Image

Türk Tarih Gibi Onca Kurumu Varken Neden Türkler Kültürünü Öğrenemediler İşte Bir Örnek

İnsan bazen kendisini öz kültürünün  içinde bile kimsesiz hissediyor ve buna rağmen neden hâlâ peşinden ilim, bilim peşinde koşuyor ruhumuz anlaşılır birşey değil.
Neden bizler böyleyiz?
Çünkü meraklıyız ve öğrenme peşinden koşuyoruz.
İşte bu merak değil midir çok şeyin ortaya çıkmasını sağlayan.
Neden diye herkese soruyoruz neden hak ettiğimiz eğitimi küçük yaşlarda  alamadık ve sağlıklı ve huzurlu yaşam sürmek için bir mesleğimiz olmadı?
Memuriyet herkesin hakkı değil miydi? en azından her evden bir kişinin.
Aradan geçen yıllarda çocukluktan hayata karışmaya kadar çok zorluk çekti çok kişi bizim gibi.
Çok çeşitli millet olarak hepimiz aynıyız.
Edepte, adaptan sesimiz çıkmasa da içten içe çok şeyi kabul etmediğimizi herkes duysun.
Neden kapasitesi çok yüksek bir milleti harcadınız?
Öğretiyormuş gibi yaparak hiç birşeyin anlaşılmaması kabul edilecek birşey değil.
Bunun nedenini bir kurumun kapısına toslayınca anladık.
Göremediğimiz ormanı oluşturmak için Ankara-Çankaya merkezli Toplum Geliştirme derneğimizi kurmuştuk.
Derneğimizin en tecrübeli üyesi kapasitesi çok yüksek ve toplum için varını yoğunu harcayan dilbilimci Ruhiye Kayra hocamızdı.
Kendisi 75. yıl huzur evinde boş durmamak için bebek yapma atölyesi kurmuştu ve bizlerde hazırlandığı kitabına destek olmak için seymen kültürünü birlikte çalışmak için gidip gelirken bir zamanlar öğrencisi olduğu Dil, Tarih ve Coğrafya fakültesindeki hocası Ekrem Akurgal 'dan bahsederek kendisine verilen kitabı kütüphanemize hediye etti.
Ekrem Akurgal'ın kütüphanemizde çok daha küçük kitabı zaten vardı ancak özellikle Türk Tarih Kurumunda daha ayrıntılı kitabını anlatmakla bitiremediği için o kitapları görmemi ve okumamı istedi.
Sebebiyse Türk kültürünü çalışmamdı.
Kültürde özellikle arkeolojik kazılardan anlaşıldığı şekilde tarih yazdı bu yüzden kazı çalışmalarında çalışanların her biri önemli şahsiyetlerdir.
Ben de Ruhiye hocayı alarak Çankaya'dan komşum olan eski Türk Tarih kurumu başkanı Taciser hocanın evine gittim ve birlikte gitmeyi teklif ettim ancak bizi evine kabul edip bir müddet kadar oturduktan sonra bulaşıcı bir gribe yakalandığını ve bunu herkesten gizlediğini anlatarak gelemedi zaten ateşler içinde yandığı halde hastaneye götürme teklifimizi de kabul etmedi.
Kendi başıma gidip önce üniversitenin kapısını çaldım ve kütüphanesi olup olmadığını sordum çünkü dil kurumunun kütüphanesinde ara sıra ders  çalışıyordum fakat en azından okulu görmek, okuyamasak bile bilgi almak için randevu talebi oluşturdum fakat geri dönüş olmadı.
Okuldan netice alamadığım için hemen yan sokağında bulunan Türk Tarih Kurumunun kapısını çaldım fakat kütüphaneye girmem için akademisyen diploması gerektiğini, belgelememi istediler.
Orada dolup kaldığımı hatırlıyorum gerisi gözyaşıyla Atakule'ye kadar yürüdüğümü.
Yani bizler bu vatanın okutulmayan çocukları olarak kendi kültürümüzü sayelerinde öğrenemedik.
Daha sonra giderek bu kurumdan da randevu talebi oluşturmuştum belki başkan izin verir diye düşündüm fakat dönüş olmadı.
Ne hazindir ki  Kurtuluş Müzesinde 27 Aralık Seymen kültürü kutlamasında Türk Tarih Kurumu başkanının adını duyduğum gibi yüzüne bile bakmadan protokolden dışarıya çıktım.
Sesini duymayana kadar uzaklaştım.
Kim bilir benim gibi o kapıdan kimler dönüyor diye kendi kendime bu eylemi yaptım ve mutluyum.
Kurum makamlarına hak edenler gelmedikleri ve işi ehline teslim edilmediği sürece bizler özellikle gelecek kuşağı böyle davranışlar yüzünden kaybediyoruz.
Hani derler ya dağ dağa küsmüşte haberi yokmuş diye.
İşte kapı duvar olmasaydı hakkındaki yazıyı yazmamış, kişiler istediği bilgiye ulaşmış ve belki de bu sorun çözülmüş olacaktı.
Yani akademisyenler mi değer katıyor sadece bu ülkeye ve bilime. Onların çırakları bizler olmasak ve hiç okuma yazma bilmeyen, bir küçük dükkana bir ömür sığdıran kişiler sayesinde taşınmadı mı kültür?
Koskoca kurum amacı belli, tüzüğünde ne yazıyor çok merak ettim.
Öğretmek mi, dışlamak mı?
Onca güzel bilgi bile işe yaramadı, sayelerinde birçok kuşak bilgisiz kaldı.