Image

Bilmem Kaçıncı Yıldönümünde İstanbul 1999 Depremi ve Herkese Öneri

Felaket, ansızın gelir ve herkes bir şeyler yapmaya çalışsa da öncesinde önlem almak birçok yarayı sara.
1999 yılında İstanbul'da büyük bir deprem oldu. Bir öncesi 1960'lı yıllarda olmuş.
Şahidi olmadığımız şeyleri bilemeyiz ancak tam depremin merkezine yakın yerde gece saatlerinde sanki bir tünelde kalmışsınız ve çok gürültülü geçen arabaların bıraktığı tuhaf, korkunç bir sesle uyanıyorsunuz.
Uyanmadan öncesinde gökyüzünü deniz tarafından bir alev aydınlatıyor ve oldukça fazla aracın alarmı çalıyor.
Evlerin içleri toz duman ne olduğunu anlamakta güçlük çekerken önce üstünüzü başınıza bir şeyler almaya çalıştıktan sonra çocuklar, telefon ve anahtar geliyor akla fakat her biri bir tarafta. Canınızı kurtarmak için ciğerlerinize sonradan alerji yapacak o tozu iyice çektikten sonra kurtulmak mümkünse kendinizi dışarıya atıyorsunuz.

İşte o andan itibaren herkesin söylediği söze inanıyorsunuz.
bilmem kaç  şiddetinde deprem olmuş, daha büyüktür de söylemiyorlar gibi merak edilen bir sürü soruyu herkes birbirine soruyor. haklılar da fakat resmi açıklama yapmak içinde belli bir zaman geçmesi gerekiyor çünkü hava karanlık. Hani karanlık her şeyi örter derler ya doğru.

Gün aydınlanmaya başladığında harabeyle karşılaşıyorsunuz" çok şükür canımız sağ" diyebiliyoruz o anda ancak sonrası sabır, metanet ve bilgi istiyor.
deprem sonrasında artçı sarsıntılar dakika başı devem ediyor çünkü toprağın bilmem kaçıncı kilometresinde fay kırılmış ve içindeki sıvıları dışarı atarak yerleşmeye çalışıyor. 

Evler insanlara mezar oluyor ve hastanelerde çığlık atan yaralılar. Hangisini anlatsak yüzlerce hikaye çıkar.

Depremde suçlular aranmaya başlıyor, rutin yapılanlardan biri. Kişiler gözaltına alınarak televizyonlar, radyolar bas bas bağırıyor, gazeteler yas tutarcasına koca puntolarla başlıklar atıyorlar.

Bunların hepsi topluma kaygı, korku vermekten başka işe yaramayan yararsız şeyler.

Deprem öncesinde herkesin yapması gereken önemli kurallar.
Özel, yani senin için çok özel içinde kimlik, para, altın, tapu gibi önemli evrak için kırılmayan, ıslanmayan, yanmayan bir çanta hazırla. Bu çanta bilindik yatağa yakın bir yerde olsun çıkarken almak için yani burada dağınık olmamak gerekir.
Evrak çekmecede, dosyalı öyle böyle olmamalı. Bu çanta da iş insanı çantası gibi değil sırta alınacak, insanın uyurken giysi içine alabileceği, boynuna içten asabileceği türden olmalı. Kilotlu çoraplar esnek olması sebebiyle çok işe yarıyorlar.

Telefon, şarj aleti ve anahtar çok önemli.
Evin bir anahtarı kapının yakınında her zaman asılı yerindeyken diğeri cep telefonunuzun yanında olmalı.

Canını kurtaran kişi, etrafında korkan, baygınlık geçiren, ağlayan çocuğu olan ailelere, yaşlılara, hastalara, evden çıkamayanlara yardımcı olmalı. Yıkık bina değil deprem oldu, ev sağlam fakat herkes atmaca gibi genç değil bazıları kokudan kalp krizi bile geçirebiliyor.

Herkesin evinde deprem için yere serecek kilimi, dışarıda yatarken böcek sokmasın diye fermuarlı nevresimi, suyu ve bisküvisi olmalı. İlk deprem korkusunu atlatan kişiler psikolojik olarak korkuya kapılıyorlar özellikle ilk deprem yaşayanlar. bunları sakinleştirmek için tatlı kare bisküvilerden bir yada iki tane yemesi insanları yatıştırabiliyor. 

Herkesin evinde olması gereken yiyecek bir koli, kadar bisküvi fakat her odada ayrı ayrı olmalıdır.

Her odada en az bir adet 5 litrelik içme suyu çünkü odamızda mahsur kalabiliriz.

Sağlam kalın bir ip ve bu ipin bağlanacağı yeri öncelerden yapmalıyız hatta ip merdiven çok daha kullanışlı olabilir. Yangın yada depremde çarşafları birbirine bağlayarak camdan yada balkondan kurtulmaya çalışan kişiler iplere asılsa, tutunsa bile gücü yetmeyebiliyor ve belli zaman sonra eli kayıp düşebiliyor. İplerin en altında oturak gibi ayrıca bele sarılan yani yere çakılarak düşmeyi engelleyecek bir bağlanma gerekiyor en azında insan baş aşağı asılı kalsa da kurtarılabilir.

İp, şişme yatak ve battaniye gibi şeyler evin dışında binadan tamamen bağımsız telefon yada elektrik kutuları gibi yerlerde de olması gerekir. 

Şu anda neye hazırız hemen kendimize bakalım. Göreceksiniz ki hiç bir şeye. Deprem çantasından bahsetmiyorum bile çünkü her depremde ticari olarak fırsata çevrilen böyle şeyleri artık boş verdik.
Önce CAN.

Sonrasında zaten gerekenler sırayla yapılıyor.

Kişilere ulaşıyor yada ulaşmıyor ancak şunu unutmayalım felaketler bazı kişiler tarafından öyle fırsata çevriliyor ki, İstanbul depreminden sonra korkudan yıkılacak diye Avcılar kenarlarındaki milletin elinden üç kuruşa arazi alan büyük kuruluşlar duble-double otelleri kondurdular.

Felaketleri izlemek yerine ister bulunduğumuz bölgede ister farkı diyarda olsun burada bir başka iyilik yapmak için boş duranlar iki yumak alarak kışlık şapka, kaşkol, kazak, çorap gibi bir şeyler örebilirler. Sizler belki onları tanımamış olacaksınız fakat onlar sizi unutmayacak her kullandıkça akıllarına gelecek ve hayatları boyunca haberiniz olmadan anılacaksınız.

Yada depremlerden sonra kermes yapanlar için satılması için oya veya süs eşyası her neyse. boş durmamak için örgü örerek bu acılarla baş ederken, yoksullara/çocuklara yardım etmek için kenarınızda iki bisküvi, biraz hediye olarak giysi olması iyilik olur.

Bir zamanlar Ankara Çankaya'da 0 beyannameyle kurulan ve 6 yıl boyunca Türkiye içinde kültür araştırmaları yaptıktan ve mutfak tasarrufu gibi bir çok konuda fayda sağladıktan sonra dernekçiliğe inanmadığı için kapanan Toplum Geliştirme Derneği Nako iplerini desteklediği ve boş oturan kadınların  ördüğü iplerin giysilerini Doğu,
Deniz Kakanaş isteseydi bunu gösteriş olarak kendisi dağıtırdı ancak yapmadı. Yöredeki dernek temsilcileriyle sokakta, hastanelerde bebeğine giyecek kıyafeti olmayanları buldular ve gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırdılar.
 Güneydoğuya dağıtmıştı. Ulusal basında bu iyiliği haber yapmıştı. Bunu bile çok kişi bulmaz.

Acıyı sadece yaşayan, malı mülkü sadece kaybeden bilir.

26 yıl geçti. 17.000 can kaybı. Bedensel ve ruhsal yaralananların sayısı belirsiz.

Toprak altındaki denemeler,
Eli cebinde düşünürken bir ileri bir geri gezinenler.
Sarsıntı başarılı.
Yapay yada doğal bilinmezlerde halen asılı.
Can, organ, mal, akıl ve mutluluk kayıpları yığın, yığın.
Neye yarar ki hiç bir şey bilmiyorlarmış gibi yalanları boncuk gibi diziyorlarsa.