Image

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde Meslekdaşlarımızdan Herkese, Zeytin Dalı

Habercilik önemli bir meslektir fakat o gözlerin gördüğü olayları tüm çıplaklığıyla yayınlamış olsalardı, "vay be dünyadaki insanlar bu kadar mı kötü" derdik ve dayanılmaz bir toplumsal ağırlık çökerdi insanların üzerine.
Bir olayı, durumu yada bir duyuruyu haber yaparken yada yazarken aynı dil bilmeyen insanları tercüme edenlerin çevirileri gibidir durum, özellikle haber son dakika gibi canlı veriliyorsa.
Anlık olarak saniyeler içindeki bir görüntü bile insanları yukarı çıkarabilir yada yere düşürebilir.
bir insan sevmediği bir kişiyi yerlerde sürüyerek reyting alsa ne olacak, para kazanacak. 
Para şimdiye kadar herşeye çözüm olsaydı makineler zaten durmadan basıyor ancak insan olmak herşeyden önemlidir.
Bir olumsuzluk ve kötülük karşısında haberi elde eden kişi, sonrasını da düşünerek hareket etmeli.
Kötü şeyleri topluma yayarak öğretici şekle gelmesinde de, yazanlar sorumludur. Öyle bir ince ayar verilmesi gerekiyor ki, haber herkes tarafından okunsun, bilgilendirici olsun, hiç kimseyi tarumar etmesin ancak bazı haberler yazılması yerine gerekli yerlere bildirilmesi herkesi korur.
Yazarken güzel kelimeleri seçerek topluma huzur veren, yandaş olmayan, tarafsız bir şekilde eğer bir sorun varsa bunu tatlı diliyle çözen kişilerin elleri, düşünceleri var olsun.
İçi nefret dolu yazı yazan insanların da kaleminin ucu kırılsın çünkü kişisel olarak sevmediği kişilere, topluluklara saldıran bir çok kişi gazeteciliği kişiselleştirmiş olur ve yazdıklarının asla haber değeri yoktur.
İnsanların hassas olduğu din, futbol ve siyasetle ilgili konularda çok fazla içine girilmeden, dışında da kalmadan denge çok önemlidir.
Basın camiasının en komik tarafı da onca zahmet ve zorlukla elde edine birçok gazetecinin çalışmalarının hiç bir işe yaraması yani haber dünyası tüm çıplağıyla bilinmez mutlaka kendi içlerinde bir işleyiş vardır.
Bu arada bir konuyu yazdıkları için birçok gazeteci hedef alınarak hayatını kaybetmiştir oysa onlarda bazı konular hakkında bildiklerini yazmamış olsalardı şimdi çalışan gazeteci olacaklardı.
Savaş alanlarında çalışan gazeteciler de haber uğruna oldukça çok zor koşullarda çalışmaktadır.
Madem konumuz çalışan gazeteciler onların da kendisini savunma ve koruman hakkı vardır.
birbirimizi anlamadan dinlemeden bir manşet geçerek herşeyi yıkıp dökmek, hiç bir insana yakışmaz.
Sorunları duyurmak için sıraya koyarak karışıklığı çözmek hepimizin vazifesidir.
Böyle şeyleri kutlamak yerine birbirimizi anlamak, oturup bir kahve içmek her zaman birbirimize ihtiyacımız olduğunu hissettirir.
Ayrıca bir gazeteci için en zor olanıysa tüm çabalarına rağmen kapı dışarı edildiğinde düşünce olarak kendisine yakın olmasa bile ekmek parası için boyun eğmeleri.
İşte burada devreye giren samimiyetsiz çalışma, hem işveren, hem çalışan için samimiyetsiz bir durum ortaya çıkardığından güven sorunu yaşanabilir.
Çalışan veya çalışmayan basın camiasındaki aşağıdan yukarıya herkes bir gün işte o gün sıra kendisine geldiğinde diğer kapılardan girebilmesi için çok dikkatli olması gerekir.
Fotoğraf Ankara Çankaya'daki gazeteciler cemiyetinden. El heykeli ise manidardır yani ne yaparsan elinle o gelir seninle.