Image

Neye ağlıyorum biliyor musun?
Hangisini anlatsam kelimeler yetersiz kalır.
Kavuşamadığım sevgiliye mi, hayır. Giden gitmiştir, gittiği gün bitmiştir.
Sevgiliyi gönderen ben değildim ki,
Yerine hiç kimse kabul edilmedi.
Aşk zaten acılarla kavrulmaktır, kavuşma sancılıdır.

Neye ağlıyorum biliyor musun?
Bilmiyorsun.
Bu soğukta çadırları su altında kalmış zavallı insanlara. Gazze'ye. gözümüzün önündeki yok oluşa.
Sıcak yuvalarımızda yatarken birileri sessizce sırf bu dünyaya göz koyan aç gözlüler yüzünden çığlık atacak seslerini bile duyuramadan çekip gidiyorlar.

Neye ağlıyorum soruyor musun?
Neden göz yaşlarım sadece beni yakıyor.
Çaresizliğe insanlık yapılanlara umutsuzca bakıyor.
Para biriktirmekten başka hiç bir şey yapmıyor.
Yapıyormuş gibi görülüyor.
Herkes daha güçlü olmak için savunma sistemleriyle hava atıyor.
Kime ne faydası var bu havaların.
bizden öncekiler gitmedi mi bu dünyadan.
Kim kalıcı ki iyilikten başka ne yaşar kalıcı ne yaşar bu dünyada?

Yerken, ve israf ederken görmemezlikten gelenler.
Hiç bir suçu olmayan insanların çektikleri çileler.
Dünyaya Allah gibi hakim olmaya çalışan insanların sürünen insanlıktan zevk almaları.
Sahi hangi ara bu kadar vicdani körlük oldu insanlarda onca bilim ve ilimden sonra.
Nasıl aksamasın bu göz yaşlarım çünkü insanım.
Acı çekmeyen bir gönül insanlıktan bahsetmesin.
Hak, hukuk, adalet diye bu kelimelerle alay etmesin.
Yoksa kaçış yok sınanacaklar.

Neden ağlıyorum hissediyor musun?
Sarılmaktan utandığımız sevgilimiz yerine yatağımıza kadar giren teknolojiden.
Evlerdeki tüm elektronik aletlerle izlenmekten.
Mahremden bahsederken hayatımızın en özeline kadar içine düştüler.
Alacaklarını aldılar zaten yüz, göz, ses bilmem ne neylerine yarayacaksa.
Korkuyorlar.
Herşeye sahipler ancak korkuyorlar.
Ve korktukları için tüm insanları korkutmaya çalışıyorlar.
Neden korkar ki insan?
Korksa ne olacak ki en çok belli bir zaman çekilecek fakat sonrasında daha da güçlenip kaybedecek hiç bir şeyi olmadığını anlayıp daha arsız olacak.
İşte masum insanları hem eğitemediler hem de onlardan çok şey beklemelerine ağlıyorum.
Artık hiç bir genç çalışmak istemiyor çünkü oldukça para kazanmak emeksiz yemeğe dönüştü.
Herşeylerini açıp, saçıyorlar ve ne kadar kadın düşkünü insan varsa peşlerinde son kuruşlarına kadar onlara inanarak veriyorlar.
Aşkın bile anlamı kalmadı.
Ağır hasarlı.
Sevgi peşinde koşan sevgili kalmadı.

Neye yanıyorum biliyor musun?
İnsanlığın bu duruma geleceği hiç aklımıza gelmezdi.
Körler, sağırlar bir birini ağırlar misali vurdumduymaz oldu insanların bir çoğu.
Devletin malı haram diye diye başına geçip, sonra paranın sahibiymiş gibi rahatlığa kavuştular.
İşsiz, aşsız onca kişiyi kendi başlarına çaresiz bıraktılar.
Hiç bir dönem hiç bir şey düzelmedi.
Gelen gideni arattı, bir sürü hasar verip gidenlerinse yaptıkları yanlarına kaldı.

Neden gözlerimiz yaşlı?
İnsanca yaşamak herkesin hakkı.
Kime eğitim verdiler ve işe aldılar da yanlış yaptı?
İnsanlar kazanmak için uğraşırken ne kadar zor duruma düştüler.
Bu kadar kibir neden?
Biz yaptık, biz ettik havaları kime?
Bu dünyada nefret edilen insan olmak ne itibarsız bir durum.
Onca zorluklarla bebeğini elişi yaparak sallayıp, üç kuruşuna göz koyup elinden avucundan herşeyini kaybedenlerin emekleri nasılda kolay bir şekilde dolandırıcıların eline geçebiliyor.
Kim bu dolandırıcılar, bulamıyorlar.
İşte buna ağlıyorum.

Gençleri bağımlılığa sürükleyenler bir toplumu yok etmeye çalıyorlar.
İşte bunu görmüyorlar.
Nerede ihale var sadece aracılık ederek bile yığınla para kazanan kişiler var.
Ancak bunları ayıklayıp çıkaracak bir kişi bile yok işte buna ağlıyorum.
Çünkü ben duyarlı insanım.

Onca insan yanıp kül olduğunda hayatlara karşı verilen cezaların en önemi var neyi geri getirecek ki verilen kararlar.
Kimsesiz kaldı bu insanlar.
Daha dün şehit olan emniyet güçlerine insafsızca  saldıranlara ağlıyorum.
Onların çocukları ellerinden tutup okula gidecek bir baba bulamayacaklar.
Yaslanacak bir omuz, dertleşecek bir aile reisleri ellerinden alındı.
Bu kadar büyük acıları kaldıramıyorum.

2025 yılının son günü bugün Çarşamba ve bu akşam yeni yıla girerken sadece bir yıl daha yaşlanıyorum.
Ve çekip giden kişileri artık etrafımda istemiyorum çünkü insanlığın, maddi manevi çalışacak 
vicdanı hür insanlara ihtiyacı var.

Neye ağlıyorum biliyor musun yeni yıla eğlenmeye giden ancak büyük yangınla giren İsviçre'deki onlarca cana.
Artvin'de  kar altında kalan koyunlara ve çobanlara.
Evinin içinde çığ altında kalan kadına.

Gözyaşlarımızla uğurladığımız 2025 arayacağız gibi geliyor çünkü televizyon haberlerinin bir çoğu yalanı çok iyi söylüyorlar.
Zaten iyi yalan söyleyemeyeni hiç bir şey yapmazlar, dilenci bile...

31.Aralık.2025 Perşembe

Yazar; Gezgin, Kültür Araştırmacısı ve Habercisi, Deniz Kakanaş

Haberciden, İyilik, Güzellik ve Doğruluk haberciliği