Eski Kışla-Tunceli Müzesine Nasıl Gidilir?
Tunceli merkezde yüzlerce kişinin oturduğu eski kışla tadilattan geçirilerek Tunceli müzesi olmuş.
Müze şehrin merkezinde yani Tunceli denilen yer aslında Dersimdir. Eski adı Dersim olan Tunceli yöresinde şehri düzenli yapılaşmasıyla gidilebilecek yerleri kolay dolaşılabilir yerdir. Tunceli Otogarında-terminalinde indikten sonra beş dakika içinde şehrin içinde yürüme mesafesinde gidilebilir.
Müze arkeolojik tarihi eserlerle donatılmış ayrıca ayrı ayrı bölümlerde yöreye özgü meslekler, yemekler tanıtılmış.
Son bölümde yöreye özgü Alevilik kültürü, Ocaklar, Dedeler isimleriyle tanıtılmış fakat ışık yetersiz kaldığından çekimler istenilen verimi alamasa da en azından gezip göreceğiniz konu başlıklarını hatırlatarak yerinde sizi bekliyor.
Aslında cümle içinde toplamak gerekirse Dersim flora, fauna ve kültür işlenmiş.
En ilgi çeken diğer müzelerden farkı olan bölüm kutsal oda. En gerçekçi tasarım da orada yapılmış. Çok ilginç bir gelenek gözden kaçırılmaması gereken kültür fakat kaç kişi Tunceli yöresinde haberdar belirsiz.
Burada anlaşılan verme alma meselesi zaten dünyayı koruyan tek gelenek bu. Maddi bir şey verir ruhuna huzur da alırsın, verirken bereket de yada herhangi farklı şekilde ancak bu kutsal oda eskiden beri insanların bir şeyi vesile kılarak dilekte bulunması yada derdini anlatması dünyadaki görünmezliğe teslim olmak en güvenli liman gibi. Etkileyici.
Müzeyi müze kartla gezebiliyorsunuz.
Not düşmek gerekirse iki kez ziyaret ederek gidip gördüğüm tarihi ve eski dökük yerlerde yıllarca barınan onca insan müze olduğuna sevinememiştir çünkü orada mistik bir atmosfer vardı.
İlkinde hiç tanımadığım bir teyze bahçesinde yöreye özgü şivesiyle kuşburnu reçeli-pekmezi yapıyordu. Biraz yardım etmiştim ve sonrasında kızına seslenerek bir tepsi yemek gelmişti. Teyzenin çekimleri, fotoğrafı arşivimizde var. Gelmişte yaşanan acı olaylardan, ailesini kaybetmesinden, yemeği getiren kızının da yaşasın diye devlete teslim edilerek çocuk yuvasında büyüdüğünden bahsederken çektikleri çile gözyaşlarından anlaşılıyordu fakat yine de bu kışlada çok mutluydu.
Müzeye girdiğimde o sesleri, haykırışları hissettim ve girdiğim odalarda kim bilebilir ki insanlar nasıl savrulup böyle bir yaşama itildi. Kötülük yapanlar yaptığıyla kalıyorlar sonrasında aranıyorlar ancak bulunamıyorlar.
Köylerini, evlerini, ocaklarını ailelerini kaybettikten sonra canlarını kurtarmak için terk etmek zorunda kalan bu insanların acılarını anlamak bizim gibi şehirde yaşamış insanlar tarafından zor. Sadece konu başlığını atmak vazifemiz gerisini büyüklere bırakarak bilgi sahiplerini dinlemek gerekir.
Teyzenin tüm samimi davranışlarından dolayı ayrılırken sıkıca sarılmıştım.
Ayrıca müzede Arkeolog gösterdiği güler yüzünden dolayı çok teşekkürler.
https://www.youtube.com/watch?v=1j73APjLRB0
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap