Image

Seçim Yaklaştıkça Belediye Başkanları Sahada Urfa Belediye Başkanı Gibi

Siyaset, seçim, seçmen ve seçilenler...
Her seferinde yeni birileri halkın umudu gibi ancak değişmeyen tek şey tarzları. Seçildikten sonra birden bire değişiyorlar nedense yani yeni bir görev, kişileri makama uydurmaya, bazı alışkanlıkları bırakmaya veya edinmeye zorluyor gibi herşey samimiyetten uzak.
İnsanların belli başlı herhangi bir tarzı olmadığı için günün getirdiği gibi çalışması ve yaşaması hiç birşeye yenilik katmıyor aksine kişiler kendi bildikleriyle yol aldıkları için, kanun kurala uyuyormuş gibi davransalar da ortada kalıcı hiç bir şey yok.
Yapılan tüm çalışmalar sadece betondan ibaret olduğu için ruh yok.
Seçilen başkanların birçoğu seçim sonrasında tanıdıklar fazlalaştığı için vakitleri olmuyor, hep toplantıdalar.
Bunca toplantıdan sonuç olarak çıkan şey kocaman bir hiç.
Seçim zamanı yaklaştıkça en çok istedikleri şey tekrar aday gösterilmesi, en korktukları şey yerlerine yeni birilerinin gelmesi oysa halkın içinde insanlarla çıkarsız toplum yararına çalışan çok kişi var.
Halkın tek istediği şeyse kendisini yeterli gören kişilerin aday olması ve özgürce istediğini seçmesi. İstemediği şeyse partilerin istediği kişileri aday göstermesi çünkü böyle kişilerin yeterli oyu alamayacaklarını düşündükleri için buna cesaretleri yok.
Bir belediye başkanının iyi çalışması tek başına olmaz, olamaz mesela bir yeri temizler halka açar ancak halk bu yapılan çalışmaya destek vermez kirletirse istedikleri kadar temizlesinler yani tütün içen insanların yolları kirletmesi gibi süpürülen yer arkadan dolmaya devam eder oysa belediyenin halkla işbirliği yapması en iyi sonucu verdiği gibi sokaklarda çalışan insanların işlerini hafifletir.
Buna başka farklı örnekler verilebilir.
Büyük, küçük fark etmez belediyelerin halka hizmetmiş gibi görünen beyaz masa gibi yerlerin kayıt altına aldıkları bilgilerden sonra çözüme ulaşmayan konulara odaklanarak görev alanı dışında diye reddedilen birçok sorun var.
İsteyen bir konuyla ilgili başvuru yapabilir ve hiç bir sonuç elde edemediğini görebilir yani siyaset böyle birşey.
Mesela misal vermek gerekirse bir konu üzerinde duralım.
Girişimci bir kadın çiftçiliği daha ileriye taşımak için elinde ne var ne yok vermiş arazilerini yüz dönüme çıkartmış.
Toprağı elmaya çok uygun olduğu için elma dikimine karar vermiş.
Dikimler ve ekimler için son günlere yaklaşıldığı için gidip tarıma, oradan gerekli bankaya fide alımı için krediye müracaat etmiş. Her ikisinden de olumlu yanıt almış ve bankada işlemler sürerken fideler için 300 bin liraya yakın bir anlaşma yaparak senetleri imzalamış.
Banka önce yirmi gün kadının ödenmemiş veya biraz gecikmiş bir borcunu bahane etmiş bu giderilmiş. Daha sonra iki kefil istemiş ve kefilin biri umreye gittiği için yerine başka birini bulmak gerekmiş ve bulunup kefiller imzalarını atmış. Bu sefer bankada raporun belli bir süresi varmış bu süre aşıldığı için kadın tekrar hazırlayabileceğini söylediği halde banka kabul etmemiş ve ilçesinde yapamadığı durumdan dolayı şehre gelip durumu aynı banka müdürlerine söylemek için gelmiş.
Bir banka müdürüyle bir konu konuşurken odaya çok üzgün, kırgın, ağlamaklı bir şekilde bir kadın girdi ve müdüre yalvarırcasına durumu anlattı.
"Bir yıl kaybetmek istemiyorum ayrıca senetleri imzaladım, zarar eder batarım"diyordu.
Kadınla kalkıp şehrin valisinin kapısını çaldık.
Vali yardımcısına gönderdi meğer Valinin şoförüyle yakın köydenlermiş yani adamın köyünden geçmeden kadının köyüne gidilmiyormuş.
Bizde oradaki herkese eğer "bir elma ağacı altında gölgelenirken düşen elmayı yemek istiyorsanız lütfen bu işe el atın" demiştik.
Onlarda ilçe kaymakamını arayacaklarını söylemişler. gerçekten aramışlar. kaymakam banka müdürünü aramış.
Sonuç ocak ayında ödemeler yapılacak denmiş.
Biz de fidelere diyeceğiz ki "üzgünüz sizi toprakla buluşturmak için dikemeyeceğiz çünkü sizin toprağa hasret çektiğinizi, insanların bu pahalılıkta bizim gibi sizi yetiştirmek istediğimizi anlamıyorlar"
Ağlaşır işte doğa o anda.
Hiç birimiz bir işi tık kapı bitiremiyoruz.
Sorun bürokratik engeller.
Sondan başa geldik böylece bir varmış, bir yokmuş gibi. Bir iş ya yapılır ya yapılmaz bunun başka yolu yok.
İnsanlar bunca işin ehli varken birşeyi yapmakta neden bu kadar zorlanıyorlar anlamak güç.
Urfa belediye başkanı hemen hemen hergün kitap fuarını ziyaret ederek özellikle kendisini çevreleyen çocuklarla sarmaş dolaştı ancak bu insanların bir de isdihtamı var. 
Geleceğe odaklanamayan bugünü kaybetmiş demektir.
Gerçekte olsa tüm yaşananlara bir çizgi çekerek bu yaşanan olay üzerine bir öykü yazalım.
Bir kadın ekip dikmek için toprak aldığı gibi şehrin en ileri gelenleri hayırlı olsun'a gidiyormuş.
Toprak, tarımla uğraşan makamlar fidecileri de alarak o yüz dönüm arazide bir çalışma yaparak hemen fidanlar el birliğiyle ekiliyormuş.
Daha önceden herkesin bir ağaç gölgesi olması için gönüllü ekim-dikimcilere ev sahibi kadın semaverde çay demleyerek güzel bir ziyafet çekiyormuş.
Böylelikle ilçenin köyü tanınmış reklamı baştan yapmış oluyormuş.
Sonrasında kağıtla ilgili herşey hazırlanarak bankacıların kadını ziyaret ederek verilen kredinin fide takibi uğraşmadan, uğraştırmadan yapılıyormuş.
Bunlar nerede bu kadar kolay yapılabilir istenirse yapılır ancak böyle şeyler sadece filmlerde oluyor yada rüyalarda.
Belediyeler ve başkanları şehrin babası değil mi bazıları giderken dualar bazıları beddualar alıyormuş pek ala sebebi ne .
Herşey ortada işte.
Siyaset, Siyasetçiler.
Seçim, Seçmen ve seçilenler.
Sonrası.
İstenirse iyilik güzellik hep devam eder ve dikilen her fidanın gelirini boş verirsek şehre hava, su ve gıda temin eder.