Image

Kayseri Yeşilhisar En Çalışkan Esnafı Keşlikli Saime Yağızer'i Kaybetti

İnsan düşününce dünyanin ne kadar gelip, geçici olduğunu anlayamiyor bile.

Saime anane hem evde hem dışarida calismis bir anadolu kadini. Çalismaktan bir gün olsun yorulmamiş fakat eşi çok huysuz ve çocugu da kendisinden habersiz akavere dakavere yaptığını duyunca çökmüş kalmis oturdugu yerde yani çalişan insan çeviktir, çelik gibidir ancak insanı yıkan şeyse dünya malını kaybetmek. Büyüklere göre dünyada mekan, ahirette iman. Eger bunlar elden giderse yaşayan ölüye dönüyormuş insan.

Saime teyzeyi ilk gördüğümde nefes makinesine bağli yaşiyor, bir koltukta oturur vaziyette uyuyor, gayey güzel manti basta olmak üzere yiyor, içiyor, tuvaletine rahatça kendi basina gidiyor, namazini kacirmadan kiliyor, ilaclarini duzenli bir sekilde aliyor hatta televizyondaki hiç birvdiziyi kacirmiyor,izlerken yanindakilerine çarcabuk konudmasiyla gülerek anlatiyordu.

Güzü nurlu, yüreği akca, pakça bir kadindi. Kaldiği kizinin evinde aslinda çok rahatti. Yesillik bir bahce içinde düz ayak evde durmadan oturduğu için kalkmasini ve birkac adimda olsa yuruyus yapmasini rica edince, ertesi gün kendi başina bahçede gezindigini gördum yani yaşamak istiyordu ancak onu üzen ve hatra üzerine, üzerine gelen bir durumu üzerinden atamiyor, arasira gòzlerinden yaş akiyordu. Ne oldugunu sorduğumda "Ne sen sor, ne ben anlatabilirim, oğlum yıkti beni"diyor, az da olsa konunun ucundan ağzindan bir ev meselesi cikiyor sonrasinda" Köyüme, evime gitmek istiyorum fajat gidecegim yer yok" diyordu.

Oysa durumu rahat, emekli.maaşi vardi ancak onun istedigi sey evinde ölmekti.

Düsüne, düşüne kendisini bosuna hasta etmisti. Evlatlari, torunlari ona gözü gibi baktigi halde oğluna kizgin, kirgindi.

Saime anneye dunyadan mal, mulk goturulemeyecegini, bos vermesi gerektigini, her nefesin şans oldugunu anlatirdik ancak bazi buyuklerde inat vardir ya kendisine dert edindigi seyleri kafasindan bir türlu atmak istemiyor ve nihayetinde kendi kendini bitirmeye, etrafindakilerini de üzdügünü anlamiyordu.

Geçmise gidersek Saime kadin cok huysuz bir eşle yillar yili birlikte calismişlar, çocuklarini buyutmusler, ev, ocak, dukkan sahibi olmuslar ancak dedeyi kaybedinde birkac yil daha isini surdurmeye calismis, koylere sirtinda bohca yapip tasidigi agirligin altinda yoruldugunu hisseden cocuklari isini biraktirmislar ancak kadin calismaya alisik oldugundan evde kalmak onu mutsuz etmis soyledihine gore.

Eskiden koylere ip,kumas,tulbent, orgu kazak gibi neye ihtiyac varsa satarlarmis. Eski bir kartal araclarini doldurur, is yaparlarmis. Esi de işkolikmis ancak kendisine eziyey eden, doven, soven kocasi cocuklari ve torunlarina kiyamazmiş. Yaninda bir torunu olsaydi Saime annenin kendi başina yürüttügü isi daha da kolaylasir cok mutlu olurdu ancak insanlar 80 yasina merdiven dayadiginda yaslanmis, isi bitmis bir eşya gibi kenara birakilmamali. Mesela Dilbilimci Ruhiye hoca 96 yasinda kitap cikartti şu anda 100 yasinda yoresel bebek dersi veriyor.

Ne yaparsaniz yapin belli yastan sonra cocuklariniz ister oksun, ister olmasin verilen emeklerin hepsi çöp oluyor, kazanilan paralar paylasiliyor yani bir hiç gibi boyle sonlar hepimizi bekliyor.

Insan vermeye kiyamadigi cok seyi hatiralara deger vermeyen insanlar tarafindan kaybediyor.

Canin, cennette olsun güzel ve iyi kadin.

Bugün senin toprakla bulusmandaki ilk gecen, gözlerim yaşli.

Sesin seni yasatacak canim benim.

https://youtu.be/Xz9Nkt7U7EA?si=HgtmD1bs2vQNJ1jx