Image

Deprem Şehitlerimizi 6 Şubat 3. Yılında Anıyoruz.

6 Şubat 2023 günü saat gecenin saat 04.17'inde Türkiye'nin 11 ilinde büyük yıkım yaşandı.
Binlerce kişi enkaz altında kalarak hayatını kaybetti. Bin den fazla bebek ve çocukta ailesini kaybederek yetim kaldı.

binler kolay yazılıyor değiş mi bunun on katı kadar da mağdur, yaralı, engelli kaldı.
Çoğu insanında depremi yaşamasa da yüreği yandı.
Aradan geçen onca zamanda kendileri bulunamayan kişiler daha büyük acı verdi çünkü bir gün önce dünyada yaşıyorlarken neredeyse buhar olup uçtular yada toz toprak olup bulunamadılar.

Bunca acıyı bize yaşatan doğa değildi. Doğa içten fay hatları kırıldıkça hareketliliği yaşadığında toprağın üzerinde ne varsa devirir, yıkar fakat çoğu yapı deprem yönetmeliklerine uygun yapıldığı söylense de yıkıldı. Adıyaman'da sporcu çocuklar saniyesinde yıkılan otelden kurtulamadılar. Bazı yapıların arkaya yatması beton kolonların santimleriyle ilgiliydi.

İnsan düşünüyor fakat düşünemiyor onca yıkılan yapı kimin kusuruydu.

Türkiye'de herşeyle övünürüz  değil mi?

burada övünülecek değil düşündüren gerçekler var.

Artvin tünelinde çalışan bir mühendis kullanılmayan bazı tünellerin 10 santim yerine 5 cm yapıldığı için tartıştığını anlatmıştı yıllar önce. Sahi onca masraf edilen bazı tüneller neden kullanılamadı? 
Neden mi?
Herşey var, malzemeden çalındığı için denetimden geçmemiş.

Bunca yıkılan binalarda  yapıyı inşa eden ustaların hiç mi suçu yok. Kim yapıyor bu kişiler yevmiyeci mi sigortalı işçiler mi hiç araştırıldı mı.
Neden ustalar önemli çünkü mutfaklarda öyledir.
İşletmeci en ucuz malzeme ile çok kazanmak ister fakat yemek yapmayı bilmez. Kalitesiz, taklit yada tağşiş malzeme ile yapılan yemek müşteriyi zehirlediğinde iş işten geçmiştir. Bu yemeği yapanında suçlu olması gerekir.
İyice yıkanmayan yeşillikler, şiş kebaplarda yıkanmayan biber, domates, patlıcan gibi sebzeleri işletme sahipleri pek bilmez. 

Yapılarda da imzalanıp gelen belgeler, plan, proje her şeyi hazır yapıya ilk tuğlayı koyacak kim elbette ustalar. kolonlara deniz kumunu kararak beton döken kim, ustalar. Bina kaç katlıysa demirin kalınlığını bilen kim yine ustalar. 
Eğer bina sahibi müteahhitliğe soyunduysa işi ustanın dediğine göre yapıyor ve ucuza getirmek istiyorsa yine son söz ustanındır. 
Her şey düzgün olabilir sonrasında kolon kesmek, genişletmek gibi tadilatlar asla yapılmamalı, cezayı geçelim çünkü artık cezalarında caydırıcılığı yok bina kimliğini bozanların binalarına el konularak ellerinden alınmalı.
Bir binada engelli vardır yada sonradan gereklidir, kapı yada merdine eklenebilir veya genişletilebilir ancak bunlar eklerle yapılmalıdır.
Bina tadilatlarında herkes kafasına göre yapmamalı bunlarda ranta çevrilmemelidir.
İnsanların güvenli barınması kurumların denetiminde olduğu halde yanlış yapanlar, işini düzgün yapmayanlar yahut işten anlamayanlar artık memurlukla ilişkisi kesilmelidir.

Bu kaybedilen insanların acılarını anlamaları için kendileri enkaz altında kalmalı ki ne kadar büyük bir felakete sebep olduğunu anlasınlar.

Ayrıca bir bina kimin tarafından yapılmış, kaç yıl ömrü var, tamir gerekiyor mu bu işler nesilden nesle geçtiği gibi ustadan ustaya geçebilir. 
usta gelip bahçesi gibi binasına bakmalı, sahibi gibi gelip gitmelidir.
Yaptım bitti, yıkıldı gitti. Kim öle kim kala bu nasıl bir dram, ne büyük bir acı. Dehşet.
Ayrıca bu işi yapanlar belli, binası yıkılmış daha neyin ispatını sunacaklar.
Yazık.

Bir gecede insanların yuvaları başlarına yıkıldı, aileler yok oldu, yazık değil mi onca cana.

Karanlıkta uyuyanlar bir daha uyanamadılar.

Tamamı deprem şehidi masum ve günahsız insanlar evleri, aileleri, canlarıyla yok olup gittiler.

Kalanlara can sağlığı.

Kalbimiz ağlıyor gözyaşlarımız içimize akıyor görebilen var mı?