Image

Ahilik, Meslekler ve Kayseri Ahi Evran Zafiyesi, Müzesi Gezilecek Yerlerden

Meslek, altın bileziktir ancak bir imza çalışması yoksa insanın sadece işçilik yapar , gelir geçer ancak insanlar birşeyler ortaya çıkartmak için üç-beş gün yada aylar değil, yıllarca çalışmış, çabalamış bir eser koyabilmişlerdir ortaya.
En sıradışı şeyler için büyük zorluklar çekilir, keşifler içinde öyledir. 
Vatan, toplum ve değer uğruna çalışanlar her şarta şükrederler ve vazgeçip çekilmez daha fazla çalışıp bir isim elde ederler. Hak ederler de çünkü birçok meslek kendiliğinden ortaya çıkarak oldukça fazla kişiye kadar taşınmıştır. 
Bu dünyanın en faydalı insanları belli bir tarz oluşturan, isim yapan kişiler yerlerine kendileri gibi yetenekli, nitelikli çırak, usta yetiştirenlerdir. Öyle çok zorluk, öyle zahmet çekmişlerdir ki, geçmişte hiç birşey kolay olmamıştır.
Demirci, demiri işlemek için araba yoktu ne kadar zahmet çekmiştir ancak bildiği iş sadece böyle birşey olunca vazgeçmemiş ve ekmeğini elindeki mesleğiyle hiç kimseye muhtaç olmadan kazanmayı başarmıştır.
Eskiden ilk aletler kemikten, tahtadan, en son demirle tüm herşey baştan sona bozulma yalamıştır çünkü demir falancayla karışınca metal, filancayla karışınca başka bir şey olmuştur.
Keşifler arttıkça dünya modernleşmeye, endüstrileşmeyse insanları köleleştirmiştir çünkü bu devirde hiç bir usta işini devam ettirmek için yetiştirecek çırak bulamadığı için artık büyükşehirlerin merkezlerinden çekilen birçok meslek, kıyıda köşede bulunur olmuştur.
Son yıllarda okullar öyle çok atak yapmıştır ki, okulun mesleğin olacak, diploman iş bulacak gibi fakat bu konuda eğitim sistemi biraz değil çok geç kaldığından iş olsa da çalışmayan, toprağı olsa da üretmeyen bir nesil otaya çıkmıştır.
Buna sebep olan birçok farklı etken olsa da esnafların kendi başına bırakılması, çok fazla desteklenmemesi, ailelerin çocuklarını ustalara teslim ederken meşhur "eti senin, kemiği benim" cümlesi, bazı ustaların çocuklara kötü davranması ve eziyet etmesi yok oluşu hızlandırmıştır.
Çorum'un en meşhur leblebicisinde leblebi çalışırken usta bir çırağın on yılda yetiştiğini söylediğinde şaşkınlık yaşıyor insan.
İşin içine girip çıktığımızda leblebi demek nohut çuvalı taşımak demekti. yani belli bir numaralı nohut altında ateş yana belli bir yerde ağır ağır, kavruluyor, su ile nemlendiriliyor sonrasında çuvala doldurulup kuruması için ayak altı olmayan dam gibi düz bir yere seriliyor. Bu işlemin beş-on kez tekrar ettiğini düşünürsek küçük yaştaki çırak olarak verilen çocukların bunları yapma gücü yetmez ancak azarla, dayakla yettiriyorlar işte.
İstanbul bahçeli evlerde bir hayır severin öncülük ettiği ve yer verdiği umut çocuklarına çok yıllar önce neden sokaklara düştüklerini sormuş, yardım etmek istemiştim ancak çocuk yuvalarından mobilyacı, tamirci gibi yerlere meslek edinmeleri için verilen çocukların şiddete maruz kaldığı, maaşlarının ve sigortalarının ödenmediğini, böylelikle sokaklara düştüklerini ve bir daha kötü insanlardan kurtulamadıklarını söylemişlerdi.
Acının ötesinde çalışmayan denetim mekanizmasından faydalanan birçok kişi verilen tüm imkanları bozabiliyor ve bu durumda toplumsal bir facia yaşanarak herkes mağdur oluyor yani ufacık bir insanlık bile belki de çığır açacak teknikler geliştirmemizi sağlayabilirdi.
Son yıllarda kaybedilen birçok meslek artık müzelik olduğu için özellikle belediyeler böyle meslekleri yapayda olsa canlandırıyorlar ancak yaşamadıktan sonra neye yarar.
Eskiden beri cazibesini yitirmeyen mesleklerden birkaçını listeleyelim.
Bakırcılık, dolaylı olarak kalaycılığı alt meslek grubuna almış.
Terzilik, en bilindik meslektir ancak müzede birçok şey eksikti mesela el ve makine dikiş iğneleri..
Dericilik eskiden beri hayvancılık yapan birçok kişinin en çok faydalandığı sektördür çünkü çeşitliliği çoktur. Hiç birşey yapmasalar bile hayvanların derileriyle yapılan abalar, oturmak için yünlü postlar, modernliğe geçişte çantadan ayakkabıya, davuldan giyime, kemere, cüzdana sayılamayacak kadar çok çeşit meslekler düzineyle var.
Berberlik çok halen geçerliliğini yitirmemiş bir meslektir.
Hayvanın derisinden hariç yünü, ip yapılarak oldukça fazla alt grup oluşturmaktadır. kilimler, halılar, çoraplar.
Öyle çok meslek grubu var ki kişinin bahçesinde ağaç varsa onun dallarında sepet örmüş, sulak yerlerdeki kamışlar ney, kaval ve ip olmuş dolayısıyla hasırlar örülmüş ve eski insanlar doğallıkla yaşamışlar ancak reklam özentileriyle köyünü terk eden çok kişi herşeyi bırakmış, bildikleriyle yok olup gitmiş çok şey.
Şu an yaşayan mesleklerse talep edilenlerdir onlarda can çekişerek yaşıyorlar.
Bunun yanında at varsa nalbantlık, semercilik gibi birçok mesleklerle uzar gider liste.
Burada olmayan birçok meslek sonradan gelme değildir mesela aşçılık.

Kim ki, çalışır çabalar bir işi yarım bırakmazsa onu toplum baştacı eder. Vazgeçmek acziyet, cesaretsizlik ve başarısızlıktır ancak yine de kişilerin başladıkları işe kaldıkları yerden başlamaları büyük cesarettir.
Tüm usta ve çıraklara ve ahi insanlara teşekkür borç biliriz.
İyilik, güzellik böyle birşey işte.
Haberciden kültür araştırmacısının sizler için çekip yayınladığı meslek gruplarını linkte görebilirsiniz.
Müzenin kuruluş hikayesindeki önemli bir notu düşürmek gerekirse zamanında Ahi Evran'ın Kayseri'den geçerek bir müddet meslekleri yaşattığı anlatılmıştı. Dahası müze girişindeki deri terbiye taşları ağızı ile yazılmış yazının anlamı yani deri işleme taşlarıdır.
Bunun üzerine "Eski çamlar bardak oldu" atasözü ne güzel gider.

https://www.youtube.com/watch?v=guuHZOHWn10