Image

Kemerkasım Köyü Yürüyüş Parkurunda Şizofren İle Son Yürüyüş

Kış mevsiminde ağaçlı bir yol, Kemerlikasım Köyü yürüyüş yolu ancak ağaçlar yapraklarını dökmüş çıplak kalmış tıpkı benim gibi, üşüyor.
Baharda gelin gibi çiçek açmasını bekleyememişler ne kadar yaprağı varsa, saçını, etini budunu yolup buz gibi havaya bırakmışlar.
Şimdi her ikisi de suskunlar biri verdiği sözleri tutmadığı diğeri istediğini tüm hizmetine karşılık alamadığı için.
Güneş bir daha kim bilir ne zaman doğacak üzerine, belki de zamanla.
Ve şimdi geçmişle yürüyüşe çıktılar Yöre ile ...
Neler gelmedi ki başına Yöre, SEL çalışmalardan dolayı.
Bu uğurda başvurmadığı kişi ve yer kalmadı. Her fırsatı değerlendirmek için verilen sözlere inanarak yüklendi sırtına onca çalışmayı, ancak her seferinde enkazın altında kaldı.
En sonunda "olmaz" dediği bile, çorap ördü başına.
2023 yılı bir fırsat çıkmıştı karşısına sanki gerçeğe çok yakındı.
Öyle sözler söyledi, öyle yalvardı, öyle ağladı ki günlerce, inandı ona.
Günlerce konuştular baş başa.
Karşısındaki kişi bir yıldır bir yerde uzaktan çalıştığını, seksen bin lira kadar borcu olduğunu, Ekim 2023 Ocak ayında maaşını aldığında ödemelerden dolayı beş kuruş kalmadığını, gelmek için yola çıkarken anne babasının cebine iki yüz lira para verdiklerini söyledi yani hiç bir şeyi yoktu, beş parasızdı.
Ayrıca anlatılamayacak kadar ahlaksız pisliklerle çeşitli çalışmalar yapmış, ayarsız farklı cinsiyetten kişilerle karşılaşmış, onlardan tehdit aldığını söyleyerek" beni kurtar bu çamurdan "diye yalvarmıştı ağlayarak.
Kendisi ülkesine büyük hizmetleri dokunmuş bir asker çocuğuydu. Annesiyse elinden elişi gibi çok güzel işler gelen becerikli bir kadınmış fakat bu çocuk, ikisini de hiç sevmiyor, onlardan da kurtulmaya çalışıyormuş.
Sebebiyse çocukluğunda onu koruyamamaları, ona inanmamaları.
Memur oldukları için Batman'da koruyamadıkları çocuklarının başından geçen çok üzücü bir olayı anlattığındaysa, uzun süre susmuştuk. Bu durum kesinlikle gizli kalmamalıydı ve önce ailesi haberdar edilerek o kişilerden bunun hesabı sorulmalıydı yani kanun önünde bir erkek çocuğunun hayatını mahfeden ve kimlik arayışı yüzünden bunalımda olan bu durum kendisini hasta etmişti.
Bir araya gelindiğinde kendisi ailesine anlattığı halde yine pek inanmak istemediler ancak doktor muayenesiyle bu kolayca anlaşılabilirdi.
Her anne-baba gibi "Neden bize zamanında söylemedi, uyduruyordur, imkansız bir şey, nasıl susarsın, şimdi biz onları nerede bulalım" gibi birçok bilindik sözlerle yine  geçiştirildi.
Adeta çaresiz yaralı bir kuş gibi yalvarıyor, sığınacak bir kanat altı arıyordu. Şimdiye kadar hiç kimsenin ona değer vermediğini ve doğru düzgün bir çalışması olmadığını, hep başa dönüp sıfırdan başladığını söylemişti.
Akıllıca davranışla şizofren olduğunu, akıl hastanesinde yattığını söylememişti ama. Hatta daha önce masasının üzerinde gördüğü ilaçları sorduğunda benim değil demişti.
Sanki her şey o kadar doğru ve düzgün görünüyordu ki, bir takım çalışmasıyla ileriye taşımak mümkündü.
Bu sözlere inanmak insanı yanıltabilir diye kadın bir sözleşme talep etti.
Olur dedi karşısındaki.
Sözleşmeye göre çalışma yapılacak yer, atıl bir ev olan K ailesine ait yer olacaktı.
Kadının kendi işleri olduğundan o kendi işlerine, adamsa kendi işleriyle birlikte yapılacak projeler sıralanacaktı.
Bir yazılım mühendisiyle konuşuldu.
Yaparım, ederim sözle kolaydır, icraat önemli diye işlerini bitirmesini daha sonra projeleri masaya yatırırız diye konuşuldu, beklemeye çekildi.
Kadınsa bir yıllık anlaşmaya göre üç ayrı yerden eşya gelmesi, eşyaların getirildiği gibi gönderilmesi, elektrik su, ısınma, yemek ve yol parası  giderin karşılanması şartını koştu her şeye tamam dendi.
Kadınsa bir müddettir Ortadoğu'da yaşıyordu. İkamesini almış, evini kiralamış, dükkanını açmıştı. Ülkeden birde bir talep vardı. Türkiye ile ticaret ağı kurması. bunun içinde bir web site hazırlanmış, ticari alanları tasniflemişti bile.
Yapmak istediği şey, biri eğitimle ilgili site bu da alan adı alınmış, sitesi yapılmış hazır sadece açıldığında ticaret yapan kişileri bulup üye yapmaktı.
Bir diğeri de haberle ilgiliydi. Bunun da sitesi de yapılmış, yazılması için tüm imkanlar sunulmuştu.
Diğer başka bir hayali de eğitim sitesiydi, bu da hazırdı ancak yapılan çalışmaların bir kısmı hazır diğer kısmı  montajlanıp yayınlanması kalmıştı. Video alanı yüklemelerin alanları dolarla olduğu için aylık masrafları vardı.
Bu karşılaşma olduğunda zaten çalışan bir arkadaşlık uygulaması, aylık belli bir dolar getiren youtube kanalı, web siteler vardı ancak karşısındaki kişi öyle çok projesi sundu ki, yaparım, ederim diye hatta iş haricinde yaptığı bir ek iş için "bir haftada biter" demişti.
Kadın yine ikamesi olduğu için o ülkeye gidip gelecekti yani bu yer ara sıra buluşup eğitim kampı gibi çalışma yeri olacaktı ve tüm masraflar kendisi tarafından karşılanacaktı ancak kadın zaten çok tasarruflu biriydi, çekim yaptığı için yiyeceklerini yanında taşırdı.
Yol birliği halinde yani yazılım tarafı bizim taraftan, tasarım ve uygulamayı yarım yamalak bildiğinden desteklerle pekişmesiyle birkaç farklı proje çıkabilirdi. Mesela kütüphane ve tasnifi gibi.
Şimdilerde geri dönüldüğünde insanın aklıyla oynadığı anlaşılıyor mesela bu projelerden bahsettiğimde demişti ki "reklamdan şöyle para kazandırırım, böyle kazandırırım, işte göz baktığında yapay zekayla on saniyede bir aylık maaş masrafı çıkar, önemli bir basın web sitesini yönetiyorum, istersem içindeki nokta, virgül gibi şeyleri düzelterek siteyi uçuruyorum falan, filan"
Hemen o gün evde bir sandalyenin bile bulunmadığı yerde oturup kendisini ispatlamak için "şöyle olsun mu, böyle olsun mu?" diye soru sormaya başladı ve de yapmaya ancak sadece bir gün bile sürmedi bu.
Bir söz vardır" Başladığın işi bitirmeyeceksen hiç başlama"
Başladığı hiç bir şey bitmemişti yani elinde tek bir proje bile yoktu 
çünkü kendi çalıştığı iş yerinin dışında danışmanıyla birlikte bir T projesi vardı onu acilen bitirmesi gerekirken, bir hafta yaptım, bitirdim dediği işi de her seferinde bozuyordu.
Geceler tam bir kâbus gibiydi.
Öyle bir eziyet başladı ki, sadece kendini düşünür olmuştu. Annesinin dediği gibi bencildi.
Kendi mutlu olsun, iyi olsun, belli yerlere gelsin diye başkalarını canından bezdirecek kadar davranış bozukluğu vardı.
Saçma sapan kurduğu alarmlar çalıyor, durmadan şunu bozmuşsun, bunu bozmuşsun diye aranıyor. ne uyuyor, ne uyutuyor. Sinirlendiğinde elinde ne varsa elektronik aletleri duvara, yere fırlatıp gürültü yapıyor ve uyuyanı da uyutmak istemiyor, biri uyuyorsa o da gece gündüz uyumak istiyor yani hayat düzeninde bir disiplin yoktu hatta çöplerini bile yatağının içine atarak, pislik içinde yaşadığını gördüğünde "eyvah" demişti kadın ancak yapılabilecek bir şey yoktu.
Böyle projelerde bir haftada gece gündüz hiç uyumadan asitli içeceklerle çalışacağını, çalışma sisteminin böyle olduğunu söyledi sonra ancak aynı yerde gece gündüz başında beklemek çok yorucuydu çünkü bu seferde biri uyurken çalışmak istemiyordu ve uyansın diye telefon yada elektronik şeyleri yere, duvara fırlatarak gürültü yapıyordu.
Bir gün "git kurtar kendini, benden bir şey olmaz" dedi.
Ertesi gün ağza alınmayacak kadar ahlaksız nitelemeler.
Dışarıya çıksa, saçma sapan hareketlerle kadınsı kıvırtmalar, taklitler.
Yolda yürürken yaptığı davranışlar için kendisine bağırmalar, çağırmalar ve "sus herkes sana bakıyor" dendiğinde "bakanında Allah b.... v..." gibi başkasını kendisiyle kavga ettirme durumları artık dayanılmaz olmuştu.
Doktordan randevu alınsa bile yeni doktor yeni bir şey söylediğinde eski doktora söylemediği şey kalmıyordu yani yeni biriyle arkadaş olduğunda eski kişiden düşmanmış gibi nefret ediyordu.

Kasım 2023'ten Mart 2023'e kadar camları kırık dökük, tuvaleti çok eski ve pis, çeşmelerin su akıttığı, evde hiç bir eşyanın olmadığı evde duvar kırdırma, taşıma, pisliğini kaldırma, tozunu temizleme, badana boya yapma tam bir kâbus gibiydi. Buz gibi evde tasarruf edilecek diye elektrik suyu tasarruflu kullanma, masraf olmasın diye her gün yaptığım çorba, getirdiğim zeytin ve zeytinyağıyla kahvaltı, ara sıra yine küçük tüp üzerinde yumurta, sonrasında elde bulaşık yıkama gerçekten zor bir beş ay geçti ancak çalışması için başında bekletse bile hiç bir şey yapmadı, yaptığını da bozdu.
İş yerindeki danışmanın "aklını başına al, işten kovulacaksın" dediğinde "kovun" dedi.
İşten atıldığındaysa hem kendisi, hem ailesi gerçekten borçları ödeyemezlerdi ve mahvolurlardı.
Defalarca söylememe rağmen dinlemedi ve evde ilk kavga çıktı.
Kavga da tuvalet yüzünden çıkmıştı.
Eski tuvalette idrar dökerken ortaya sıçratıyor, pislettiğinde yıkarken öyle bir su döküyordu ki bütün pislik taşın dışına ayak basılan yere taşıyordu.
Bu da hijyeni yok ettiği için temizlik, pislik ayrımı olmadığı için çok büyük sıkıntıydı.
Bu yüzden mikrop kapmış, tedaviye başlamıştı kadın ayrıca kendisi sinirlendiğinde kaşıdığı kuyruk sokumundaki egzamalı eliyle şaka yapıyor onu da geçirdi karşı tarafa. Yarasını tedavi eden kadın hasta oldu, kendisi rahattı.
Doktorlar, verilen ilaçlar, ilaçları alırken duyduğu kaygılar, saatlerce ilaç aldım mı almadım mı delirten sorular, aldım yalanları...
Şüphe, kuşku, kendi mutluluğu, rahatı, çekilen onca çile sadece bir şeyi başarmak içindi.
Hem kendisi, hem karşısındakilere saygı.
-----
Bir yıl sonra 29 Ekim Cumhuriyet bayramını hatırlamadı bile.
Nasıl olmuşsa 27 Aralık kalmış aklında.
Cumhuriyet bayramında sözlerle donattılar çalışmalarını.
Üzerinde çalıştılar.
Güldüler ağladılar ve ayrıldılar.
Bir kez yemeğe bile çıkamadılar.
Artık yabancılar çünkü;
Her şey tam düze çıkmış, borçlarını bitirdiği ay kendisini kurtardı ve...
Hiç bir insana yapılmayacak kötü davranışı yaptı.
Birkaç parça verdiği ve aldığı hediyeleri geri istedi hem de yıl boyunca kendi keyfine bedava baktırarak.
Çıkar ilişkisi bittiği için birden bire haber salıp "boşaltın evi" demiş ve böylelikle ona kefil olan benim başını yere eğdirdi.
Pek âlâ kadının hakkını kim ödeyecekti.
karşılaştıklarında Eylüldü.
Ocak ayının ilk haftası taşındı, gitti kadın hem de alınan birkaç parça eşya üzerine binlerce lira vererek.
15 ay sonra elde var sıfır.

yazılıyor