21 Ocak Bolu Kartalkaya Yangını Yıldönümünde Gözyaşları Durmadı
Yine kar vardı her yerde.
Yine tatildi.
Kim nereden bilecekti ki o bembeyaz karların doyumsuz güzelliğinin hayattan kopartmak için kendine çekip tüm Türkiye'yi kapkara dumanlarıyla yasa boğacağını.
Zamanın hızına yetişemeyen kişiler bunu nereden bilsin vazifeleri değil.
Bilmesi gerekenler zaten biliyorlar ve bunca dökülen gözyaşına rağmen çok rahatlar.
Cayır, cayır yanarken mutfağa gidip bilinçsizce su dökmek istedik hepimiz.
Su serpmek için hortumları aradık.
Merdiven koyup hayatımız pahasına onları kucaklayıp aşağıya indirmeye çalıştık.
Fakat hiç kimse hiç bir şey yapamadı.
Bolu çok eskiden beri oksijeni bol, doğal gölleriyle ilgi çeken ancak kışları yollarında ana ve tali yollarında zorluk çekilen bir yöre özellikle otellerin oldukları yer.
Adam gitmiş hangi akılla yaptıysa, kim akıl vermişse bir felakette hiç ulaşılamayacak biçimde otel kurmuş.
En hayati ihtiyaçları yerine getirmeden hemen faaliyete geçmişler nereye yetişeceklerse, bunca parayı nereye götüreceklerse.
Yöre zaten sıkıntılı acil durumda yapılacaklar belirlenmesi gerekmez miydi mesela bir merdivenli araç ortak alınıp bir köşeye konulamaz mıydı?
Hatay Samandağ yöresinde çok yakın zamanda Uzunbağ belde iken eski ve son belediye başkanı Mehmet bey'in kapısında bir ambulansı vardı ve sorduğumda mahallede birine birşey olduğunda 25 kilometre olan Antakya'dan gelmesi uzun süreceğinden hiç kimsenin yapamayacağı bir hayır yapmıştı. Cebindeki parayla babasının hayrına ambulans alıp koymuştu ve belde kalkınca ambulans Hatay Büyükşehir belediyesine devredildi.
Böyle yerlerde mutfaklar tamamen ayrı yerde olması gerekiyor çünkü yağ mutfakta her zaman tutuşabilir.
Temizlik maddeleri otellerden çok ayrı yerde olması gerekiyor çünkü aşırı elektrik tüketimi yıkamada, ütülemede hiç bitmiyor.
Tüm Türkiye'nin kalbini kıran, vicdanların tahammül edemeyeceği ve kaldıramayacağı kadar büyük acı altında kaldı insanlık.
Yangın sonrasında bir hastanede beklerken yangın merdivenini sormuştum, yerleri silen gülmüştü" bir şey olmaz" diye.
"Bir şey olmaz, bir kereden bir şey olmaz" diye, diye büyüdü acılarımız.
Her biri ayrı bir can.
Yas düştü yine, yaktı yürekleri.
Yorumlar
İLK YORUM YAPAN SEN OLMAYA NE DERSİN?
Yorum Yap