÖREĞİ
Bunca yemeğin yanında su börekleri geleneksel olarak mutlaka yapılıyor çünkü
böyle börekler şenlik için değil özellikle gece yatılı misafirlere kahvaltı
sofrasında türlü türlü peynir, süt kesiği ve peynirin maydanozla karıştırılarak
tereyağında kavrulması yani sündürülmesi, köy yumurtası hatta tavuk yumurtası
yanında keklik yumurtası, reçeller, tarator gibi yapılan çemenimsi bir lezzet,
karadenizin meşhur hurması, salatalık, domates, biber gibi mevsimsel sebzeler,
doğal bal, kaymak gibi saymakta zorlandığımız ürünlerin yanında ısıtılarak
ikram ediliyor.
Çoklu su böreği yapımlarında işleri kolaylaştırmak için hamur yoğrulma, açma,
haşlama, soğutma ve tepsiye dizme en önemlisi de kızartma işi bir grup kadın tarafından imece usulü
yapılıyor çünkü baştan sona bekletilmeden yapılması gereken zor bir börek.
Un, köy yumurtası ve çok az tuz-suyla seyreltilmiş harçla
yoğrulan sert hamur bezelenerek dinlendirildikten sonra el ile oklavayla
açılıyor. Açılan yufkalar temiz bir beyaz çarşaf üzerine seriliyor. Kuzine
üzerinde derin tencerede birkaç taşım kaynatıldıktan sonra başka bir geniş
bakır leğende ara sıra yenilene soğuk sudan geçirilerek orta boy kara tepsilere,
dört alta dört üste olmak üzere ortasına süt kesiği denilen tam yağlı tadına
doyulmaz lor çökeler peynirle döşeniyor
ve kuzinedeki odun ateşinde alt üst nar gibi kızartılıyor. Tadındaki
lezzeti yazıya aktarmak zor.
MISIR
İkizce yöresinin en önemli yerel
ürünlerinden ilki fındıktır diğeri mısır. Devamında lahana gibi belli başlı
şeyler mutfak kültürünün geleneksel lezzetlerini belirler fakat burada
özellikle vurgulayacağımız lezzet süt mısırı. Bu mısır öyle bir mısır ki diğer
yörelere fark atar.
Buradaki çok önemli bir bilgiyi atlamak haksızlık olur çünkü belki kendileri
bile bilmiyordur.
Bebekler altı ay sonra anne sütünün yanında ilk gıdaya geçişlerinde her
birinden bir çay kaşığı kadar sulandırılmış keçi sütü, sütünden kestirilmiş ve
minnacık mendilde torbalanarak yapılan lor peyniri, yoğurdu gibi başlangıç
kahvaltısında ekmek yerine süt mısır lapası yedirmek gerekiyormuş.
Bilgi; Ankara’da Prof. tarafından dahi çocuk Milan için
verilmiş bir menüdeki anne sütü ekinde ne tesadüf ki, Gurme Milan ordu ikizce süt mısırıyla
büyüdü, hediye olarak getirmişlerdi, sağ olsunlar.
MISIR EKMEĞİ
İkizce yöresinde mısır ekmeği sade su, biraz ayran veya yoğurt, tuz ve bir miktar maya
ile karıştırılıp büyükçe bir tepsiye döküp dinlendirildikten sonra kara
fırından pişiriliyor ve kare kesilerek ikram ediliyor fakat bu mısır ekmeğini
beklemek zor. Fırından gelen mısır ekmeğinin önüne herkes toplanıp lokmasını
almaya çalışıyor.
UN HELVASI
Un helvası yine şarkılar, türküler eşliğinde
tereyağında mis gibi kavrulan unu şeker ve su ile pişirdikten sonra
kaşık dökme geleneğiyle sonlandırılması.
KARŞILAMA UĞURLAMA GELENEĞİ
Tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra davet edilen misafirler geleneksel
elbiseleriyle davul-davulcu,zurna-zurnacıyla karşılama ve söyleşiler bittikten sonra uğurlamayla son buluyor.
HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?
Çeşitli yerel tohumlar/fidanlar, ekilerek/dikilerek üretilmeye ve tohuma
bırakılarak çoğaltılarak dağıtılmaya çalışılıyor yani yapılan şey tamamen çıkar
gözetmeden topluma yapılmış bir hizmet ve belki de Türkiye’de bir ilk yemekli
bir tohum takas şenliği diyebiliriz. Tohum toplama, paketleme, paylaşma, tohuma
bırakarak çoğaltmaktan öte yanında yerel ürünleriyle unutulmaya yüz tutmuş yöresel lezzetleri de sunmaları gerçekten
takdire ve teşekküre değer.
Ayrıca çevre illerden, ilçelerden veya köylerdeki üreticiler, Kooperatif çeşitli sanat dallarıyla uğraşanlar, Ordu üniversitesi öğretim üyesi Doç Dr. Atman Uğur, Ünye ziraat odası Başkanı Osman Sarıkahraman, Samsun Ordulular derneği başkanı Eyüp Elmas, İkizce Ziraat odası başkanı Atilla Kaynar
,Samsun 19 Mayıs ilçesi aromatik bitkiler üreticisi sayın Hakkı Karaman, Samsun Ordulular derneği , Samsun ikizceliler derneği gibi yöre ve konuyla ilgili
bilge kişiler, kırk yıl öncesinden
Avrupa’dan gelen Hayati Çalık’ın
okul arkadaşları, tarıma, tohuma ve yöresel kültüre değer verenler katılarak
bazıları da sergilerini ücretsiz bir şekilde açıp kendisini tanıtmakta ve satış
yapmakta.
İçlerinde en bulunmaz lezzet kaybedilmeye yüz tutmuş tam yağlı inekten sağılmış getirilmiş köy
sütüydü ve beş kilosu 50 liraydı.
Amaç, tanışmak, tanışmayı çalışmaya çevirerek kişilere yol açmak, kültürü
tanıtarak İkizce turizmine katkı sağlamak ve bilgileri toparlayarak kültür
ambarlarında arşiv oluşturmak.
KÜLTÜR AMBARI, Karadenizin kiler gibi serenderinden yapılmış içinde
her türlü kitaplarla katkı sunulan İkizce’nin kütüphanesi diyebiliriz. Zaman zaman okuldaki çocuklar da burayı ziyaret ederler.
Diğer toplumsal bir çalışmaysa yerli yabancı kişilerin katılımıyla fındık Ağustos
sonunda farklı bir sivil toplum kuruluşlarıyla fındık hasadında yapılıyor.
Çok ilginçtir ki fındıkla ilgili hiçbir yemek görmedik sadece yolluk olarak
hediye edilmesi dışında.
Böyle çalışmalarda her yıl yeni bir gelişmeyle amaç hedefine doğru ulaşmak için
kültürden ayrılmadan yeniliklerle yol alması en büyük temennimiz.
Yörede böyle karşılaşmaların ve tanıtımın fikir öncüsü Hayati Çalık hem kendi
kültürüne hem de İkizce Turizmine katkıda bulunuyor yani İkizce'nin Kültür ve
Turizm elçisi.
Yerel tohumlara ve tarımla ilgili her
şeye açık olan yer, sonrasında pansiyonlaşarak yöresinde yerel ürünlerin
tanıtım ve satış yeri olacak şekilde sadece bu yer değil birçok yeri hazırlayabiliriz diye düşünüyoruz.
Son olarak önemli not düşmek gerekiyor.
Tohumda farklı ilçe ve kişileri konuşmalarda övmek yerine bu işe gönül
koymuş kişileri maddi manevi desteklemek gerekiyor çünkü tüm Türkiye’de
özenilen Ovacık, evet cennetten bir köşe ve gitmek isteyenlere rehber olabiliriz.
Ovacıkta açılmasına vesile olduğumuz pansiyonda dernek temsilcilerimizle Munzur
dağlarındaki ışgınlar, laleler arasında dolaşabiliriz fakat tohum konusunda
abartılan konuya yakından vakıf olduğumuz için kendi şehrindeki köylüleriyle
bile üretilen tohumları paylaşmayan, kuru fasulye kg beş-sekiz lirayken doğal diye yirmi beş liraya Çankaya
Belediyesi aracılığıyla satış yapanları kınıyoruz. Burada amaç yerel tohumları
çoğaltmak olmalı, ticaret olmamalı.
Ekilmek ve dikilmek için kullanılan arazi halkın, ekip biçen toplumda istihdam
edilen köylü değil belediye çalışanı, böyle işlere gönül verenler herkesin bir
avuç toprağı bile ekerek tarıma yönlendirmeli ve üretilen tohum alınarak
gelecekteki kıtlığın önüne geçmek olmalı.
Burada övülecek kişi Çalık ailesi, akrabaları ve köylüdür çünkü hiçbir kurum
desteği almadan böylesine güzel faydalı bir çalışmayı çıkardıkları için. Ayrıca tohuma önem veren ve Ordu İkizce' deki şenliğe katkı sunan Eskişehir belediyesine teşekkürler.
Tohum şenliğiyle ilgili oldukça fazla çekim yapmış, arşive almış haberciden kanalından çalışmalarla ilgili birkaç video.
Kahvaltıya değer katan ev sahipleri ve kıymetli misafirler. https://www.youtube.com/watch?v=HKpu69f1BTA
Tohum şenliğinin fikir öncüsü Hayati abiyle tohum söyleşisi https://www.youtube.com/watch?v=w6Z9ibgI3lA
Şenliğe değer katan Çalık ailesinin kültür deryası dayıları ile söyleşi https://www.youtube.com/watch?v=4vlD7ChgpsI
Yemekle birlikte ikram edilen yayık ayranı https://www.youtube.com/watch?v=IzabV23XUIU
Yörenin doğal hayvanları civcivleriyle tavuk ve köpek dostluğu https://www.youtube.com/watch?v=Sqs7jnOniXE
Dağ keklikleri https://www.youtube.com/watch?v=DzfLnSAAsAY
Yöresel tahta salıncak modeli https://www.youtube.com/watch?v=M9RoKEDipQo
Ordu İkizce şenliğinde kurulan yöresel satış stantlarından birinde birbirinden hamarat muhteşem iki kadın girişimci. Ürünleriyse gerçekten doğallar. https://www.youtube.com/watch?v=DBFcwDlq9yw
Tekrardan çok, çok teşekkürler.
Bravo emeği geçen, katkı sunanlara.
Dileğimiz bir daha ki yıl tekrarına.
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap