Image

Irak Erbil'de Bir Geri Dönüşüm Fabrikasının Başına Gelenler

Dün, bugünün aynısıdır derler ancak duruma ve kişiye göre değişir.
Birkaç yıl önce bizim ülkemizden giderek evlenen, çoluk çocuk sahibi olan bir arkadaş başına gelen bir olayı paylaştığında hayretler içinde dinlemiş, inanamamıştık.
Genç bir delikanlı bizim ülkemizden giderek bizimkilerini, Irak Erbil'e gittikten sonra da oradakilerini dolandırıp ortadan kaybolmuş.
alacağını almak isteyenlerse fabrikadaki malları almak istemişler fakat bu genç çocuk herpsine söz vererek bir de altlarına kağıt, pet toplamaları için bedavadan elektrikli araçlar bile almış.
aradan geçen 10 yıl kadar yüzbinlerce dolar makinelerin ve borçluların parasını ödeyip bitirdikten sonra bu kişiler ortaya çıkmışlardı.
Öyle çok şey yaşanmıştı ki, ilk öğrendiğimizde Türkiye'ye haber vermiştik ancak ülkelerin iç işleyişleri farklı olduğu için adam yakalandı fakat ellerinden kaçırdılar.
İsmi, cismi herşeyini neredeyse biliniyor.
Ortada ödediğine dair tüm makbuzlar da var fakat çok yakın bir akraba kasadan bunları alarak karşı tarafa veriyor ve iş içten yıkılarak darma duman oluyor.
Yılların emeği, fabrikadaki tüm makineler, satılmaya hazır yüzbinlerce dolar hammaddeler herşey ama herşey tam bir günde yok oluyor.
Sadece iş değil, yıllar içinde çoklu ortakların da aralarında sorun yaşamasından dolayı evini, arabasını, cebindeki son kuruşu verdiği halde elde var sıfır olarak kişi iki çocuğu ile ortada kalıyor.
Bu çocuklarla ilgili yaşanmışlıklar çok daha acı belki de iki çocuğuna çarpan motosiklet bile o kötü insanların hazırladığı şey.
işte para ve hırs insanları öylesine korkunç suçlara ve şüphelere yöneltiyor ki akla herşey geliyor çünkü bunlar hayatlarını onu bunu sömürerek hak yiyerek kazanıyorlar yani haramzadeler.

Fabrikaya gelip elinden alındıktan sonra işletmeci çocuğu çağırıp 100.000 dolar ver bu fabrika senin diyenler de oldu fakat bu çocuk onca emek verip güzelleştirdiği yer elden gitmesin diye hiç parası olmadığı halde tefeciye bile gitmeyi düşündü ancak izin vermedik.
Yapılacak hiç birşey yoktu ve sıradan başka bir işe başladı ekmeğini kazanmak için ancak süreçte durmadan arıyorlar, çağırıyorlar bunsuz birşey yapamıyorlar hatta fabrikadaki makineyi de kendisi ödediği için onu da satamıyorlardı.

Bu çocuklardan biri kazada gözleri yerinden çıkarak biri işlevini yitiriyor, diğer kız çocuğu ise bir yerleri kırılıyor.
Aradan geçen yıllarda bu çocuklar Iraktan İran'a Almanya'dan gelen, Hindistan yada Rusya gibi ülkelerde şifa aranıyor ancak süreç öylesine masraflı ki en az 100.000 dolar isteniyor.
Para için yapılan kampanyalarda çok kısa zamanda para toplanıyor ve  40.bin dolar verildiği için bu para ameliyata yetmiyor ancak gözle ilgili çocuk sorun yaşadığı için durmadan dışarı çıkmasın diye üst kapakla, alt yerde bir daraltma yapılabiliyor ancak zor bir ameliyat böyle şeyler çünkü o zamanlar çocuk hem yaramaz, hem de çok küçüktü.
Sonradan telefon açarak 75.bin dolar toplandığını ve 40.000 dolar verdiklerini itiraf ederek hakkını helal etmesini istemiş kişi. 
Kız çocuğunun diz kapağına takılmış olan platin yada başka birşey haftada iki gün hastanede olmasını gerektiriyor.
Bir yandan herşeylerini kaybeden aile, diğer yandan işte olan kayıptan sonra yüksek makamlara kadar varıyor bu durum.
Bir kişi gelip son kalan makinayı yapılan toplantıdan sonra ortak kararla üzerine alıyor ve son şans olarak şu kadar parayı getirmezseniz artık makine satılacak deniyor.
Makine için istenen para 60.bin dolar kadar fakat bu paranın kime ödeneceğini sorduğumuzda yeri devletten kiralayan adamın kira, elektrik ve su diyorlar.

Ancak tam iki yıldır mahkeme, mahkeme gezen bir sürü lehine karar verildiği halde hiç bir şey elde edemeyen zavallı genç adam son olarak Türkiye'den yardım istiyor.
Bakanlıktaki bu işte tecrübeli arkadaş izinli olarak ve birkaç iş insanıyla yola çıkılacakken Antakya'daki arkadaşların freni patladığı için arabaları takla atıyor. Bir diğer adana ve Diyarbakır'dan gelecek kişi de 15 gün sonra açılacak lojistik şirketi için acele ettiklerini ancak bir kaç gün ertelemeli gelebileceğini söyleyince araçla yola çıkılacakken her şey kalıyor fakat kadın azmi bu son şans diyerek Irak Erbil'de büyük bir ailesi olduğu için onunla yola çıkılıyor ve hiç dinlenmeden daha ilk gün yetkili kişiyle bir araya gelinerek konuşuldu ve bir hafta müsaade istendi.

Ancak orada gelen aracıya kadın çok etkili bir şey sordu.
Bunca insanın ödediğini bildiği, evrakların tamamının kendi elinde olmasına rağmen neden bunlar görmemezlikten gelinerek malına mülküne çökülerek herşey elinden gitti.
Bu yer iki yıldır zaten hiç çalışmamıştı ve aylık kirası 1000 dolardı. Yine de 1000 dolara veririm demişti.24 ay 24.bin dolar kira karşılıydı.  fakat nasıl olduysa kira 60 bin dolara çıkmıştı.
Bu işletmeci bu yere oldukça fazla masraf edip fabrika gibi yapan kendisi olduğu halde yapılanlar hiç görülmüyordu. 

Sonradan öğrendik ki birkaç ay önce başka ülkeden getirilen pis hammaddeler kırılıyor, yıkanarak bu son kalan makinede sıkıştırılıp tertemiz olarak yüksek fiyattan satılıyordu.
Yani yerin sahibi bu işe başlamıştı bile fakat işi bilmediklerinden çeviremiyorlardı. 

İkinci gün büyük bir inşaat şirketine davet edildik ve ertesi gün için köyde evlerinde kaz yemeğine davet edilerek konu orada aile büyükleriyle konuşulduktan bir kaç saat sonra aynı gün buluşma ayarlanarak genç işletmeci çağrılıyor.

Başlangıçta kişiye ilk karşılaşmada uyarı yapılmıştı. Eğer yalan yanlışla karşılaştığında bedeli kendine ait olacaktı.
O gün tüm herkes onun anlattıklarını hayretle dinlediler. hele o çocuklarla ilgili konular herkesin gözünü yaşattı. 

Dolu çaylar masaya geldi boş bardaklar gitti, tekrar geldi gitti derken masadan kalkan kişiler artık bu işe kalpten inanmışlardı.
Kafada oluşan sorular da kişiye sorularak cevaplar net olunca yatırımcı hatır için bile olsa bu işe el atacağını bildirdi.
İşte itibar böyle birşey.
Haksız yere elinden alınan mallardan sonra düşülen duruma şahitlik ettiğimiz için ben ona, onlar bana inandığı için herşey birden bire güzelleşti.

Durum öyle bir hal aldı ki hem Iraklılar, hem Türkiyeliler kalplerinden ağladılar bu duruma ve genç işletmeciyi görünce bu makineyi oradan alarak çalışmaya karar verdiler ancak bazı görüşmeler için birkaç kez yetkili kişilerle toplandılar.

O gün toplantıdan sonra kapıya geldiklerinde "iş olmadı Deniz abla" dediler.
"Bunca emek boşa mı gitti" diye gözyaşlarına boğulurken "şaka" dediler.
%10 olarak anlaşmışlar.
Oysa daha öncesinden isim olarak Orta Doğu adını düşünmüştüm fakat hiç bir şey sormadıkları için bu konuşulmadı fakat genç girişimci sarıldı, sarmalandı, çocuklarıyla ilgili durumların çözülmesi için yardımlaşma yapılacağı zaten konuşuldu.
Süreç nasıl işleyecek bilinmez ancak yıllardır sürümcemede kalan konu sorun olmaktan çıktı.
Hayırlı uğurlu olsun.