Image

Pazar Günleri Ne Yapılır, Nerelere Gidilir

Cuma ertesi günü yarım gün gibi tam tatil tatil olarak değil de en çok Pazar günleri çok yer kapalı, hayat durmuşcasına tam tatil günüdür ancak bazı ülkelerde Irak gibi Cuma ve ertesi günü tatildir.
Pazar günleri tatil modunda olduğu için, hiç bir zaman işini bırakamayan ulaşımcılar, gıda işletmelerinde çalışanlar için tam bir kâbustur yani herkesin tatil yaptığı, rahatça uyuduğu saatlerde fırıncı ekmeğini hazırlaması gerekir satış yapıp onca insanı doyurmak için.
Evde yada dışarıda işe gitmeden serbestçe takılmak herkesin hayalidir ancak tüm resmi beş günün tatil olan iki günü kurumsal çalışanlara için plan yapılabilir gezilerle donatılabilir ancak insanlardaki tuhaf bir koşuşturmaca araştırıldığında kişinin kendisine vakit ayırmadığı ortaya çıkar. tüm hafta boyunca dışarıda olan çalışanlar hafta sonu gezmek yerine uyuyarak geç kalkmak sonrasında çamaşır, bulaşık, ev temizliği, ütü derken gün öylece biter gider.
Özellikle çocuklu aileler çocuklarını en çok AVM gibi kalabalık, hiç bir aktivitesi olmayan, dolandıran merdivenleriyle yoran ancak belli başlı yemeklerin yada atıştırmaların oluşturduğu işletmelerde yemek giyerek dışarıya çıkarak hava aldığını, gezdiğini düşünür fakat böyle şeyler insanı gerçekten oldukça fazla yorar çünkü kalabalık yerlerdeki uğultu insanın beynini delercesine rahatsız etmektedir.
Alışverişlerde giyim yada gıda işletmelerinde bangır, bangır çalınan ne olduğu anlaşılmayan müzikle birleştiğindeyse dinlenmek yerine rahatsız eden birçok durum günü kolaylaştırmak yerine zorlaştırır.
Kalabalık çoluk çocukla birlikte gezmeler aile bireylerini mutlu etmiş olsa da birinin beğendiğini öbürü yemediği için herkes kendi isteğini tutturduğundan o hengame hiç bitmeyen bir duruma dönüşür fakat çocuklar büyüdükçe herşey değişir. Zevkler, ayrı takılmalar, insan kendisine karışmayacak rahat bir ortam arar. İşte insanın kendi başına sessiz, sakin bir yerde oturması en çok dinlendiren bir gezidir.
Tek başına yürümek, bir sahil kenarında oturup dalga seslerini dinleyerek ufuklara bakınmak yani gürültünün, gürültülü, boş  konuşanlardan uzak en güzel tatildir.
Böyle anları tatil günlerini bekleyerek yakalayamaz insan. 
Bir kır gezisi bile insanı çok fazla rahatlatır ancak aklında verilecek hesabı olanlar hiç bir zaman mutluluğu yakalayamazlar çünkü kafada hep düşünülen şey kendiyle dolaştığı için iç seslerden kurtuluş yoktur.
Bazı yörelerde her pazar günü kahvaltılar hazırlanır ve ailece güzel bir kahvaltı yapılarak gün şen, şakrak geçer.
Birçok yörede geleneksel olarak iç hazırlanarak bohçalanır ve pide yaptırılır.
bazı kişilerse kahvaltıyı lüks bir işletmede açık büfede yapmak ister, herşey tercihtir ancak cebinde üç kuruşu olan koşarak oraya buraya harcanması demek lazım odluğunda para bulamaması demektir hatta bazen yenilen bu yemeklerin borcunu bir başkasının tasarrufu öder ancak borç ödensin diye herşeyiyle sofra hazırlayan kişiler birgün o borç bittiğinde kişinin çekip gittiğini, elindeki parasıyla bir yemek ısmarlamadığına şahit olur yani çıkar dünyasında insanlar öyle kötüdürler ki, çilesini çeken değerli çalışmalar yapan insanları bile paraya değişirler oysa ellerine geçene paranın asla hayrını görmezler.
Hafta sonları insanın ailesi, çocukları yada sevdiği bir kişiyle çıkıp dolaşması kadar zevkli birşey yoktur.
Yapılan planlar çoğu zaman tutmaz.
Gezmek için insanın yakınındaki yeri tanımadan uzak diyarlarda gözü olmasıysa başka bir hastalıktır oysa yürüme mesafesinde sakin sessiz yerler, piknik, temiz bir el ile hazırlanmış helal lokmalar dünyanın öbür ucundan çok daha güzel.
Pikniklerde salıncakta sallanmak, top oynamak, ızgara yapmak tüm yorgunluğa değer.
Fotoğraf, istanbul Sahili.